seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


SELDA ÇAPAR

facebook-paylas
PALERMO: BİR ŞEHRİN HAFIZASINDA YÜRÜMEK
Tarih: 04-11-2026 18:31:00 Güncelleme: 04-11-2026 18:42:00


Pa­ler­mo ya da eski Yu­nan­ca adıy­la büyük liman an­la­mı­na gelen Pa­nor­mos; altın ça­ğı­nı 11. yüz­yıl­da haçlı se­fer­le­ri ile bu­ra­yı alan Nor­man­lar yani Vi­king­ler dö­ne­min­de ya­şa­mış. Nor­man­lar, ro­ma­nesk ve arap bi­zans tar­zı­nı har­man­la­ya­rak mi­ma­ri­si zıt­lık­lar­la dolu bu şehre dam­ga­la­rı­nı vur­muş­lar. Daha sonra ken­di­le­ri­ne Av­ru­pa kı­ta­sın­dan ve­ri­len bu­gün­kü adı Nor­man­di­ya olan kuzey ül­ke­le­ri­ne yer­leş­miş­ler. Şehri ge­zer­ken mi­ma­ri ya­pı­lar­da­ki te­zat­lı­ğı, bir­bi­riy­le muh­te­şem bir uyum­la har­man­lan­mış kül­tür bi­ri­ki­mi­ni siz de hemen fark ede­cek­si­niz.

 

 

“Si­cil­ya’sız bir İtalya, ruhta bir resim 
oluş­tur­maz; her şeyin anah­ta­rı bu­ra­da.”

Go­et­he, 13 Nisan 1787’de Pa­ler­mo’day­ken bu söz­le­ri söy­le­di­ğin­de neyi kas­tet­miş­ti, bil­mi­yo­rum. Ama Si­cil­ya’yı ta­nı­dık­ça, bu ada­nın İtalya’yı an­la­ma­nın çok öte­sin­de, başlı ba­şı­na keş­fe­dil­me­si ge­re­ken bir dünya ol­du­ğu­nu daha iyi an­lı­yo­rum. Pa­ler­mo ise bu dün­ya­nın en çar­pı­cı du­rak­la­rın­dan biri.

 

Si­cil­ya’nın baş­ken­ti Pa­ler­mo’ya adım at­tı­ğı­nız­da sizi yal­nız­ca ta­ri­hî ya­pı­lar, mey­dan­lar ve Ak­de­niz gü­ne­şi kar­şı­la­mı­yor. Bu­ra­sı, bir­bi­rin­den fark­lı uy­gar­lık­la­rın iz­le­ri­ni ta­şı­yan, gü­zel­li­ği kadar çe­liş­ki­le­riy­le de in­sa­nı ken­di­ne çeken bir şehir. Bir kö­şe­de ih­ti­şam­lı bir saray, bir­kaç sokak ötede yor­gun bir bina; bir mey­dan­da gör­kem­li ki­li­se­ler, hemen ya­nın­da ha­ya­tın bütün gü­rül­tü­süy­le ak­tı­ğı bir pazar… Pa­ler­mo’da hiç­bir şey tek ba­şı­na değil. Her gö­rün­tü­nün ar­dın­da başka bir hi­kâ­ye var.

 

 

Bir ha­va­ala­nın­dan daha faz­la­sı

Pa­ler­mo’ya ge­len­le­rin kar­şı­laş­tı­ğı ilk önem­li isim­ler­den ikisi, şeh­rin ha­va­ala­nı­na ve­ri­len Fal­co­ne ve Bor­sel­li­no ad­la­rı­dır. Gi­ovan­ni Fal­co­ne ve Paolo Bor­sel­li­no, Si­cil­ya maf­ya­sı­na karşı ver­dik­le­ri mü­ca­de­ley­le ta­ri­he geçen iki savcı.
Fal­co­ne, 23 Mayıs 1992’de Ca­pa­ci’de, Pa­ler­mo’dan dönüş yo­lun­da oto­yo­lun al­tı­na yer­leş­ti­ri­len bom­bay­la dü­zen­le­nen sal­dı­rı­da eşi ve ko­ru­ma­la­rıy­la bir­lik­te öl­dü­rül­dü. Yak­la­şık iki ay sonra, 19 Tem­muz’da Bor­sel­li­no da bom­ba­lı sal­dı­rı­da ha­ya­tı­nı kay­bet­ti. İki ci­na­yet, yal­nız­ca Si­cil­ya’da değil, bütün İtalya’da büyük bir öfke ve tepki ya­rat­tı.

 

Pa­ler­mo’nun maf­yay­la iliş­ki­si­ni an­la­tır­ken ak­lı­ma gelen bir başka isim de Pep­pi­no Im­pas­ta­to. Mafya bağ­lan­tı­lı bir aile­den gelen Pep­pi­no, ga­ze­te­ci­lik ya­pa­rak ve radyo ya­yın­la­rın­da maf­ya­yı açık­ça eleş­ti­re­rek bu dü­ze­ne karşı çıktı. Henüz otuz ya­şın­day­ken, 1978’de öl­dü­rül­dü. Pep­pi­no’nun ha­ya­tı­nı an­la­tan I Cento Passi (Yüz Adım) fil­mi­ni iz­le­yen­ler, onun ce­sa­re­ti­ni ve ya­şa­dı­ğı çev­rey­le mü­ca­de­le­si­ni ha­tır­la­ya­cak­tır. Film­de, iki nokta ara­sın­da­ki en kısa me­sa­fe­nin düz bir çizgi ol­du­ğu söy­le­nir. Pep­pi­no ise kendi mem­le­ke­ti Ci­ni­si’de ve tüm Si­cil­ya’da yol­la­rın nasıl ge­rek­siz yere uza­tıl­dı­ğı­nı, oto­yol­la­rın nasıl do­lam­baç­lı hâle ge­ti­ril­di­ği­ni an­la­tır. Bu sahne, maf­ya­nın yal­nız­ca in­san­la­rı değil, gün­de­lik ha­ya­tı ve ka­mu­sal dü­ze­ni de nasıl et­ki­le­ye­bil­di­ği­ni çar­pı­cı bi­çim­de gös­te­rir.

 

Pa­ler­mo’yu ge­zer­ken bu isim­le­ri ha­tır­la­mak önem­li. Çünkü bu şehir, yal­nız­ca sa­na­tın ve mi­ma­ri­nin değil, kor­ku­nun, sus­kun­lu­ğun ve o sus­kun­lu­ğu boz­ma­ya ce­sa­ret eden in­san­la­rın da hi­kâ­ye­si­ni ta­şı­yor.


So­kak­lar­da uy­gar­lık­la­rın izini sür­mek
Pa­ler­mo’yu keş­fet­me­nin en güzel yol­la­rın­dan biri yü­rü­mek. Şeh­rin ta­ri­hî mer­ke­zin­de Corso Vit­to­rio Ema­nu­ele, Via Roma ve Via Ma­qu­eda çev­re­sin­de do­la­şır­ken fark­lı dö­nem­le­rin bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­ğı bir mi­ma­riy­le kar­şı­la­şı­yor­su­nuz. Arap, Bi­zans ve Nor­man et­ki­le­ri; daha son­ra­ki dö­nem­le­rin iz­le­riy­le yan yana du­ru­yor. Bu ne­den­le Pa­ler­mo, alı­şık ol­du­ğu­muz kla­sik İtalya gö­rün­tü­sün­den fark­lı bir ka­rak­te­re sahip.

 

 

Ben keş­fi­me Pa­laz­zo dei Nor­man­ni, yani Nor­man­lar Sa­ra­yı’ndan baş­la­dım. Bugün Si­cil­ya Böl­ge­sel Par­la­men­to­su’na ev sa­hip­li­ği yapan saray, fark­lı uy­gar­lık­la­rın aynı me­kân­da nasıl iz bı­ra­ka­bil­di­ği­nin et­ki­le­yi­ci ör­nek­le­rin­den biri. Ancak asıl gör­kem, sa­ra­yın için­de­ki Cap­pel­la Pa­la­ti­na’da. Altın ze­min­li mo­za­ik­le­ri, ince iş­çi­li­ği ve fark­lı sanat ge­le­nek­le­ri­ni bu­luş­tu­ran süs­le­me­le­riy­le bu küçük şapel, Pa­ler­mo’da mut­la­ka gö­rül­me­si ge­re­ken yer­le­rin ba­şın­da ge­li­yor.

 

Sa­ra­yın ya­kı­nın­da­ki San Gi­ovan­ni degli Ere­mi­ti Ki­li­se­si ise kır­mı­zı kub­be­le­riy­le hemen dik­kat çe­ki­yor. Bah­çe­sin­de do­laş­mak, şeh­rin kar­ma­şa­sı için­de kısa bir mola ver­mek için güzel bir fır­sat.


Corso Vit­to­rio Ema­nu­ele bo­yun­ca iler­le­di­ği­niz­de Pa­ler­mo Ka­ted­ra­li kar­şı­nı­za çı­kı­yor. Şeh­rin fark­lı dö­nem­le­ri­ni üze­rin­de ta­şı­yan bu gör­kem­li ya­pı­nın dış gö­rü­nü­şü bile et­ki­le­yi­ci. Mi­ma­ri­sin­de­ki çe­şit­li­lik, Pa­ler­mo’nun ta­ri­hi­ni tek bir üs­lu­ba sığ­dır­ma­nın müm­kün ol­ma­dı­ğı­nı ha­tır­la­tı­yor. Ka­ted­ra­lin te­ra­sı­na çı­ka­bi­lir­se­niz şehri yu­ka­rı­dan iz­le­mek de ayrı bir de­ne­yim.

 

Yü­rü­yü­şü­nü­zü Qu­att­ro Canti’ye, yani Dört Köşe Mey­da­nı’na doğru sür­dü­rün. Dört yolun ke­siş­ti­ği bu mey­da­nın kö­şe­le­rin­de­ki cep­he­ler; hey­kel­le­ri, çeş­me­le­ri ve fark­lı kat­la­ra ya­yı­lan süs­le­me­le­riy­le adeta açık hava sah­ne­si oluş­tu­ru­yor. Biraz ile­ri­de­ki Pi­az­za Pre­to­ria’da ise deniz tan­rı­la­rın­dan hay­van­la­ra, çıp­lak kadın ve erkek fi­gür­le­ri­ne uza­nan hey­kel­le­riy­le ünlü Fon­ta­na Pre­to­ria bu­lu­nu­yor. Halk ara­sın­da Utanç Çeş­me­si ola­rak anı­lan bu yapı, benim için mey­da­nın en il­ginç ay­rın­tı­la­rın­dan biri.

 

Ya­kın­da­ki Pi­az­za Bel­li­ni’de bu­lu­nan Mar­to­ra­na Ki­li­se­si’ni de gör­me­den geç­me­yin. Muh­te­şem mo­za­ik­le­riy­le Pa­ler­mo’nun en et­ki­le­yi­ci dinî ya­pı­la­rın­dan biri. Her kö­şe­de başka bir ay­rın­tı, başka bir dönem kar­şı­nı­za çı­kı­yor. Pa­ler­mo’yu özel kılan da biraz bu: Bir ya­pı­ya ba­kar­ken yal­nız­ca onun gü­zel­li­ği­ni değil, yüz­yıl­lar bo­yun­ca el de­ğiş­ti­ren bir coğ­raf­ya­nın iz­le­ri­ni de gö­rü­yor­su­nuz.

 

CA­TA­COM­BE DEI CAP­PUC­CI­NI

 

Adın­dan da an­la­şı­la­ca­ğı gibi bu ye­ral­tı me­zar­la­rı eşi gö­rül­me­miş bir ta­rih­sel olay ol­du­ğu gibi tu­rist­ler için de deh­şet­li bir ca­zi­be­ye sahip olmuş. Hi­ka­ye­si şöyle...İtalya' nın Si­cil­ya böl­ge­sin­de bu­lu­nan ve 16. yy' da ku­ru­lan ki­li­se­de bu­lu­nan ra­hip­ler 19.yüz­yı­la kadar gö­rül­me­dik bir uy­gu­la­ma baş­la­tır­lar. Ölü­le­ri mum­ya­la­ya­rak bir kıs­mı­nı raf­la­ra dizen ra­hip­ler ba­zı­la­rı­nı da du­var­la­ra asar­lar. Baş­lan­gıç­ta ye­ral­tı me­zar­la­rı sa­de­ce ölen ke­şiş­ler için dü­şü­nül­se de devam eden yüz­yıl­lar­da ye­ral­tı me­zar­la­rı­na gö­mül­mek bir statü sem­bo­lü ha­li­ne gelir.

 

Ölen ki­şi­ler günün mo­da­sı­na uygun kı­ya­fet­le­riy­le ve de­ği­şik mum­ya­la­ma tek­nik­le­riy­le def­ne­di­lir­ler. Ka­sa­ba­nın önem­li ve zen­gin in­san­la­rı­nın giy­si­le­ri her yıl ye­ni­le­nir­ken fa­kir­le­re do­ku­nul­maz. En son iş­le­mi 19. yy ba­şın­da yapan ra­hip­ler raf­la­ra ve du­var­la­ra 8 bin ki­şi­yi mum­ya­la­ya­rak diz­miş­ler. Bu ina­nıl­maz me­za­rın or­ta­ya çı­ka­rıl­ma­sı Hı­ris­ti­yan ale­min­de şok et­ki­si yapar ve Papa' nın ka­ra­rıy­la bu iş­lem­den vaz­ge­çi­lir. Bu mum­ya­la­rın için­de­ki biri var ki Ro­sa­lia Lom­bar­do yani bi­li­nen is­miy­le uyu­yan güzel...1918-1920 yıl­la­rı ara­sın­da Si­cil­ya' da ya­şa­mış olan Ro­sa­lio ölü­mün­den sonra dok­tor Alf­re­do Sa­la­fio ta­ra­fın­dan nasıl ya­pıl­dı­ğı halen açık­la­na­ma­mış özel bir tek­nik­le mum­ya­la­na­rak cam­dan ta­bu­tu­nun için­de derin bir uy­ku­ya dal­mış gibi gö­rü­nü­yor.

 

Pa­ler­mo’nun ger­çek ha­ya­tı: Pa­zar­lar
Pa­ler­mo’yu yal­nız­ca sa­ray­lar­dan, ki­li­se­ler­den ve mey­dan­lar­dan iba­ret sa­nır­sa­nız şeh­rin asıl ka­rak­te­ri­ni ka­çı­rır­sı­nız. Onu an­la­mak için pa­zar­la­rı­na da ka­rış­mak ge­re­ki­yor.

 

Vuc­ci­ria, Bal­larò ve Capo… Her biri başka bir dün­ya­nın ka­pı­sı­nı açı­yor. Tez­gâh­lar­da mey­ve­ler, seb­ze­ler, pey­nir­ler, ba­ha­rat­lar ve deniz ürün­le­ri; so­kak­lar­da sa­tı­cı­la­rın ses­le­ri, bir­bi­ri­ne ka­rı­şan ko­ku­lar ve bit­me­yen bir ha­re­ket­li­lik var.

 

Vuc­ci­ria’nın özel­lik­le akşam sa­at­le­rin­de bam­baş­ka bir ha­va­sı olu­yor. Iz­ga­ra­lar­da pişen stigg­hi­ola’nın du­ma­nı, bir kö­şe­de soh­bet eden in­san­lar, elin­de içe­ce­ğiy­le ka­la­ba­lı­ğı sey­re­den­ler… Her­ke­sin ken­di­ne göre bir yeri, bir alış­kan­lı­ğı var. Bazen yal­nız­ca bir ke­na­ra otu­rup ha­ya­tın akı­şı­nı iz­le­mek bile ye­ter­li.

 

Benim fa­vo­rim ise Bal­larò. Sabah sa­at­le­rin­de pa­za­ra uğ­rar­sa­nız sa­tı­cı­la­rın coş­ku­lu ses­le­riy­le kar­şı­la­şır­sı­nız. Tez­gâh­lar­da­ki renk­ler, taze ürün­ler ve yerel ha­ya­tın te­la­şı ara­sın­da do­la­şır­ken Si­cil­ya’nın mut­fak kül­tü­rü­nü de ta­nı­ma­ya baş­lar­sı­nız. Köz­len­miş en­gi­nar ve soğan, haş­lan­mış pa­ta­tes, taze pey­nir­ler… Bazen en güzel yemek, gös­te­riş­li bir res­to­ran­da değil, pa­za­rın için­de aya­küs­tü ye­di­ği­niz bir şey­dir.

 

Bal­larò’da beni ay­rı­ca küçük aile iş­let­me­le­ri et­ki­li­yor. Büyük res­to­ran­la­rın dı­şın­da, kendi ev­le­ri­nin önün­de bir­kaç masa ku­ra­rak yemek yapan, ha­zır­la­dık­la­rı ma­kar­na­la­rı sunan aile­ler­le kar­şı­la­şa­bi­li­yor­su­nuz. Bu tür yer­ler­de yemek, yal­nız­ca karın do­yur­mak değil; bir şeh­rin gün­de­lik ha­ya­tı­na biraz olsun ka­tıl­mak an­la­mı­na ge­li­yor.

 

Şeh­rin için­de bir vaha
Pa­ler­mo’nun ka­la­ba­lı­ğın­dan uzak­laş­mak is­te­di­ğim­de ak­lı­ma gelen yer­ler­den biri Orto Bo­ta­ni­co, yani Bo­ta­nik Bah­çe­si. Tro­pi­kal bit­ki­le­ri, bam­bu­la­rı, kak­tüs­le­ri, çi­çek­le­ri ve büyük ağaç­la­rıy­la şehir için­de başka bir dün­ya­ya geçer gibi olu­yor­su­nuz.

 

 

Do­ğa­ya ve ağaç­la­ra özel bir il­gi­niz varsa bu­ra­yı mut­la­ka lis­te­ni­ze alın. Şe­hir­le­ri yal­nız­ca ta­ri­hî ya­pı­la­rı ve mü­ze­le­riy­le ta­nı­mak bana hep eksik ge­li­yor. Bir ken­tin ağaç­la­rı, bah­çe­le­ri ve ye­şi­le ayır­dı­ğı alan­lar da onun hak­kın­da çok şey söy­lü­yor.


Pa­ler­mo’da ay­rı­ca Gi­ar­di­no Ga­ri­bal­di ve Pi­az­za Ma­ri­na çev­re­sin­de do­laş­ma­yı se­vi­yo­rum. Bah­çe­de­ki de­va­sa, yaşlı ağaç­lar in­sa­nı bir süre durup bak­ma­ya zor­lu­yor. Kök­le­ri­ni dal­lar­dan yere sar­kı­ta­rak bü­yü­yen bu ağaç­la­rın göl­ge­sin­de tur­la­mak, günün tem­po­su­nu de­ğiş­tir­mek için güzel bir fır­sat.


Ak­şa­müs­tü Te­at­ro Mas­si­mo’ya doğru yü­rü­ye­bi­lir, çev­re­de­ki ka­fe­ler­den bi­rin­de kahve ve tatlı mo­la­sı ve­re­bi­lir­si­niz. İtalya’nın en büyük opera bi­na­la­rın­dan biri olan bu gör­kem­li ya­pı­yı, The God­fat­her fil­mi­nin son bö­lü­mün­den ha­tır­la­yan­lar da ola­cak­tır.

 

Pa­ler­mo’dan ge­ri­ye kalan
Pa­ler­mo, tek bir sı­fat­la an­la­tı­la­bi­lecek şe­hir­ler­den değil. Gör­kem­li ama yor­gun, gü­rül­tü­lü ama bü­yü­le­yi­ci, geç­mi­şin ağır­lı­ğı­nı ta­şı­yan ama ha­ya­tın bütün can­lı­lı­ğıy­la ak­tı­ğı bir yer. Bir yanda altın mo­za­ik­ler­le be­ze­li şa­pel­ler, diğer yanda sokak pa­zar­la­rı; Arap mi­ma­ri­si, İspan­yol­lar­dan kalma Barok ya­pı­lar, bir yanda maf­ya­nın ka­ran­lık ta­ri­hi, kirli ba­kım­sız so­kak­lar, diğer yanda o ka­ran­lı­ğa karşı se­si­ni yük­sel­ten in­san­la­rın hi­kâ­ye­le­ri…

 

 

Belki de bu yüz­den Pa­ler­mo’da ge­zer­ken yal­nız­ca bir şehri ta­nı­mı­yor, aynı za­man­da onun çe­liş­ki­le­riy­le de yüz­le­şi­yor­su­nuz. Gü­zel­lik her zaman ku­sur­suz­luk demek değil. Bazen bir şeh­rin ruhu, tam da zıt­lık­la­rı­nın ara­sın­da be­li­ri­yor.



Bu yazı 6 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI