beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


NEVİN ÇUBUKOĞLU

facebook-paylas
KALBİN HUZURU
Tarih: 11-07-2026 15:27:00 Güncelleme: 11-07-2026 15:27:00



Biz in­sa­noğ­lu, ya­şa­mın için­de zaman zaman ken­di­mi­zi yor­gun his­se­de­bi­li­yo­ruz. Son yıl­lar­da üst üste gelen dert­ler, yaşam mü­ca­de­le­si ve geçim sı­kın­tı­sı adeta her­ke­sin ortak so­ru­nu hâ­li­ne geldi. Bazen en gü­ven­di­ği­miz ka­pı­lar bile yü­zü­mü­ze ka­pa­na­bi­li­yor. Gece ya­ta­ğı­mı­za uzan­dı­ğı­mız­da ken­di­mi­zi bit­kin, yor­gun ve tü­ken­miş his­se­de­bi­li­yo­ruz. Böyle du­rum­lar­da sa­de­ce be­de­ni­mi­zin değil, kal­bi­mi­zin de yo­rul­du­ğu­nu de­rin­den his­se­di­yo­ruz.

 

Bir­çok ki­şi­ye der­di­mi­zi an­la­tı­rız; ev ge­çin­dir­me te­la­şı­nı, iş­siz­lik kor­ku­su­nu, sağ­lık en­di­şe­si­ni, kira bor­cu­nu ve ge­lecek kay­gı­sı­nı pay­la­şı­rız. Hatta bu zor za­man­lar­da en çok da dost gö­rü­nüp sır­tı­mız­dan vu­ran­lar yıp­ra­tır bizi. İçi­mi­ze at­tı­ğı­mız dert­ler ve sı­kın­tı­lar zaman zaman bizi umut­suz­lu­ğa ve ka­ram­sar­lı­ğa sü­rük­le­ye­bi­lir. En acısı da gü­ven­di­ği­miz bütün ka­pı­la­rın birer birer yü­zü­mü­ze ka­pan­ma­sı­dır. Et­ra­fı­mı­za sahte gü­lüm­se­me­ler da­ğıt­sak bile içten içe büyük bir boş­luk ve he­sap­laş­ma ya­şa­rız.

İnsan bazen ko­nu­şa­maz; ama içten içe, "Artık da­ya­na­mı­yo­rum." der. Bo­ğa­zı dü­ğüm­le­nir, göz­yaş­la­rı­nı ses­siz­ce içine akı­tır. Hayat bazen in­sa­nı öyle bir nok­ta­ya ge­ti­rir ki ken­di­si­ni tü­ken­miş his­se­der ve "Neden her şey üst üste ge­li­yor?" diye sorar.

 

Bu zor za­man­lar­da belki de kim­se­ye söy­le­ye­me­di­ği­miz, sa­bah­la­ra kadar giz­li­ce ağ­la­dı­ğı­mız ge­ce­ler ol­muş­tur. Senin de ha­ya­tın bo­yun­ca ses­siz­ce dök­tü­ğün göz­yaş­la­rı­nı belki hiç kimse gör­me­di, çığ­lık­la­rı­nı kimse duy­ma­dı. Ancak kal­bin­de­ki bütün acı­la­rı ve ses­siz çığ­lık­la­rı­nı Allah duyar. Çünkü O, bize şah da­ma­rı­mız­dan daha ya­kın­dır. O, bizim en sadık dos­tu­muz ve en büyük yar­dım­cı­mız­dır.

 

Ha­ya­tın için­de kimi sev­dik­le­ri­ni, kimi sağ­lı­ğı­nı, kimi pa­ra­sı­nı, kimi de umut­la­rı­nı kay­be­der. Hayat bazen in­sa­nı öyle bir nok­ta­ya ge­ti­rir ki ge­ri­ye sa­de­ce sabır ve ses­siz­lik kalır. İşte tam o an­lar­da in­sa­nın ses­siz­li­ği­ni din­le­yen bir Kud­ret var­dır. Hiç­bir söze ih­ti­yaç duy­ma­dan kal­bin­de­ki bütün duy­gu­la­rı tek tek bilen ye­gâ­ne Kud­ret...

 

Zor­luk­lar ve acı­lar kar­şı­sın­da insan, "Ben bu kadar zayıf mıyım?" diye dü­şün­dü­ğün­de, za­yıf­lı­ğı­nı bile bilen bir Rabbi ol­du­ğu­nu fark eder. Kal­bin pa­ram­par­ça olur­ken belki kimse seni gör­me­di; ama Allah gördü. Kimse seni din­le­me­di­ğin­de Allah seni din­le­di. Rab­bin ta­ra­fın­dan fark edil­din. Çünkü Allah, ya­şa­dı­ğı­mız ha­ya­tın her anın­da bi­zim­le be­ra­ber­dir.

 

Biz fark et­me­sek bile kal­bi­miz da­ral­dı­ğın­da, yol­la­rı­mız tı­kan­dı­ğın­da Allah adeta bize şöyle ses­le­nir:

"Her şeyi Bana bırak. Ben her an senin ya­nın­da­yım. Sen ken­di­ni yal­nız his­set­ti­ğin­de bile Ben seni tu­tu­yo­rum."

As­lın­da dert­ler ve sı­kın­tı­lar çoğu zaman bizi Allah'a yak­laş­tır­mak için gelir. Hatta bazen ka­pı­la­rın yü­zü­mü­ze ka­pan­ma­sı bile Allah'ın bizi ko­ru­ma­sı için­dir. Nice sı­kın­tı­nın için­de bizim gö­re­me­di­ği­miz bir rah­met sak­lı­dır.

 

Pey­gam­ber Efen­di­miz (s.a.v.) şöyle bu­yur­muş­tur:

"En üstün iba­det, sı­kın­tı­ya sab­ret­mek­tir."

Sabır, Allah'ın seni daha güzel bir yere gö­tü­re­ce­ği­ne gü­ven­mek­tir. Tıpkı Sevr Ma­ğa­ra­sı'nda müş­rik­ler hemen yanı baş­la­rın­day­ken Pey­gam­ber Efen­di­mi­zin (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir'e:

"Üzül­me, ey Ebû Bekir! Allah bi­zim­le be­ra­ber­dir."

bu­yur­ma­sı gibi...

O anda gö­rü­nür­de hiç­bir çıkış yolu yoktu. Ancak bu söz, ima­nın en güçlü yan­sı­ma­la­rın­dan biri ola­rak ta­ri­he geçti.

İşte bu yüz­den Kur'an-ı Kerim yal­nız­ca zafer za­man­la­rın­da in­me­di. En ka­ran­lık ve en umut­suz dö­nem­ler­de in­di­ril­di. Mekke dö­ne­min­de inen ayet­ler, baskı al­tın­da­ki bir top­lu­ma umut oldu. Bugün biz o ayet­le­ri oku­du­ğu­muz­da kal­bi­miz­de ye­ni­den ye­şe­ren umut, işte o gün­ler­den bize kalan en kıy­met­li mi­ras­tır.

Allah, in­sa­na şah da­ma­rın­dan bile daha ya­kın­dır. İnsan dara düş­tü­ğün­de, üzgün ol­du­ğun­da O'nun rah­met ka­pı­sı­nı du­ay­la çalar. Bazen içten ve sa­mi­mi bir dua, Allah'ın senin için yeni bir kapı aç­ma­sı­na yeter. İnsan dua ede­rek ma­ne­vi bir güç ka­za­nır, iç dün­ya­sı zen­gin­le­şir. Dua ede­bil­mek başlı ba­şı­na bir ni­met­tir ve o duayı kal­bi­ne ilham eden de Rab­bi­miz­dir.

 

Pey­gam­ber Efen­di­miz (s.a.v.) şöyle bu­yur­muş­tur:

"Ben, du­amın kabul edi­lip edil­me­me­sin­den en­di­şe etmem. Asıl en­di­şem, dua edip ede­me­mek­tir."

Belki sen sa­de­ce di­lin­le bir­kaç cümle söy­le­din; ancak Allah kal­bin­de­ki bütün sa­mi­mi­ye­ti görür ve yor­gun düşen kal­bi­ne gö­rün­mez yol­lar ha­zır­lar. Zor­luk­la­ra, mu­si­bet­le­re ve has­ta­lık­la­ra sabır gös­ter­di­ğin­de as­lın­da sa­de­ce bek­le­mi­yor­sun; Allah'a olan gü­ve­ni­ni de ta­ze­li­yor­sun. İşte bu güven, seni hem dün­ya­da hem de ahi­ret­te se­la­me­te ulaş­tı­ra­cak en güçlü ser­ma­yen­dir.

 

İbnü'l-Kay­yim (ra­hi­me­hul­lah) şöyle der:

"Eğer kul, Allah'ın iş­le­ri­ni ken­di­si için nasıl dü­zen­le­di­ği­ni bil­sey­di, kalbi Allah'ın sev­gi­siy­le erir­di ve kesin ola­rak an­lar­dı ki Allah, ona an­ne­sin­den ve ba­ba­sın­dan daha mer­ha­met­li­dir."

Ab­dül­ka­dir Gey­lâ­nî Haz­ret­le­ri de hik­met­li na­si­hat­le­rin­de şöyle bu­yu­rur:

"Ey oğul! Dua ipini uzat. Allah'ın rı­za­sı­na yönel. Ama sakın, kal­bin iti­raz eder­ken yal­nız­ca di­lin­le dua eden­ler­den olma. Di­lin­le söy­le­di­ği­ne kal­bin de inan­ma­lı­dır. Çünkü kal­bin ka­tıl­ma­dı­ğı dua kabul olun­maz. O hâlde gö­nül­den, iç­ten­lik­le ve sa­mi­mi­yet­le dua et. Bil ki gö­nül­den yük­se­len du­alar Allah ka­tın­da kar­şı­lık­sız kal­maz."

Dua, insan ile Allah ara­sın­da­ki en güçlü ve en sa­mi­mi ile­ti­şim ara­cı­dır. Özel­lik­le zor­luk an­la­rın­da ya­pı­lan dua, in­sa­nın kal­bi­ne huzur ve fe­rah­lık verir.

 

Re­sû­lul­lah (s.a.v.) şöyle bu­yur­muş­tur:

"Mü­mi­nin du­ru­mu ne kadar hay­ran­lık ve­ri­ci­dir! Çünkü onun her hâli ken­di­si için ha­yır­dır. Bu özel­lik yal­nız­ca mü­min­de var­dır. Se­vinç­li bir olay­la kar­şı­laş­tı­ğın­da şük­re­der; bu onun için hayır olur. Ba­şı­na bir mu­si­bet gel­di­ğin­de sab­re­der; bu da onun için hayır olur."

 

Kur'an-ı Kerim'de ise şöyle buy­ru­lur:

"Şüp­he­siz, her zor­luk­la be­ra­ber bir ko­lay­lık var­dır."

Bu ayet yal­nız­ca bir te­sel­li değil, mümin kim­li­ği­mi­zin temel da­ya­nak­la­rın­dan bi­ri­dir. Rab­bi­miz bize şunu öğ­ret­mek­te­dir: Çe­ki­len sı­kın­tı ne kadar büyük olur­sa olsun, ar­dın­dan ge­lecek ko­lay­lık da o kadar büyük ola­cak­tır.

Üs­te­lik Allah senin acını kü­çüm­se­mez, gör­mez­den gel­mez ve "Abar­tı­yor­sun." demez. Tam ak­si­ne, acını bilir ve o acı­nın kar­şı­lı­ğın­da ve­re­ce­ği mü­kâ­fa­tı kat kat ar­tı­rır.

Bazen acı­lar çok büyük ola­bi­lir ve sab­ret­mek ger­çek­ten zor ge­le­bi­lir. Ancak Allah'ın sab­re­den­le­re vaat et­ti­ği kar­şı­lık, dün­ya­da­ki hiç­bir şeyle kı­yas­la­na­ma­ya­cak kadar bü­yük­tür. Bu, ahi­ret­te ve­ri­lecek eşsiz bir mü­kâ­fat­tır.

 

Re­sû­lul­lah (s.a.v.) şöyle bu­yur­muş­tur:

"Sabır, mu­si­bet ilk gel­di­ği anda gös­te­ri­len­dir."

Yani her şey dü­zel­dik­ten sonra "Ben sab­ret­tim." demek de­ğil­dir. Asıl sabır, ilk sar­sın­tı anın­da di­lin­den dö­kü­len sözde giz­li­dir. Eğer o anda kal­bin "El­ham­dü­lil­lah." di­ye­bi­li­yor­sa, işte ger­çek sabır budur. Bu sabır da cen­net­te senin için ha­zır­la­na­cak Hamd Evi'ne ve­si­le olur.

El­ham­dü­lil­lah, bir mü­mi­nin ha­ya­tı bo­yun­ca di­lin­den dü­şür­me­me­si ge­re­ken en büyük zi­kir­dir.

Mü­min­ler yal­nız­ca sı­kın­tı­lı ve zor za­man­lar­da değil, rahat ve sağ­lık­lı ol­duk­la­rın­da da dua eder­ler. Dua eder­ken Allah'a karşı saygı ve huşu için­de bu­lun­ma­lı; is­tek­li, sa­mi­mi ve umut dolu olun­ma­lı­dır.

 

İnsan dua ede­rek ma­ne­vi bir güç ka­za­nır. Dua ile iç dün­ya­sı zen­gin­le­şen in­sa­nın yal­nız­lık duy­gu­su aza­lır. Sabır ve te­vek­kül duy­gu­su güç­le­nir; zor­luk­lar­la mü­ca­de­le eder­ken ken­di­si­ni daha di­renç­li his­se­der.

Toplu hâlde edi­len du­alar ise in­san­la­rın bir­bi­ri­ne daha yakın his­set­me­si­ne, bir­lik ve da­ya­nış­ma duy­gu­la­rı­nın güç­len­me­si­ne ve­si­le olur.

Bi­lim­sel araş­tır­ma­lar da dü­zen­li dua et­me­nin st­re­si azalt­tı­ğı­nı, in­sa­nın iç hu­zu­ru­nu ve iyi­lik duy­gu­su­nu ar­tır­dı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir. Dü­zen­li dua etmek, Allah ile ba­ğı­mı­zı kuv­vet­len­di­rir; zor­luk­lar kar­şı­sın­da daha di­renç­li, sa­bır­lı ve umut­lu ol­ma­mı­zı sağ­lar.

Bazen zor­luk­lar için­de kay­bo­lan insan, "Neden ben?" diye ken­di­ne so­ra­bi­lir. Oysa her "neden"in ar­ka­sın­da seni Allah'a yak­laş­tı­ra­cak bir hik­met var­dır. O an aklın buna cevap ve­re­mez. Çünkü kal­bin kı­rıl­mış, ruhun pa­ram­par­ça ol­muş­tur. İşte tam o anda iman ko­nuş­ma­ya baş­lar.

Bazen ya­nın­da bu­lu­nan bir dos­tu­nun "Allah se­nin­le be­ra­ber­dir." de­me­si, cilt­ler do­lu­su psi­ko­lo­ji ki­ta­bın­dan daha te­sir­li gelir in­sa­na.

Allah bize öyle büyük bir güç ver­miş­tir ki biz buna iyi­leş­me deriz. İyi­leş­mek; ya­şa­nan­la­rı unut­mak değil, ya­ra­la­rı­nı ta­şı­ma­ya rağ­men yo­lu­na devam ede­bil­mek­tir.

Ger­çek tes­li­mi­yet, sa­de­ce her şeyi Allah'a bı­rak­mak de­ğil­dir; Allah ile yü­rü­mek­tir. O, se­nin­le ko­nu­şur. Bazen bir ka­yıp­ta, bazen bir te­bes­süm­de... Ve sen za­man­la O'nu duy­ma­yı öğ­re­nir­sin.

Çünkü ger­çek­ten Allah'a tes­lim olan insan, Allah'ı dı­şa­rı­da ara­maz; O'nun kal­bi­nin de­rin­lik­le­rin­de ken­di­siy­le ko­nuş­tu­ğu­nu his­se­der. İşte o an in­sa­nın kal­bin­de bir mu­ci­ze doğar. Onun adı hu­zur­dur. Ses­siz ama sar­sıl­maz bir huzur...

Artık fır­tı­na­lar bile seni kor­kut­maz. Çünkü bi­lir­sin ki rüz­gâr bile O'nun em­rin­de­dir. O'nun izni ol­ma­dan bir yap­rak bile yere düş­mez.

 

İmam Ga­zâ­lî şöyle der:

"Kaygı, in­sa­nın kont­rol etme ar­zu­sun­dan doğar. Kont­ro­lü bı­rak­tı­ğın­da huzur seni bulur."

Tes­li­mi­yet, hiç­bir şey yap­ma­dan bek­le­mek de­ğil­dir. Tes­li­mi­yet; elin­den ge­le­ni yap­tık­tan sonra so­nu­cu Allah'a bı­ra­ka­bil­mek­tir. Çünkü Allah'a gü­ve­nen insan kork­ma­dan yürür ve o yü­rü­yüş kul­lu­ğun en güzel hâ­li­dir.

 

Ab­dül­ka­dir Gey­lâ­nî Haz­ret­le­ri şöyle bu­yu­rur:

“Allah'a ken­di­ni bı­ra­kan, so­nun­da Allah'ta kalır."

Kal­bi­ni Allah'a bı­rak­tı­ğın­da artık hiç­bir şey seni esir ala­maz. Çünkü senin ger­çek sa­hi­bin Allah'tır ve O her zaman se­nin­le be­ra­ber­dir.

Huzur, Allah ile olan kalp­te­dir. Kal­bin­de Allah'ın adı varsa hiç­bir ka­ran­lık seni esir ede­mez. Huzur bir yere git­mek değil, asıl yur­du­na dön­mek­tir. O da kal­bin­de­ki Allah'a dön­mek­tir.

Dünya seni yorar, in­san­lar seni kırar, hayat seni da­ğı­tır. Ama Allah seni top­lar, ona­rır ve kal­bi­ne sü­kû­net verir. İşte bu yüz­den kal­bi­ni O'na bırak. Çünkü O'na ema­net et­ti­ğin hiç­bir şey kay­bol­maz.

Bir gün hu­zu­run ne malda, ne ma­kam­da, ne de in­san­lar­da ol­du­ğu­nu; ger­çek hu­zu­run yal­nız­ca Allah'ta bu­lun­du­ğu­nu fark et­ti­ğin­de artık hiç­bir şey seni kor­ku­ta­maz. Du­ala­rın ge­cik­se bile kal­bi­ne sü­kû­net iner. Çünkü bi­lir­sin ki her şey vakti gel­di­ğin­de ger­çek­le­şir.

 

Ve o vakit gel­di­ğin­de kal­bin şöyle der:

"Ben tes­lim oldum. Çünkü Rab­bim bana yeter. O ne güzel ve­kil­dir."

Eğer bu sa­tır­lar kal­bi­ne do­kun­duy­sa bil ki bu, sa­de­ce bir baş­lan­gıç­tır. Bu ya­zı­yı bu­ra­ya kadar oku­duy­san, kal­bi­nin de­rin­lik­le­rin­de bir yer bu söz­le­re ih­ti­yaç du­yu­yor­du. Belki uzun za­man­dır yo­rul­dun, sus­tun, belki de seni kimse an­la­ma­dı.

 

Ama şunu bil ki Allah seni duydu. Kal­bin­den geçen o ses­siz cüm­le­le­ri, kim­se­ye söy­le­ye­me­dik­le­ri­ni O çok­tan işit­ti.

 

Hayat bazen ses­siz bir im­ti­han gibi gelir. Sanki kimse seni gör­mü­yor, sanki hiç­bir şey de­ğiş­mi­yor gibi his­se­der­sin. Ama inan ki Allah seni hiç bı­rak­ma­dı. Belki de seni ken­di­si­ne biraz daha yak­laş­tır­mak is­te­di.

 

Sen yeter ki umu­du­nu kay­bet­me. Sen yeter ki kal­bi­ni diri tut. Unut­ma; her sabır bir du­adır, her dua bir umut­tur ve her umut Allah'a giden bir yol­dur.



Bu yazı 115 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI