Türkiye’de giderek artan hayat pahalılığı, genç ailelerin çocuk sahibi olma kararlarını kökten değiştiriyor. Barınma, gıda, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel kalemlerde yaşanan yüksek enflasyon, “3 çocuk” hedefini aileler için neredeyse imkânsız hale getirdi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 iken 2023 itibarıyla 1,51’e kadar geriledi. Bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in oldukça altında. Bir başka ifadeyle, mevcut ekonomik şartlar yalnızca aile planlamalarını değil, ülkenin demografik geleceğini de tehdit ediyor.
Barınma maliyetleri en büyük yük olarak öne çıkıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde kiralar son beş yılda yüzde 600’e varan artış gösterdi. Ortalama bir ailenin aylık geliri büyük ölçüde kira ve temel ihtiyaçlara harcanıyor. Buna ek olarak gıda enflasyonu yüzde 70’leri aşmış durumda. TÜİK verilerine göre 2023 yılında yalnızca bebek bezi ve mamadaki yıllık artış yüzde 120’yi buldu.
Eğitim giderleri de aileleri ikinci veya üçüncü çocuk konusunda caydırıcı etkenlerden biri. Özel okul ücretlerinde yıllık artış oranı yüzde 100’lere yaklaşırken, devlet okullarında bile servis ve kırtasiye masrafları ciddi bir yük oluşturuyor. Üniversite eğitimi ise barınma ve harç maliyetleriyle birleştiğinde genç ebeveynler için uzun vadeli bir ekonomik kaygı doğuruyor.
Uzmanlar, düşen doğurganlık oranlarının sadece aile bütçesiyle ilgili olmadığını, aynı zamanda toplumun gelecek yapısını da şekillendireceğini belirtiyor. Çalışma çağındaki nüfus azalırken yaşlı nüfusun artması, önümüzdeki 20 yıl içinde sosyal güvenlik sistemini baskı altına alacak. OECD verilerine göre Türkiye, 2050’ye gelindiğinde yaşlı nüfus oranında Avrupa ülkelerini yakalayacak.
Ekonomistler, ailelerin daha fazla çocuk sahibi olabilmesi için konut politikalarından eğitim desteklerine, doğum yardımlarından kreş imkanlarına kadar kapsamlı sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak mevcut ekonomik koşullar düzelmediği sürece “3 çocuk” artık bir devlet politikası hedefi olmaktan çıkıp, toplumun büyük çoğunluğu için ulaşılamaz bir hayal olarak kalıyor.