Türkiye ölçekli ülkelerin genel yapısına bakıldığı zaman, batı ülkülerinden bizi ayıran temel özellikler vardır. Bunların başında da yöneticilerin bireysel yetenek ve eğitim kabiliyetlerinden çok, sahne hakimiyeti ve hitabeti daha çok ön plana çıkar.
Aslında bu normal gibi görünen durum biraz da genetiktir. Bizim insanımız tarihi boyunca hep bir lider peşinden gitmiştir. Hep bir kurtarıcı ile devletini korumuş ve yeni ufuklara yelken açmıştır. Gelişen değişen ve yenilenen dünyada böyle şeylerin çok yeri olmasa da hala kafamız o şekilde çalışmaktadır.
Siyasal iletişim de aynı bu şekilde devam ediyor. Ülkemiz siyasal tarihinde ülkeyi yönetmeye talip olanların eğitimleri kabiliyetleri yöneticilik özellikleri neredeyse hiç sorgulanmamıştır. Hep liderlik vasıfları üzerinden hareket edilir. Hem sağ seçmen hem de sol seçmen için bu geçerlidir. Çok basit olarak olaya örnekleme vermek gerekirse yaklaşık 23 yıldır girdiği hiçbir seçimi kaybetmeyen AKP genel başkanı sayın Erdoğan’ın peşinden giden kitlenin hiçbir şekilde liderine eleştiriyi kabul etmeyen taraftarlığı ile, girdiği bütün seçimleri kaybeden muhalefet partilerinin seçmeninin de tavrı aynıdır. Genel anlamda genlerimizde sorgulama yoktur. Sorgulama olmayınca da toplumsal kutuplaşma başlar.
Düşünün bir kere, iktidar olan parti, bir çok önemli konularda muhalefetin yapacağım edeceğim diyerek oy istediği ana meselelerde yapmayacağını söyleyerek bile oy olabilmeyi sürdürmektedir. Bu aslında tuhaf bir paradokstur aynı zamanda.
Siyasal iletişim açısından bakıldığı zaman ise ortaya çıkan durumu tek kilemi ile özetleyebiliriz. İKNA. Evet ikna edebilme kabiliyeti seçimlerde seçmenin tercihini belirlemektedir. Parlak projeler ve yeni dünyanın normlarına uygun çalışmalar ortaya koymak önemli değil bizim toplumumuz için. Toplumun genel çoğunluğu dini yaşamasa da hassasiyeti olduğu için muhalefetin yapmış olduğu bir çok çalışma iletişim stratejisindeki temel hatalardan dolayı topluma inememektedir. Alanında uzman bir çok insanın hazırladığı projelerin hepsi EZANI SUSTURMAYIZ denilince bir anda sanki ezanı susturacak birileri varmış algısına dönüşmekte ve her şey başka bir mecrada akıp gitmektedir.
Ne demiş atalarımız ve de çok güzel söylemişler: Senin ne anlattığının hiçbir önemi yok. Karşı taraf ne anlıyorsa sen onun gözünde o kadarsın.
…. Yazın sıcaklığı bütün yurtta hissedilirken imkanı olanlar halen bedava olan plajlara gidip denize girebilirler. Bu gidişle yakında oralara da vergiler gelebilir…