Bugün sizlerle toplumda zaman zaman yanlış anlaşılan, çoğu zaman da yeterince değer verilmeyen bir mesleği konuşmak istiyorum: emlak komisyonculuğu.
Sokakta yürürken neredeyse her köşe başında bir emlak ofisi görürüz. Kimi zaman yeni bir ev hayaliyle gireriz içeriye, kimi zaman da kiracı arayışımız için. Ama o masanın arkasında oturan kişinin ne iş yaptığını gerçekten ne kadar biliyoruz?
Emlak komisyoncusu, sanılanın aksine sadece “ev gösteren” ya da “komisyon alan” biri değildir. O kişi aslında bir danışmandır, rehberdir ve çoğu zaman da kriz yöneticisidir. Alıcı ile satıcıyı bir araya getiren, iki tarafın da haklarını gözeterek süreci doğru şekilde yöneten kişidir. Bir tapu işlemi nasıl yapılır, hangi ev yatırım için daha mantıklıdır, hangi bölgede değer artışı beklenmektedir, tüm bu soruların cevaplarını bilen bir uzmandır.
Bu meslek, yalnızca bir ilan verip telefon beklemekten ibaret değildir. Arazi incelemeleri, piyasa analizleri, müşteri ilişkileri, sözleşme süreçleri ve hukuki sorumluluklar… Bunların her biri ciddi bilgi, tecrübe ve dikkat ister.
Ne yazık ki, sektörde mesleki yeterliliğe sahip olmayan kişilerin de faaliyet göstermesi nedeniyle, emlak komisyoncularına karşı toplumda zaman zaman haksız bir güvensizlik oluşuyor. Oysa ki bu işi etik kurallara bağlı, eğitimli ve bilinçli şekilde yapanlar, bir ailenin hayatındaki en önemli kararlardan birinde yol gösterici rol üstleniyorlar.
Emlak komisyonculuğu, doğru yapıldığında son derece saygın ve değerli bir meslektir. Yeter ki bizler de bu mesleğe hak ettiği gözle bakmayı öğrenelim. Unutmayalım, herkesin bir evi olabilir ama doğru evi bulmak, güvenilir bir uzmanın rehberliğiyle çok daha kolaydır.