Bahar geldi…
Doğa uyanıyor, ağaçlar çiçek açıyor, günler uzuyor.
Ama sen…
Hala yorgun musun?
Sabahları uyanmak zor geliyor, bedenin ağır, zihnin dağınık mı?
Çoğu kişi buna “bahar yorgunluğu” diyor.
Peki ya bu sadece mevsimsel bir geçiş değilse?
Ya bedenin sana bir şey anlatmaya çalışıyorsa?
Ruh, zihin ve beden…
Bir önceki yazımda da söylediğim gibi, birbirinden ayrılamayan üç yol arkadaşı.
Ve bu üçlüden biri dengesini kaybettiğinde, diğeri mutlaka bunu hissettirir.
Bahar aslında bir uyanıştır.
Ama sen hâlâ yorgunsan, belki de iç dünyanda henüz kış bitmemiştir.
İçinde tutulmuş duygular, ertelenmiş kararlar, bastırılmış ihtiyaçlar…
Hepsi zihinde yük, bedende ağırlık yaratır.
Ve beden der ki:
“Ben artık bunu taşıyamıyorum.”
İşte tam bu noktada, yorgunluk sadece fiziksel değildir.
Bu, ruhun “dur” demesidir.
Peki ne yapabiliriz?
Önce şunu kabul ederek başlayabiliriz:
Her yorgunluk dinlenerek geçmez.
Bazı yorgunluklar fark edilmek ister.
Kendine şu soruyu sor:
“Gerçekten neye ihtiyacım var?”
Belki dinlenmeye değil,ifade etmeye…
Belki uykuya değil,yavaşlamaya…
Belki de güçlü görünmeye değil,biraz kırılmaya ihtiyacın var.
Bahar, doğanın temizlenme ve yenilenme dönemidir.
Aynı şey bizim için de geçerli.
Ama yenilenmek için önce bırakmak gerekir.
Tutunduğun yükleri…
Sana iyi gelmeyen alışkanlıkları…
“İdare ederim” dediğin ama içten içe seni yoran her şeyi…
Çünkü beden, taşıyamadığı yükleri yorgunluk olarak geri verir.
Holistik bakış açısında bahar yorgunluğu bir sorun değil,bir davettir.
Yavaşla…
Dinle…
Fark et…
Küçük ama etkili adımlarla başlayabilirsin:
Güne birkaç dakika sessizlikle başla.
Nefesini fark et.
Bedeninde en çok nerede ağırlık var, hisset.
Hareket et ama kendini zorlayarak değil, hissederek.
Doğada kısa yürüyüşler yap.
Ve en önemlisi…
Kendine yüklenmeyi bırak.
Çünkü bazen en büyük şifa,
Hiçbir şey yapmadan sadece kendine izin vermektir.
Unutma…
Bedenin tembel değil, yorgun olabilir.
Ve bu yorgunluk, senin zayıflığın değil;
Uzun zamandır güçlü kalmaya çalışmanın sonucudur.
Belki de bu bahar, yeniden başlamaktan çok kendine dönme zamanı.
Ve belki de en doğru soru şu:
“Ben gerçekten iyi miyim? Yoksa sadece iyi gibi mi yapıyorum ?
Cevap dürüst olduğunda,şifa zaten başlar.
Şifa ve sevgi ile…