seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


ELİF UZUN

facebook-paylas
O İYİ İNSANLAR, O GÜZEL ATLARA…
Tarih: 01-11-2026 15:23:00 Güncelleme: 01-11-2026 15:39:00


Bu ayki ya­zı­mı ha­zır­lar­ken, Türk özgün baskı sa­na­tı­nın öncü isim­le­rin­den Prof. Dr. Sü­ley­man Saim Tek­can’ın vefat ha­be­ri­ni aldım. Saim Hoca’yı, de­ğer­li hocam Ramiz Aydın sa­ye­sin­de ta­nı­mış­tım. Ar­dın­dan bı­rak­tı­ğı sanat mi­ra­sı­nı dü­şü­nür­ken, onun yal­nız­ca eser­le­riy­le değil, sa­na­tın ge­le­ce­ği­ne yap­tı­ğı ya­tı­rım­la da ha­tır­lan­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne ina­nı­yo­rum.

 

 

1940 yı­lın­da Trab­zon’da doğan Sü­ley­man Saim Tek­can, Gazi Eği­tim Ens­ti­tü­sü Re­sim-İş Bö­lü­mü’nden mezun oldu. Sa­nat­çı, aka­de­mis­yen ve eği­tim­ci kim­lik­le­riy­le Türk sanat ha­ya­tın­da önem­li bir yer edin­di. Özel­lik­le özgün baskı sa­na­tı­nın ge­liş­me­si­ne kat­kı­la­rı, ge­liş­tir­di­ği tek­nik ve ye­tiş­tir­di­ği sa­nat­çı­lar­la ka­lı­cı bir iz bı­rak­tı.

 

 

Ancak benim için Saim Hoca’nın en et­ki­le­yi­ci gi­ri­şim­le­rin­den biri, 2004 yı­lın­da kur­du­ğu İstan­bul Gra­fik Sa­nat­lar Mü­ze­si, yani İMOGA’ydı.

 

Çünkü sanat üret­mek kadar, sa­na­tın bi­ri­ki­mi­ni ko­ru­ya­cak ve ge­lecek ku­şak­la­ra ak­ta­ra­cak ya­pı­lar kur­mak da önem­li­dir. Müze kur­mak, bu­gü­nün eser­le­ri­ni ya­rı­nın ha­fı­za­sı­na ema­net et­mek­tir. Bu, za­ma­nın öte­si­ne ba­ka­bi­len in­san­la­rın viz­yo­nu­dur.

 

 

Yakın za­man­da kay­bet­ti­ğim babam da böyle bir ha­ya­lin sa­hi­biy­di. Bi­rik­tir­di­ği ko­lek­si­yon­la­rı ve kül­tü­rel mi­ra­sa duy­du­ğu il­gi­yi bir müze ça­tı­sı al­tın­da ge­lecek ku­şak­la­ra bı­rak­mak is­ti­yor­du. Bu ha­ya­li­ni ger­çek­leş­ti­re­me­den ara­mız­dan ay­rıl­dı. Şimdi Saim Hoca’nın ar­dın­dan ya­zar­ken, ba­ba­mın yarım kalan ha­ya­li­ni de an­ma­dan ge­çe­mi­yo­rum. Fark­lı ha­yat­lar sür­müş bu iki in­sa­nı aynı nok­ta­da bu­luş­tu­ran şey, ken­di­le­rin­den son­ra­sı­nı da dü­şün­me­le­riy­di.

 

Or­lan­do Figes’in Na­ta­şa’nın Dansı: Rusya’nın Kül­tü­rel Ta­ri­hi adlı ki­ta­bı­nı okur­ken, Rusya’da kül­tür ve sa­na­tın ge­li­şi­min­de bi­rey­sel gi­ri­şim­le­rin ve hi­ma­ye­nin öne­mi­ni an­la­tan bö­lüm­ler beni çok et­ki­le­miş­ti. Evin­de bi­rey­sel muze yada opera kuran in­san­la­ra dev­let buyuk ara­zi­ler ba­gis­li­yor­du. Bizde ise böy­le­si gi­ri­şim­ler çoğu zaman ki­şi­le­rin kendi im­kân­la­rıy­la, büyük bir öz­ve­riy­le ha­ya­ta ge­çi­yor. Oysa kül­tü­rel mi­ra­sın ko­run­ma­sı yal­nız­ca sa­nat­çı­nın ya da ko­lek­si­yo­ne­rin değil, top­lu­mun ortak so­rum­lu­lu­ğu.

 

 

Sü­ley­man Saim Tek­can’ın sanat yol­cu­lu­ğu da tek bir di­sip­lin­le sı­nır­lı de­ğil­di. Resim ve özgün baskı ça­lış­ma­la­rı­nın yanı sıra si­ne­ma­da da iz bı­rak­tı. Metin Erk­san’ın 1965 ya­pı­mı kült filmi Sev­mek Za­ma­nın­da can­lan­dır­dı­ğı Başar ka­rak­te­riy­le si­ne­ma ta­ri­hi­miz­de yer aldı. Biz­den ön­ce­ki ku­şak­la­rın ve benim ku­şa­ğı­mın bir bö­lü­mü onu bu film­le, ki­mi­le­ri de Işıl Ger­man’ın güzel se­sin­den din­le­di­ği­miz Aşkın Ke­de­ri şar­kı­sıy­la ha­tır­la­ya­cak­tır.

 

Sa­na­tın fark­lı alan­la­rın­da var­lık gös­te­re­bil­mek, dün­ya­ya bir­den fazla pen­ce­re­den ba­ka­bil­me­nin de gös­ter­ge­si­dir. Tek­can, özgün baskı ala­nın­da­ki araş­tır­ma­la­rıy­la kendi adıy­la anı­lan bir tek­nik ge­liş­tir­miş; biçim, renk ve mal­ze­me üze­ri­ne yü­rüt­tü­ğü ça­lış­ma­lar­la bu alana özgün bir dil ka­zan­dır­mış­tır.

 

Ve at­la­rı…

 

 

Sü­ley­man Saim Tek­can’ın at te­ma­lı eser­le­ri ara­sın­da benim için özel bir yere sahip olan Riva at­la­rı, her zaman en sev­dik­le­rim ara­sın­da ola­cak. Bu ça­lış­ma­lar­da beni et­ki­le­yen, yal­nız­ca at­la­rın güçlü ve zarif gö­rü­nü­mü değil; ha­re­ke­tin, çiz­gi­nin ve bi­çi­min bir araya ge­li­şin­de­ki an­la­tım gücü. Atlar, onun sa­na­tın­da bir figür ol­ma­nın öte­si­ne ge­çe­rek öz­gür­lü­ğü, ener­ji­yi ve in­sa­nın do­ğay­la kur­du­ğu kadim bağı çağ­rış­tı­rı­yor.

 

Bir sa­nat­çı­nın ar­dın­dan ge­ri­ye ka­lan­lar bazen bir müze, bazen bir eser, bazen de ha­fı­za­mız­da yer eden bir gö­rün­tü­dür. Tek­can’ın mi­ra­sı bun­la­rın hep­si­ni kap­sı­yor. İMOGA, onun sanat bi­ri­ki­mi­ni ortak ha­fı­za­ya dö­nüş­tü­ren en önem­li adım­la­rın­dan biri ola­rak ya­şa­ma­ya devam edecek.

 

Büyük us­ta­ya rah­met di­ler­ken, ve­da­mı Yaşar Kemal’in yü­re­ği­mi­ze iş­le­yen di­ze­le­riy­le yap­mak is­ti­yo­rum:

Ba­kış­lar erir, ömür­ler söner.
Dünya yine, yine döner.
O iyi in­san­lar, o güzel at­la­ra binip çekip git­ti­ler.
Sü­ley­man Saim Tek­can Hoca da o güzel at­la­ra binip gi­den­ler­den…


Saygı ve rah­met­le.



Bu yazı 3 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI