beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


ERDEM YÜCEL

facebook-paylas
YAKIN TARİHİMİZDEN BİR YAPRAK: 27 MAYIS DARBESİ
Tarih: 08-07-2026 17:50:00 Güncelleme: 08-07-2026 17:50:00


Tarih ko­nu­sun­da ba­zı­la­rı­nın sağ­lık­lı bil­gi­le­ri ol­du­ğu­nu tam ola­rak kes­ti­re­mi­yor­sam da yine de mayıs ayın­da önem­li olay­la­rın ya­şan­dı­ğı­nı bil­dik­le­ri­ni sa­nı­yo­rum. Top­lu­mun önde gelen ki­şi­le­ri tarih ko­nu­sun­da bil­giç­lik tas­lar­ken öyle ya­nıl­gı­la­ra dü­şü­yor­lar ki şaş­ma­mak elde değil.

 

Bu ya­zım­da ta­ri­hi­miz­de mayıs ayı­nın öne­mi­ne kı­sa­ca de­ği­nir­ken, ya­şa­dı­ğım 27 Mayıs Dar­be­sin­de­ki göz­lem­le­rim­den de söz etmek is­ti­yo­rum.

 

Türk Ta­ri­hin­de mayıs ayın­da ya­şan­mış önem­li olay­la­rın ba­şın­da; Dan­da­na­kan Sa­va­şı (22-24 Mayıs 1040),İstan­bul’un Fethi (29 Mayıs 1453), Fatih Sul­tan Meh­met’in ölümü (3 Mayıs 1481), I.​Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı­nın baş­la­ma­sı ( 16 Mayıs 1529), Cerbe Deniz Za­fe­ri (14 Mayıs 1560), Os­man­lı­nın İran ile yap­tı­ğı Kasr-ı Şirin Ant­laş­ma­sı ( 17 Mayıs 1639), Ka­bak­çı Mus­ta­fa is­ya­nı ve III.​Selim’in öl­dü­rül­me­si (25-31 Mayıs 1867), Yu­nan­lı­la­rın İzmir’i iş­ga­li (15 Mayıs 1919), Ata­türk’ün Sam­sun’a çı­ka­rak Milli Mü­ca­de­le­yi baş­lat­ma­sı (19 Mayıs 1919) gel­mek­te­dir. 1 Mayıs İşçi ve Emek­çi Bay­ra­mı ile 19 Mayıs Genç­lik ve Spor Bay­ra­mı­nı da on­la­ra kat­ma­lı­yız. Ay­rı­ca cum­hu­ri­yet ve de­mok­ra­si ta­ri­hi­miz­de­ki dar­be­ler ara­sın­da; gü­nü­müz­den 63 yıl önce ya­şan­mış 27 Mayıs 1960 dar­be­si de yine bu ayda ya­şan­mış­tır.

 

Bu ya­zım­da yedek subay ve üni­ver­si­te öğ­ren­ci­si ola­rak ya­şa­dı­ğım, top­lu­mun büyük ço­ğun­lu­ğu­nun be­nim­se­di­ği bir as­ke­ri dar­be­den söz etmek is­ti­yo­rum. 27 Mayıs Dar­be­si­ni konu alan pek çok kitap, ma­ka­le ve anı­lar ya­zıl­dı, bel­ge­sel­le­re konu oldu. Bence 27 Mayıs dün­ya­da ya­şan­mış sivil ve as­ke­ri dar­be­ler­den çok daha fark­lı bir anlam ta­şı­mak­ta­dır. Ön­ce­lik­le bu darbe ge­li­yo­rum sin­yal­le­ri­ni ver­miş, o gün­le­rin De­mok­rat Parti ik­ti­da­rı ne­den­se bunu gö­re­me­miş­ti. Belki de gör­mek is­te­me­miş­ti.

 

De­mok­ra­si ta­ri­hi­mi­zin dönüm nok­ta­la­rın­dan biri olan 14 Mayıs 1950 se­çim­le­rin­de De­mok­rat Parti ço­ğun­luk seçim sis­te­min­den ötürü çok sa­yı­da mil­let­ve­kil­li­ği ka­za­na­rak ik­ti­da­ra gel­miş­ti. Bu ta­ri­hi se­çim­de %53,59 oy alan De­mok­rat Parti 408, %39,98 oy alan CHP 69 mil­let­ve­ki­li çı­kar­mış­tı. Yeri gel­miş­ken be­lirt­mek is­te­rim ki ço­ğun­luk sis­te­min­de bir ilde hangi parti çok sa­yı­da oy al­mış­sa o ilin bütün mil­let­ve­kil­le­ri­ni ka­za­nı­yor­du. Mec­li­se giren mil­let­ve­kil­le­ri ara­sın­da­ki büyük fark bu­ra­dan kay­nak­lan­mış­tı. Se­çi­min kay­be­dil­me­si üze­ri­ne bazı ko­mu­tan­lar ha­re­ke­te geç­mek için Cum­hur­baş­ka­nı İsmet İnönü’den ta­li­mat bek­le­miş­ler­se de İnönü on­la­ra, ” Milli irade ger­çek­leş­miş­tir. Hal­kın is­te­di­ği şe­kil­de ik­ti­dar dev­re­di­le­cek­tir. Bunu her­kes içine sin­dir­me­li­dir” de­miş­tir. Kı­sa­ca­sı İnönü 27 yıl­lık tek parti yö­ne­ti­min­den sonra ik­ti­da­rı kan­sız, kav­ga­sız ola­rak san­dık­tan çı­kan­la­ra tes­lim ede­rek mu­ha­le­fe­te geç­miş­tir.

 

De­mok­rat Par­ti­nin ilk yıl­la­rın­da, ABD’nin II. Dünya Sa­va­şın­dan çık­mış, her yö­nüy­le yı­kı­ma uğ­ra­mış dev­let­le­re yap­tı­ğı Mars­hall Yar­dı­mın­dan Tür­ki­ye’de De­mok­rat Par­ti­nin gi­ri­şim­le­riy­le pay al­mış­tı. Böyle olun­ca ül­ke­de savaş son­ra­sı büyük bir refah ya­şan­mış­tı. Ancak bir süre sonra bu sanal re­fa­hın do­ğur­du­ğu so­run­lar or­ta­ya çık­ma­ya baş­la­mış, kı­sa­ca­sı ül­ke­ler­den ba­zı­la­rı ba­ğım­lı du­ru­ma gel­miş­ler­di. O gün­ler­de bunun bi­lin­ci­ne pek az kişi var­mış­tı.

 

De­mok­rat Par­ti­nin on yıl­lık ik­ti­da­rı­nın son­la­rı­na doğru özel­lik­le 1957 se­çim­le­rin­den sonra mu­ha­le­fet­te­ki CHP hal­kın be­li­ni büken eko­no­mik sı­kın­tı­la­rı ve ya­pı­lan si­ya­si yan­lış­la­rı or­ta­ya ko­ya­rak ik­ti­da­rı yıp­rat­ma­ya baş­la­mış­tı. Buna kar­şı­lık da ik­ti­dar sert­leş­miş, hal­kın bazı ke­sim­le­riy­le as­ker­de hu­zur­suz­luk­lar baş­la­mış­tı. 1958’deki Dokuz Şubat Olayı, as­ke­rin darbe ya­pa­ca­ğı kuş­ku­su, Irak da Fay­sa­lı de­vi­ren ih­ti­lal, De­mok­rat Parti hü­kü­me­ti­ni ra­hat­sız et­miş­ti.

 

İkti­dar ve mu­ha­le­fe­tin çok sert ve yı­kı­cı bir si­ya­set iz­le­di­ği o yıl­lar­da devam et­ti­ğim Hukuk Fa­kül­te­si­ni bı­ra­ka­rak yedek subay ol­muş­tum. (O yıl­lar­da lise me­zu­nu ve dengi okul­lar yedek subay olu­yor­du.) Yedek su­bay­lı­ğı­mı ya­par­ken su­bay­la­rın ik­ti­dar­dan hu­zur­suz ol­duk­la­rı­nı göz­lem­le­miş­tim. Ben bir teğ­men ola­rak bunu gör­müş­sem De­mok­rat Parti yö­ne­ti­ci­le­ri­nin nasıl gö­re­me­di­ği­ne hala şa­şa­rım.

 

Baş­ba­kan Adnan Men­de­res’in söy­le­di­ği, halk ara­sın­da do­la­şan, ancak doğ­ru­lu­ğu tam ola­rak bi­lin­me­yen “Lis­te­me odunu koy­sam seç­ti­ri­rim.” veya “Ge­re­kir­se or­du­yu yedek su­bay­lar­la idare ede­rim. ” gibi an­lam­sız söz­le­ri tep­kiy­le kar­şı­lan­mış­tı.

 

Men­de­res 1958’deki yurt ge­zi­le­rin­de CHP’ye daha sert yük­len­me­ye baş­la­mış­tı. İsmet İnönü 1959 da ki yurt ge­zi­le­rin­de sal­dı­rı­la­ra uğ­ra­mış­tı. Uşak’ta ba­şı­na taş atıl­mış, Top­ka­pı da ne­re­dey­se linç edi­le­cek­ti. Kay­se­ri Ye­şil­hi­sar’a so­kul­mak is­ten­me­miş­ti. Ba­sı­na ya­sak­lar ge­ti­ril­me­ye baş­lan­mış­tı. İsmet İnönü’nün da­ma­dı, Akis Der­gi­si ya­za­rı Metin Toker, aynı za­man­da mil­let­ve­ki­li olan ga­ze­te­ci Hü­se­yin Cahit Yal­çın başta olmak üzere mu­ha­lif ya­zar­lar tu­tuk­lan­mış­tı. On­la­rın yanı sıra dö­ne­min ünlü ya­zar­la­rın­dan Bedii Faik, Şi­na­si Nahit Ber­ker, Altan Öymen, Cü­neyt Ar­ca­yü­rek de tu­tuk­la­nan­lar ara­sın­day­dı. Mu­ha­lif ba­sın­dan Ulus, Cum­hu­ri­yet, Yeni Halk, Ye­ni­gün, De­mok­rat İzmir, Vatan ga­ze­te­le­ri Akis, Kim ve Dol­muş Der­gi­le­ri be­lir­li sü­re­ler­de ka­pa­tı­lı­yor­du. O gün­ler­de ge­le­ce­ği gören bazı si­ya­si­ler Adnan Men­de­res’i uya­ran söz­ler söy­ler­ken mek­tup ya­zan­lar da ol­muş­tu. İkti­dar gücü in­sa­nın doğ­ru­la­rı gör­me­si­ni ne­den­se en­gel­li­yor. Tarih bo­yun­ca hep böyle ol­muş­tur. De­mok­rat Parti ik­ti­da­rı­nın eleş­ti­ri­ye ta­ham­mü­lü ol­ma­dı­ğı açık­ça gö­rü­lü­yor­du. De­mok­ra­si ta­ri­hi­mi­zin ünlü isim­le­rin­de mu­ha­lif Osman Bö­lük­ba­şı’nın se­çil­di­ği Kır­şe­hir ilçe ya­pıl­mış­tı. Bu arada Men­de­res’in ro­man­cı Suzan Sözen ve Opera sa­nat­çı­sı Aynur Aydan ile ya­şa­dı­ğı aşk top­lum­da yan­kı­la­nı­yor­du. Her şey bir yana, büyük ola­sı­lık­la kendi so­nu­nu ha­zır­la­yan bir ka­nu­nun mec­lis­ten çı­ka­rıl­ma­sı o güne kadar ya­şan­ma­mış bir olay­dı. De­mok­rat Parti mil­let­ve­kil­le­rin­den olu­şun Tah­ki­kat Ko­mis­yo­nu­nun ku­rul­ma­sı ve tu­tuk­la­ma dâhil yar­gı­nın temel yet­ki­le­ri­nin on­la­ra ve­ril­me­si kabul edi­lecek gibi de­ğil­di. Ceza Mah­ke­me­le­ri Usulü Ka­nu­nu, Basın Ka­nu­nu ve kı­sa­ca­sı yar­gı­ya ta­nın­mış tüm yet­ki­ler bu ko­mis­yo­na ve­ril­miş­ti. Bunun üze­ri­ne 28 Nisan 1960 ta­ri­hin­de İsmet İnönü mec­lis­te yap­tı­ğı ta­ri­hi ko­nuş­ma­sın­da “Siz­le­ri ben bile kur­ta­ra­mam.” de­miş­ti. Ger­çek­ten de Yas­sı­ada da ku­ru­lan Yük­sek Ada­let Di­va­nın­da ve­ri­len ka­rar­lar­da tüm gi­ri­şim­le­ri­ne rağ­men on­la­rı kur­ta­ra­ma­mış­tı. Dö­ne­min li­de­ri Cemal Gür­sel’e yaz­dı­ğı mek­tup da bir işe ya­ra­ma­mış­tı.

 

İstan­bul ve An­ka­ra Üni­ver­si­te­le­rin­de De­mok­rat Parti kar­şı­tı gös­te­ri­ler baş­la­mış, Harp Okulu da on­la­rı des­tek­le­miş­ti. O yıl­lar­da rad­yo­lar­da sü­rek­li Vatan Cep­he­si­ne (!) ka­tı­lan­la­rın isim­le­ri ya­yın­la­nı­yor ve bu da top­lu­mun tep­ki­si­ni çe­ki­yor­du.

 

Tür­ki­ye’de si­ya­si or­ta­mın böy­le­si­ne ger­gin­leş­ti­ği gün­ler­de ter­his ola­rak Hukuk Fa­kül­te­si­ni bı­ra­kıp ön­ce­den is­te­di­ğim Ede­bi­yat Fa­kül­te­si Ar­ke­olo­ji Bö­lü­mü­ne gir­miş­tim. Be­ya­zıt’ta Ak­sa­ray’a inen yolun ba­şın­da olan Ede­bi­yat Fa­kül­te­sin­de, o böl­ge­de ya­şa­nan öğ­ren­ci olay­la­rı­nı iz­li­yor­duk. Bir gün ders­le­re Ak­sa­ray’dan gelen büyük bir öğ­ren­ci ka­la­ba­lı­ğı “Men­de­res is­ti­fa”, “Kah­rol­sun dik­ta­tör­ler” slo­gan­la­rı ata­rak, Gazi Osman Paşa’nın Plev­ne Marşı eş­li­ğin­de Be­ya­zıt’a doğru yü­rü­yor­du. Son­ra­dan bu marş dar­be­nin slo­ga­nı ol­muş­tu. Biz­ler de dersi bı­ra­kıp önce pen­ce­re­le­re sonra da dı­şa­rı çık­mış­tık. O gün­ler­de İstan­bul Üni­ver­si­te­sin­de bazı olay­lar ya­şa­nı­yor ve bun­lar ku­lak­tan ku­la­ğa ya­yı­lı­yor­du. Bu durum öğ­ren­ci­le­ri daha da tah­rik edi­yor­du. İkti­dar öğ­ren­ci­le­rin da­ğı­tıl­ma­sı için emir ver­miş­ti. Son­ra­dan Yas­sı­ada da yar­gı­la­nan Zeki Şahin ve Bumin Ya­ma­noğ­lu isim­li iki polis şid­det içe­ren dav­ra­nış­la­rıy­la öne çık­mış­tı. Rek­tör­lü­ğün ta­le­bi ol­ma­dan üni­ver­si­te­ye gi­re­me­yen polis, kural din­le­me­den üni­ver­si­te­ye gir­miş ve öğ­ren­ci­le­ri­ni ko­ru­mak is­te­yen İstan­bul Üni­ver­si­te­si Rek­tö­rü Ord.​Prof. Sıd­dık Sami Onar’a şid­det gös­te­ri­le­rek yere dü­şü­rül­müş, göz­lü­ğü kı­rıl­mış­tı. O sı­ra­da Be­ya­zıt’ta Mar­ma­ra Si­ne­ma­sı önün­de top­la­nan öğ­ren­ci­le­rin üze­ri­ne atlı po­lis­le­rin sü­rül­dü­ğü­nü gör­müş­tük. As­ker­li­ği­mi sü­va­ri ola­rak yap­tı­ğım­dan, ar­ka­daş­la­rı­ma taş ze­min­de dört­na­la at sü­rül­mez, şimdi bun­lar dü­şe­cek­ler de­me­me kal­ma­dan ço­ğu­nun at­la­rı dev­ril­miş­ti. Buna rağ­men öğ­ren­ci­le­ri da­ğıt­ma­ya ça­lış­tı­lar, öğ­ren­ci­ler İstan­bul Üni­ver­si­te­si bah­çe­si­ne sı­ğın­dı­lar ve orada en­ter­ne edil­di­ler.

 

Ça­tış­ma­lar­da iki öğ­ren­ci­nin öl­dü­ğü ve ya­ra­lı­la­rın ol­du­ğu söy­le­ni­yor­du. Olay­lar böy­le­si­ne ge­li­şin­ce De­mok­rat Parti hü­kü­me­ti An­ka­ra ve İstan­bul’da sı­kı­yö­ne­tim ilan et­miş­ti. Sı­kı­yö­ne­tim ilan edi­lin­ce as­ker­ler İstan­bul Üni­ver­si­te­si bah­çe­sin­de­ki öğ­ren­ci­le­ri GMC’lere dol­du­ra­rak gö­zal­tı­na almak üzere yola ko­yul­muş­lar­dı. Ancak as­ker­ler öğ­ren­ci­ler­den yana ola­cak ki GMC’ler çok yavaş iler­li­yor­du ve öğ­ren­ci­le­rin çoğu araç­lar­dan at­la­ya­rak kaç­mış­lar­dı.

 

De­mok­rat Parti Mec­lis Gu­ru­bu 29 Nisan 1960’ta ola­ğa­nüs­tü top­la­na­rak olay­la­rın CHP’nin kış­kırt­ma­sıy­la ol­du­ğu­nu açık­lar­ken, Men­de­res de “üni­ver­si­te­nin te­me­li­nin al­tı­na gi­re­ce­ğiz” de­miş­ti. İstan­bul’da ya­şa­nan olay­la­rın ar­dın­dan An­ka­ra Hukuk Fa­kül­te­sin­de baş­la­yan öğ­ren­ci ha­re­ket­le­ri Si­ya­sal Bil­gi­ler Fa­kül­te­sin­de de devam et­miş­ti. Gü­ven­lik güç­le­riy­le öğ­ren­ci­le­rin karşı kar­şı­ya kal­dı­ğı ve fa­kül­te bi­na­la­rı­na ateş açıl­dı­ğı söy­le­ni­yor­du. Sı­kı­yö­ne­tim Ko­mu­tan­lı­ğı her türlü top­lan­tı­yı ya­sak­la­mış­tı.

 

Tüm yurt­ta büyük bir te­dir­gin­lik ya­şa­nı­yor­ken ve olay­lar sü­rer­ken 27 Mayıs sa­ba­ha karşı rad­yo­lar­dan kalın tok bir ses top­lu­ma hitap edi­yor­du.

 

“Dik­kat dik­kat muh­te­rem va­tan­daş­lar rad­yo­la­rı­nı­zın ba­şı­na ge­çi­niz. Gü­ven­di­ği­niz Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­rin sesi bir da­ki­ka sonra siz­le­re hitap ede­cek­tir:


Bugün, de­mok­ra­si­mi­zin içine düş­tü­ğü buh­ran ve son mü­es­sif ha­di­se­ler do­la­yı­sıy­la ve kar­deş kav­ga­sı­na mey­dan ver­me­mek mak­sa­dı ile Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri mem­le­ke­tin ida­re­si­ni ele al­mış­tır.”

 

Üni­ver­si­te öğ­ren­ci­li­ği­min ilk yıl­la­rın­da böyle bir ta­ri­hi olaya tanık ol­muş­tum. Di­le­rim top­lum ola­rak böyle kar­ma­şa­la­rı bir daha ya­şa­ma­yız.



Bu yazı 212 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
369 Okunma
335 Okunma
302 Okunma
274 Okunma
274 Okunma
241 Okunma
228 Okunma
218 Okunma
201 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI