Dünya fokor fokor kaynıyor. Her gün bir yerlerde savaş çıkıyor. Bu aralar olan her şey de doğrudan ülkemizin yanı başında oluyor. Ya da bizim ekonomik gerekçelerimizi etkileyecek şekilde gerçekleşiyor.
Tabi bu durum kırılgan bir ekonomiye sahip olan ülkemizi daha da kırılgan yapıyor. Bizim ekonomimiz neden böyle. Enerjinin yaklaşık %70-75’i ithal edilmektedir ve bu da yıllık ortalama 60 ila 100 milyar dolar arasında bir enerji ithalatı anlamına gelir. Petrol ve doğalgaz fiyatları yükseldiğinde Türkiye’nin dış ödemeleri hemen artar ve ekonomi bundan doğrudan etkilenir.
Bir diğer önemli sorun cari açıktır. Türkiye genellikle ürettiğinden daha fazlasını tüketmektedir. Örneğin ihracat yaklaşık 250 milyar dolar civarındayken ithalat 350 milyar dolara yaklaşmaktadır. Bu da yaklaşık 40-50 milyar dolarlık bir açık ortaya çıkarır. Bu açık borçlanma ya da yabancı sermaye ile kapatıldığı için ekonomi dış finansmana bağımlı hale gelir.
Türkiye’nin döviz ihtiyacı da oldukça yüksektir. Toplam dış borç yaklaşık 450 milyar dolar seviyesindedir ve her yıl 200 milyar doların üzerinde borcun çevrilmesi gerekmektedir. Bu durum, ülkenin sürekli döviz bulmak zorunda olduğu anlamına gelir. Döviz girişinde bir azalma olduğunda ise kur hızla yükselir ve ekonomik dengeler bozulur.
Bütün bu olumsuz gerekçelere bir de ülke içindeki kamunun israfı ve yerelden başlayarak yolsuzluk olayları da halkı ekonomik olarak güvenecek kaynaklardan uzaklaştırıyor. Vatandaşlar da doğal olarak başka yollarla kendini güvende tutmak istiyor. Buna ek olarak Türkiye’de dolarizasyon yüksektir. Yani vatandaşlar ve şirketler tasarruflarını Türk lirası yerine döviz veya altın olarak tutma eğilimindedir. Bu durum Türk lirasına olan güveni zayıflatır ve kur artışlarının enflasyona hızlı bir şekilde yansımasına neden olur.
Yüksek enflasyon da kırılganlığın önemli bir göstergesidir. Son yıllarda enflasyon oranları yüzde 50-70 bandında seyretmiştir. Türkiye’nin coğrafi konumu da ekonomik kırılganlığı artıran bir faktördür. Orta Doğu, Kafkasya ve Doğu Avrupa gibi jeopolitik açıdan riskli bölgelerin ortasında yer almaktadır. Bu bölgelerde yaşanan savaşlar ve krizler Türkiye’yi doğrudan etkiler. Örneğin Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında enerji fiyatları hızla artmış, bu da Türkiye’nin ithalat maliyetlerini yükseltmiş ve enflasyonu artırmıştır.
Özetle Türkiye ekonomisinin kırılgan olmasının temel nedeni, döviz ihtiyacının yüksek olması ve bu ihtiyacın büyük ölçüde dış kaynaklarla karşılanmasıdır. Bu nedenle Türkiye, yakın coğrafyada yaşanan krizlerden diğer birçok ülkeye göre daha hızlı ve daha güçlü şekilde etkilenmektedir.