beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


ERDEM YÜCEL

facebook-paylas
GEÇMİŞTE VE GÜNÜMÜZDE ÜNİVERSİTELERİMİZ
Tarih: 11-07-2026 20:43:00 Güncelleme: 11-07-2026 20:43:00


Top­lum­la­rın ge­liş­me­si, ül­ke­ler­de­ki üni­ver­si­te­le­rin bilgi dü­zey­le­ri­ne ve öğ­re­tim üye­le­ri­nin bilgi bi­ri­kim­le­ri­ne bağ­lı­dır. Yük­sek dü­zey­de öğ­re­tim veren, bilgi üre­ten, bi­lim­sel araş­tır­ma­la­rı ya­yın­la­yan üni­ver­si­te­le­rin ağır­lı­ğı ül­ke­le­rin öne çık­ma­sın­da en büyük et­ken­dir.

 

Üni­ver­si­te­li­nin gö­re­vi akıl­cı bi­lim­sel bilgi üret­mek­te­dir. Bi­lim­sel bilgi aka­de­mis­yen­le­ri ge­liş­ti­re­ce­ği kadar top­lu­mun kül­tü­rü­nü et­ki­le­yecek, ka­mu­ya da ya­rar­lı ola­cak­tır. Bütün bun­la­rın yanı sıra top­lum­lar­da zaman zaman or­ta­ya çıkan tı­kan­ma­lar­da, on­la­rın önünü bil­giy­le açmak gibi önem­li bir gö­re­vi var­dır. Bunu ya­pa­bil­mek için her şey­den önce üni­ver­si­te­ler özgür ol­ma­lı­dır. Ancak 1980 dar­be­sin­den sonra or­ta­ya çıkan Yük­sek Öğ­re­tim Ku­ru­mu (YÖK) ile ba­ğım­sız üni­ver­si­te­ler mer­ke­zi bir sis­te­me bağ­lan­mış, bu durum bazı sa­kın­ca­la­rı be­ra­be­rin­de ge­tir­miş­tir. YÖK’ün ne ge­tir­di­ği ve ne gö­tür­dü­ğü çoğu kez tar­tış­ma ko­nu­su olmuş, ancak bir türlü çözüm üre­ti­le­me­miş­tir. Üni­ver­si­te­le­ri­miz ithal bil­gi­ler top­la­mak ye­ri­ne akıl­cı bilgi üre­ten ku­rum­lar ol­ma­lı­dır. Üni­ver­si­te­ler­de bi­lim­sel araş­tır­ma, in­ce­le­me, yayın ve eği­tim ek­sik­li­ği ye­ri­ne ge­ti­ril­me­li­dir. Bunu ya­pa­bil­me­si için de çe­şit­li bas­kı­lar­dan uzak olmak zo­run­da­dır.

 

Ne acı­dır ki Ana­do­lu’nun ne­re­dey­se bütün il ve il­çe­le­ri­ne ya­yı­lan üni­ver­si­te­le­ri­miz, geç­miş­te­ki bil­gi­den, öğ­re­tim üye­le­rin­den ve eği­tim sis­te­min­den çok uzak kal­mış­tır. Bunun en baş­ta­ki ne­den­le­rin­den bi­ri­si de üni­ver­si­te­ler­de ye­ter­li sa­yı­da do­na­nım­lı öğ­re­tim üyesi ol­ma­ma­sı­dır.

 

Dün­ya­da­ki üni­ver­si­te­le­rin ba­şa­rı lis­te­le­rin­de, Türk üni­ver­si­te­le­ri­ni gör­me­mek aydın ke­sim­le­ri üzü­yor; başka bir de­yiş­le in­sa­nın içini acı­tı­yor. Or­ta­do­ğu Tek­nik Üni­ver­si­te­si, İstan­bul Üni­ver­si­te­si, Bo­ğa­zi­çi Üni­ver­si­te­si, İstan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si gibi bir za­man­lar bi­lim­sel ağır­lı­ğı olan üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin isim­le­ri artık bu lis­te­ler­de yer al­mı­yor. Bizde hakkı olan de­ğer­le­ri bu­la­ma­yan bazı aka­de­mis­yen­le­rin, uz­man­la­rın ABD ve Batı ül­ke­le­rin­de­ki ba­şa­rı­la­rı­nı, bi­lim­sel ya­yın­la­rı­nı gör­dük­çe elde ol­ma­dan neden bizde değil de dı­şa­rı­da diye dü­şü­nü­yo­ruz. Sonra da bunun so­rum­lu­su kim­ler diye bir dü­şün­ce­ye ka­pı­lı­yo­ruz. 1. Dünya Sa­va­şı son­ra­sın­da yı­kı­lan Al­man­ya nasıl ge­li­şecek diye imalı bir söz söy­le­yen ABD ge­ne­ra­li­ne bir Alman ge­ne­ra­li şu ya­nı­tı ver­miş­ti:

 

“ Şe­hir­le­ri­miz yı­kıl­dı ama üni­ver­si­te­le­ri­miz ayak­ta.”

Üze­rin­de du­ru­la­cak, ders alı­na­cak bir söz…

Cum­hu­ri­ye­tin ku­ru­luş yıl­la­rın­da Ata­türk’ün ön­der­li­ğin­de Tev­hid-i Ted­ri­sat Ka­nu­nu (1924) ile eği­ti­me, ar­dın­dan üni­ver­si­te­le­rin ku­rul­ma­sı­na, ders ve­recek öğ­re­tim üye­le­ri­ne önem ve­ril­miş­tir. Os­man­lı­nın son dö­nem­le­rin­de Da­rül­fü­nun-u Şa­ha­ne, Mü­hen­dis Mek­teb-i Âlisi, Hen­de­se-i Mül­ki­ye, Mek­teb-i Tıb­bi­ye ve Mek­teb-i Har­bi­ye gibi yük­sek okul­lar bu­lu­nu­yor­du. Cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de bu okul­la­rın ge­liş­ti­ril­me­si ve on­la­ra ye­ni­le­ri­nin ek­len­me­si­ne ön­ce­lik ve­ril­miş­tir.

 

Al­man­ya’da 1933 yı­lın­da Na­zi­le­rin ik­ti­da­rı ele ge­çir­me­sin­den sonra ül­ke­de Ya­hu­di­le­re karşı ey­lem­ler baş­la­mış ve ırk­çı­lık öne çık­mış­tı. Böyle olun­ca Al­man­ya ve Avus­tur­ya’daki bazı bilim adam­la­rı ül­ke­le­ri­ni terk etmek zo­run­da kal­mış, Tür­ki­ye on­la­ra kucak aç­mış­tı. On­la­rın büyük bir kısmı Tür­ki­ye’ye gel­miş, üni­ver­si­te­le­ri­mi­zin ye­ni­den ya­pı­lan­ma­sın­da, ku­rul­ma­sın­da büyük kat­kı­la­rı ol­muş­tur. Bun­la­rın ba­şın­da Cle­mens Holz­me­is­ter, Ernst Ar­nolt Egli, Bruno Taut, Gu­ilio Mon­ge­ri, The­dor Jost, Ru­dolf Nis­sen, Wil­helm Li­ep­man, Erich Frank, Alf­red Marc­hi­oni­ni, Jo­seph Igers­he­imer, Ju­li­as Hırsch, And­re­as Sc­h­wars Alf­red He­lib­ronn ön­ce­lik­le akla gelen isim­ler­dir. Yine o dö­nem­de Av­ru­pa’daki üni­ver­si­te­le­re Türk öğ­ren­ci­ler öğ­re­tim gör­mek üzere gön­de­ril­miş­tir. Bu arada 1933 yı­lın­da üni­ver­si­te re­for­mu ya­pı­la­rak Da­rül­fü­nun-u Şa­ha­ne fes­he­di­le­rek ye­ri­ne İstan­bul Üni­ver­si­te­si ku­rul­muş­tur. Bunu An­ka­ra Üni­ver­si­te­si’nin çe­şit­li fa­kül­te­le­ri iz­le­miş ve ya­ban­cı bi­lim­sel ki­şi­ler bu­ra­lar­da gö­rev­len­di­ril­miş­tir. Bu arada çe­şit­li aşı­lar üre­ten, yurt dı­şı­na da gön­de­ren Refik Say­dam Hıf­sı­sıh­ha Ens­ti­tü­sü ku­rul­muş­tur. Bunu iz­le­yen yıl­lar­da üni­ver­si­te­ler öğ­re­tim üye­le­ri, la­bo­ra­tu­var­la­rı, kü­tüp­ha­ne­le­ri ve bi­lim­sel ya­yın­la­rıy­la büyük atı­lım yap­mış­tır.

 

Aynı ge­li­şim üni­ver­si­te ön­ce­si eği­ti­min­de de gö­rül­müş­tür. Ni­te­kim bizim ku­şak­lar, geç­miş­te­ki li­se­le­rin bu­gü­nün üni­ver­si­te­ler­den çok daha iyi eği­tim ver­di­ği­ni söy­ler­ler. Bunu söy­le­yen­le­rin hak­lı­lık pay­la­rı var­dır. Bugün oku­tul­ma­yan ast­ro­no­mi, cebir, ge­omet­ri, fel­se­fe, man­tık, sos­yo­lo­ji, Türk Ede­bi­ya­tı, Batı Ede­bi­ya­tı, kom­po­zis­yon ders­le­ri gö­rü­yor, tri­go­no­met­ri he­sap­la­rı ya­pı­yor­duk. Bu ders­le­rin tuğla gibi ki­tap­la­rı vardı. Biz­den ön­ce­ki­le­re je­olo­ji ders­le­ri de oku­tu­lu­yor­muş…

 

Gü­nü­müz­de kaç üni­ver­si­te ve yük­sek okul ol­du­ğu­nu bil­mi­yo­rum. Te­le­viz­yon­la­ra ba­kı­yo­rum, ahkâm kesen pro­fe­sör­den ge­çil­mi­yor. Ço­ğun­lu­ğu da ila­hi­yat­çı! Kendi ken­di­me dü­şü­nü­yo­rum: bu aka­de­mik un­van­lı­la­rın acaba ka­çı­nın bi­lim­sel ağır­lık­lı ki­tap­la­rı veya ma­ka­le­le­ri var diye… O un­van­la­rı almak için ha­zır­la­dık­la­rı tez­le­ri nasıl?

 

O tez­le­ri kim­ler kabul etti?

Bilen var mı?

Başka bir de­yiş­le, gü­nü­müz aka­de­mis­yen­le­rin­den ka­çı­nın ma­ka­le­si ba­tı­nın bi­lim­sel ya­yın­la­rın­da kay­nak ola­rak gös­te­ri­li­yor?

Ba­sın­da ara sıra da olsa in­ti­hal ha­ber­le­ri­ni oku­yo­ruz. Bu yönde suç­la­nan­la­rın tez­le­ri­nin bir kez daha in­ce­len­di­ği­ni ise hiç san­mı­yo­rum.

Üni­ver­si­te­ler­de bi­lim­sel ağır­lık­lı dok­to­ra tez­le­ri ya­pı­lı­yor. Bi­lim­sel de­ğe­ri olan bu eser­le­ri üni­ver­si­te­ler neden ya­yın­la­maz ve dosya ola­rak kalır? Ona da akıl sır er­mi­yor.

Benim za­ma­nım­da do­çent­lik veya pro­fe­sör­lü­ğe yük­se­le­cek­le­rin ba­sıl­mış eser­le­ri ol­ma­la­rı is­te­nir­di. Bu yönde ça­lış­ma ya­pan­lar uğraş ve­rir­ler, zaman har­car­lar­dı. Eser or­ta­ya çıkar; araş­tır­ma­cı değil hakkı olan te­li­fi almak, ya­yın­cı­ya üs­tü­ne para ve­re­rek ki­ta­bı­nı bas­tı­ra­bi­lir­se se­vi­nir­di!..

 

Yük­sek öğ­re­nim­de böy­le­si­ne bir kar­ma­şa ya­şa­nır­ken, dep­rem ne­de­niy­le üni­ver­si­te­le­rin ka­pa­tı­lıp on­li­ne eği­ti­me ge­çil­me­si veya ders sa­at­le­ri­nin azal­tıl­ma­sı­na karar ve­ril­di. Bence bu karar so­run­lu olan eği­ti­me darbe vur­mak­tan öteye gi­de­mez.

 

Ger­çek eği­tim mi; yoksa ismi eği­tim mi ola­cak?

Bir bilen varsa bunu açık­la­ma­lı…

On­li­ne eği­tim­den ders ala­cak öğ­ren­ci­le­rin ka­çı­nın tab­le­ti veya akıl­lı te­le­fo­nu var?

Üni­ver­si­te ba­zı­la­rı­nın dü­şün­dü­ğü gibi orta öğ­re­tim de­ğil­dir. Öğ­ren­ci­le­rin kü­tüp­ha­ne­den, la­bo­ra­tu­var­dan ya­rar­la­na­ca­ğı bilim yu­va­la­rı ol­ma­lı­dır. Özel­lik­le bazı ders­ler­de öğ­ren­ci­ler ke­sin­lik­le ho­ca­la­rıy­la yüz yüze öğ­re­nim gör­me­li­dir. Ho­ca­sı­na an­la­ma­dı­ğı­nı sorar veya ko­nu­nun an­la­tı­lan­lar dı­şın­da de­rin­leş­ti­ril­me­si­ni is­ter­ler. Kı­sa­ca­sı bazı ders­le­rin te­orik ola­rak an­la­tıl­ma­sı ye­ter­li olmaz.

 

Üni­ver­si­te­de ders ver­di­ğim gün­ler­de öğ­ren­ci­le­rin derse olan ilgi sü­re­si­ni iz­le­miş­tim. En azın­dan ilk yarım saat son­ra­sın­da öğ­ren­ci­nin dik­ka­ti da­ğı­lır; öyle ol­du­ğu­nu gör­dü­ğüm an derse biraz ara verir, sonra kal­dı­ğım yer­den devam eder­dim. Konum ar­ke­olo­ji ve sanat ta­ri­hi ol­du­ğun­dan öğ­ren­ci­le­rim­le ek­ra­na yan­sıt­tı­ğım plan, yapı ve küçük sanat eser­le­ri üze­rin­de tar­tı­şır, on­la­rın so­ru­la­rı­nı ya­nıt­lar­dım. Ay­rı­ca ders­ten önce ko­num­la il­gi­li kay­nak­la­rı tah­ta­ya yazar, o eser­ler üze­rin­de ko­nu­şur ve kü­tüp­ha­ne­de o ki­tap­la­rı mut­la­ka gör­me­le­ri­ni öne­rir­dim.

 

Tıp, diş he­kim­li­ği, kimya, fizik, mi­ma­ri, çe­şit­li dal­lar­da­ki mü­hen­dis­lik gibi tek­nik ve bi­lim­sel ağır­lık­lı ders­le­rin on­li­ne ile ve­ril­me­si ola­nak­sız­dır. Biz yap­tık olu­yor der­se­niz, o zaman uz­man­lık ve bilim olmaz. Yal­nız­ca dost­lar alış ve­riş­te olsun de­ni­lir. Dok­tor, diş he­ki­mi dip­lo­ma­sı ve­ri­len­ler has­ta­sı­nı te­da­vi ede­mez, mi­ma­rın veya mü­hen­di­sin yap­tı­ğı bina çöker…

 

Bir­kaç ay önce An­tal­ya’da özel bir has­ta­ne­de check- up yap­tır­mış ve göz­le­ri­mi mu­aye­ne et­tir­miş­tim. Dok­tor­la­ra mu­aye­ne ön­ce­sin­de ne­re­den mezun ol­du­ğu­nu sor­dum ve Cer­rah­pa­şa Tıp Fa­kül­te­si de­yin­ce ken­di­mi içim rahat ola­rak on­la­ra tes­lim ettim.

 

Üni­ver­si­te­ler bilim yu­va­la­rı ol­du­ğu kadar öğ­ren­ci­le­rin sos­yal­leş­ti­ği ku­rum­lar­dır. Özel­lik­le öğ­ren­ci­ler yeni ar­ka­daş­lar edi­nir, çe­şit­li ko­nu­lar­da soh­bet ede­rek dünya ve top­lum­sal gö­rüş­le­ri­ni ge­niş­le­tir­ler.

 

Öğ­ren­ci­lik yıl­la­rım­da ders son­ra­sı veya ön­ce­sin­de ar­ka­daş­lar­la kan­tin­de, bah­çe­de otu­rur günün olay­la­rı­nı tar­tı­şır­dık. Bu arada çe­şit­li si­ya­si dergi ve ga­ze­te­ler üze­rin­de de ko­nuş­tu­ğu­mu­zu, tar­tış­tı­ğı­mı­zı ha­tır­lı­yo­rum. Ha­ya­ta atıl­dı­ğı­mız­da, daha doğ­ru­su ger­çek­ler­le yüz­leş­ti­ği­miz­de ders­le­ri­mi­zin dı­şın­da bilgi ve gö­rüş­le­ri­mi­zin ne kadar ge­liş­ti­ği­ni gör­müş­tük.

 

Kı­sa­ca­sı on­li­ne ile üni­ver­si­te eği­ti­mi ye­ter­li bir eği­tim ol­mak­tan çok uzak­tır. Genç­le­re işe ya­ra­maz dip­lo­ma ver­mek de çözüm de­ğil­dir. Üni­ver­si­te me­zun­la­rı­nın iş bu­la­ma­yış­la­rın­da ye­ter­siz eği­ti­min büyük payı ol­du­ğu­nu sa­nı­yo­rum.



Bu yazı 132 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI