beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


ELİF UZUN

facebook-paylas
YARATICININ TUVALLERİNE DOKUNMAYIN
Tarih: 01-05-2026 20:38:00 Güncelleme: 01-05-2026 20:41:00


Ben bir Ka­ra­de­niz ka­dı­nı­yım.


Çi­çe­ğiy­le, bö­ce­ğiy­le, su­yuy­la, ha­va­sıy­la bü­yü­düm. Bizi biz ya­pa­nın yal­nız­ca insan ol­ma­dı­ğı­nı, top­ra­ğın, rüz­gâ­rın, sisin, yağ­mu­run da birer kim­lik ta­şı­dı­ğı­nı bi­le­rek ya­şa­dım. Onlar ol­ma­dan eksik ka­la­cak bir in­sa­nım ben. Çünkü bizim top­rak­la­rı­mız yüz­yıl­lar­dır bizi do­yur­du, bes­le­di, bü­yüt­tü. Biz yal­nız­ca o top­rak­la­rın üs­tün­de yü­rü­mek­le kal­ma­dık; o top­rak­la­rın se­si­ni, ko­ku­su­nu, ren­gi­ni içi­mi­ze çek­tik.

 

 

Tüm kut­sal ki­tap­la­rın bah­set­ti­ği cen­net tas­vir­le­ri­nin için­de bü­yü­dük biz. Gü­ne­şin bir va­di­nin om­zu­na usul­ca do­kun­du­ğu sa­bah­la­ra, sisin dere boy­la­rın­da ağır ağır yü­rü­dü­ğü ak­şam­la­ra tanık olduk. Ço­cuk­lu­ğu­mu­zun oyun­la­rı ağaç göl­ge­le­rin­de, de­re­le­rin kı­yı­sın­da, fın­dık dal­la­rı­nın ara­sın­da geçti. Şimdi ise bizim gör­dük­le­ri­mi­zi ço­cuk­la­rı­mı­zın gör­me­si is­ten­mi­yor. Ço­cuk­la­rı­mı­zın elin­den renk­li bo­ya­lar alı­nı­yor; ön­le­ri­ne siyah beyaz, soğuk, sanal tu­val­ler ko­nu­lu­yor.

 

 

Bizim ma­de­ni­miz fın­dı­ğı­mız­dır, su­yu­muz­dur, börtü bö­ce­ği­miz­dir. Gü­ne­şiy­le gülen, si­siy­le bu­ğu­la­nan, de­ni­ziy­le dal­ga­la­nan, çi­çe­ği­ni ba­şı­na taç yapan in­san­la­rın yur­du­dur Ka­ra­de­niz. Oysa şimdi bu kök­le­re si­ya­nur dö­kül­mek is­te­ni­yor. Yüz­yıl­lar­dır ata­la­rı­mı­zın ekip biç­ti­ği, de­re­le­rin­de yı­kan­dı­ğı, ağaç­la­rı­nın göl­ge­sin­de uyu­du­ğu bu top­rak­lar, vahşi ma­den­ci­li­ğin soğuk he­sap­la­rı­na tes­lim edil­mek üzere.

 

 

“Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun” de­miş­ti şair. Bu bir dilek değil, as­lın­da bir ha­fı­za çağ­rı­sıy­dı. Renk­le­rin ko­run­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni ha­tır­la­tan bir cüm­ley­di. Çünkü renk­ler yal­nız­ca do­ğa­nın değil, in­sa­nın da ru­hu­dur. Şimdi o renk­li tu­va­li si­ya­ha çe­vir­mek is­te­yen güç­ler, yer­yü­zü­nün şey­tan­la­rı değil de nedir?

 

 

Sa­na­tın do­ğa­yı tak­lit et­ti­ği­ni söy­le­riz çoğu zaman. Res­sa­mın tu­va­li, şa­irin di­ze­le­ri, ya­za­rın cüm­le­le­ri hep ger­çek olan­dan ilham alır. Ama biz il­ha­mın ken­di­si­ni yok eder­sek neyi res­me­decek res­sam? Hangi ko­ku­yu an­la­ta­cak şair? Hangi sesi ya­za­cak yazar? Eğer dere su­sar­sa, şi­irin ritmi ek­si­lir. Eğer ağaç ke­si­lir­se, tu­va­lin göl­ge­si kay­bo­lur. Eğer top­ra­ğın rengi so­lar­sa, sa­na­tın dili de so­luk­la­şır.

 

 

Ka­ra­de­niz, en usta res­sam­la­rın bile ula­şa­ma­ya­ca­ğı mu­ci­ze tab­lo­lar sunar. Çünkü asıl ya­ra­tı­cı, en büyük tu­val­le­ri­ni bu­ra­da bo­ya­mış­tır. Ye­şi­lin bin tonu, ma­vi­nin en de­ri­ni, sisin griy­le kur­du­ğu narin bağ… Bun­lar yal­nız­ca bir man­za­ra değil, in­sa­nın iç dün­ya­sı­nı bes­le­yen birer kay­nak­tır. Bu yüz­den bu yı­kı­mı, için­de insan duy­gu­su ta­şı­yan bi­ri­nin kal­dı­ra­bil­me­si müm­kün de­ğil­dir.

Ben üz­gü­nüm. Sa­de­ce bir coğ­raf­ya­nın kaybı için değil; sa­na­tın, il­ha­mın, ge­le­ce­ğin kaybı için üz­gü­nüm. Çünkü do­ğa­yı yok etmek, yal­nız­ca ağaç­la­rı kes­mek de­ğil­dir; aynı za­man­da hi­kâ­ye­le­ri kes­mek­tir, şi­ir­le­ri sus­tur­mak­tır, renk­le­ri sol­dur­mak­tır.

 

Bizim ço­cuk­la­rı­mı­zın gö­re­ce­ği ilk man­za­ra bir maden çu­ku­ru ol­ma­ma­lı. Onlar da gü­ne­şin sisle dan­sı­nı iz­le­me­li, dere se­si­ne kulak ver­me­li, çi­çek­ler­den taç yap­ma­lı. Çünkü doğa yok olur­sa, sanat yal­nız­ca bir tak­lit değil, eksik bir ha­tı­ra ola­rak kalır. Ve biz, kendi cen­ne­ti­mi­zi kay­bet­tik­ten sonra, hiç­bir tu­val­de o rengi bir daha bu­la­ma­yız.



Bu yazı 2 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI