beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


ERDEM YÜCEL

facebook-paylas
YALAN DOLAN ÜZE­Rİ­NE!.. O YALAN BU YALAN FİLİ YUTTU BİR YILAN!
Tarih: 12-10-2025 13:51:00 Güncelleme: 12-10-2025 13:51:00


De­mok­ra­si­ye adım at­ma­mız­dan bu yana si­ya­si­ler­den şim­di­ye kadar du­yul­ma­yan başta ulan (!), be (!) olmak üzere söz­le­rin yanı sıra yalan (!) söz­cü­ğü de dil­le­re pe­le­senk oldu.
 
İnsan­lar neden yalan söy­ler?
Neden doğ­ru­la­rı söy­le­mek­ten ka­çı­nır?
Bir za­man­lar Nazi Al­man­ya’sının Pro­pa­gan­dam Ba­ka­nı Göb­bels yalan ne kadar büyük olur­sa in­san­la­rın ona inan­ma­sı çok daha kolay olur de­miş­ti. Ni­te­kim II. Dünya Sa­va­şın­da Sov­yet bir­lik­le­ri Ber­lin’e da­yan­dık­la­rın­da bile Göb­bels’in pro­pa­gan­da­sı al­tın­da kalan bazı Al­man­lar sa­va­şı ka­za­nı­yo­ruz sö­zü­ne inan­mış­lar­dı.
 
Ger­çek­le­ri giz­li­ye­rek, çar­pı­ta­rak, bi­ri­le­ri­ni veya top­lu­mu al­dat­mak ama­cıy­la uy­du­ru­lan söz­le­re yalan, bunu yap­ma­yı huy edi­nen­le­re de ya­lan­cı de­nil­miş­tir.
Bizim söz­lük­le­ri­miz­de ya­lan­la il­gi­li pek çok deyim veya ya­kış­tır­ma var­dır. Bun­la­rın ba­şın­da “Onun ya­lan­la­rı bit­mez”, “Ya­la­nı or­ta­ya çı­kın­ca çok utan­dı”, “Bu dünya yalan, önem­li olan öteki dünya”, “Bu yalan söz­ler­le kimi kan­dır­ma­ya ça­lı­şı­yor­sun”, “Onun yalan do­lan­la­rın­dan bık­tık”, “Yalan atmak”, “Yalan kı­vır­mak”,”Ya­lan­cı çı­kar­mak”,” Ya­lan­cı­nın mumu” gibi söz­ler bun­la­rın ba­şın­da gel­mek­te­dir. On­la­rın yanı sıra ger­çe­ği­ne ben­ze­yen veya ben­ze­ti­len; daha doğ­ru­su sahte olan­la­rın da ba­şı­na yalan söz­cü­ğü ge­ti­ril­miş­tir. Ya­lan­cı elmas veya pır­lan­ta, ya­lan­cı taş, ya­lan­cı kemer, ya­lan­cı dolma, ya­lan­cı peh­li­van, ya­lan­cı şahit gibi ben­ze­ri söz­cük­le­re gün­lük ya­şa­mı­mız­da her zaman kar­şı­la­şı­rız.
 
Ya­lan­cı kime denir?
 
Doğru olup ol­ma­dı­ğı­nı araş­tır­ma­dan her işit­ti­ği­ni baş­ka­sı­na ak­ta­ran, bu­nun­la da ye­tin­me­ye­rek ila­ve­ler yapan ki­şi­ler var­dır. Böyle olun­ca da ağız­dan ağza do­la­şan bazı söz­le­rin veya ha­ber­le­rin de­ğiş­me­si de ka­çı­nıl­maz olur. Ya­lan­lar bazen günü kur­tar­mak için kul­la­nı­lır; ba­zı­la­rı­na pembe ya­lan­lar de­ni­lir. Bun­la­rın pek fazla bir za­ra­rı ol­ma­mak­la be­ra­ber yine de yalan ya­lan­dır. En teh­li­ke­li yalan ise top­lu­mu kan­dı­ra­rak kendi çı­kar­la­rı­na ve amaç­la­rı­na yö­nel­ten ya­lan­lar­dır.
 
Çe­şit­li din­ler yalan söy­len­me­si­ni ya­sak­la­mış­tır. Ör­ne­ğin Hz. Mu­ham­med’in ha­dis­le­rin­de ya­lan­la il­gi­li söz­ler var­dır; “Suç­la­rın en bü­yü­ğü yalan söy­le­mek­tir”,“Hayır için söy­le­nen yalan, fitne çı­ka­ran doğ­ru­dan iyi­dir”; Hz. Ebu­be­kir ise “Doğ­ru­luk, ema­net, ya­lan­cı­lık hı­ya­net­tir” de­miş­tir. Şa­fi­le­rin ise “ Yalan, güven ve em­ni­ye­ti, huzur ve iti­ma­dı yok eder.” gibi bir sözü var­dır.
 
Eski Çağ­lar­dan gü­nü­mü­ze uza­nan zaman sü­re­ci içe­ri­sin­de bir­çok dü­şü­nür ve yazar ya­la­nın üze­rin­de dur­muş, bu­nun­la da ye­tin­me­ye­rek ya­lan­cı­la­rı yer­miş­tir.
 
Hi­to­pa­des­ha “Bu dün­ya­da in­san­lar bir kere al­da­tı­lın­ca, ger­çek­ten bile şüphe du­yar­lar. “; Ezel “ Sakın! Sakın tek bir ke­li­me ede­yim deme! Sakın tek bir yalan daha söy­le­me. Niye bi­li­yor musun? Çünkü İna­nı­rım! “ ; Cü­neyd Bağ­da­di “Sabır, hiç yüzü ek­şit­me­den acıyı yudum yudum içine sin­dir­men­dir.” Dos­to­yevs­ki “Ne garip. Sev­di­ği­miz in­sa­nın her ya­la­nın­da bir doğru, Sev­me­di­ği­miz in­sa­nın her doğ­ru­sun­da bir yalan ara­rız.”; Wil­li­am Sha­kes­pe­are “Güven ruh gi­bi­dir, Terk et­ti­ği be­de­ne asla geri dön­mez.”; Sıg­mund Freud “Bi­ri­nin yalan söy­le­me­si­ne kız­mam da yalan söy­ler­ken ya­ka­la­na­cak kadar salak bir in­sa­nın beni kan­dır­ma­ya ça­lış­ma­sı­na kı­za­rım.”;Vıc­tor Hugo “Yalan zekâ işi­dir, dü­rüst­lük ce­sa­ret, Eğer zekân yet­mi­yor­sa yalan söy­le­me, Ce­sa­re­ti­ni kul­la­nıp dü­rüst ol­ma­yı dene.”: Lev Tols­toy “ İnsan­la­rı yalan söy­le­dik­le­rin­de din­le­me­yi se­ve­rim. Çünkü olmak is­te­dik­le­ri ama ola­ma­dık­la­rı in­san­la­rı an­la­tır­lar. “
 
Dü­şü­nür­le­rin ya­lan­la il­gi­li söz­le­ri daha da uzat­mak müm­kün­dür. Vol­ta­ire “İna­nıl­ma­ya­cak şey­le­re ina­nı­yo­rum demek”, Di­de­rot’da “Ho­şu­mu­za giden ya­lan­la­rı avuç do­lu­su yu­ta­rız da, acı ger­çek­le­ri yudum yudum içe­riz. “ de­miş­ler­di.
 
Yalan söy­le­me­nin de ku­ral­la­rı var­dır; bun­la­rın ba­şın­da ya­lan­cı unut­kan ol­ma­ma­lı­dır. Söy­le­di­ği unu­tup, bir süre sonra onun tam ter­si­ni söy­le­yen­ler­le gün­lük ya­şa­mı­mız­da sıkça kar­şı­la­şı­rız. Yalan söy­le­yen ya­la­nı­na önce kendi inan­ma­lı­dır ki; bir süre sonra tam ter­si­ni söy­le­me­sin. Bu yüz­den de ya­lan­cı­nın mumu yat­sı­ya kadar yanar diye bir sö­zü­müz var­dır.
 
Ben­ja­mın Dıs­ra­eli ya­lan­la­rı kendi ara­la­rın­da basit, kuy­ruk­lu ve is­ta­tis­tik ya­lan­lar gibi bazı gu­rup­la­ra ayır­mış­tır. Ber­nard Shaw’a göre yalan söy­le­me­nin ce­za­sı; ya­lan­cı doğru söy­le­miş olsa bile kim­se­nin ona inan­ma­ma­sı­dır. Ör­ne­ğin bir si­ya­set­çi daha önce söy­le­di­ği bir ya­la­nı son­ra­dan doğ­ru­la­mış ol­sa­lar bile balık ha­fı­za­lı­lar dı­şın­da­ki­le­ri inan­dı­ra­maz­lar.
 
Bazı si­ya­si­ler, ga­ze­te­ci­ler ta­ri­hi ger­çek­le­ri bir ka­lem­de silip ata­rak yalan söy­ler veya ya­zar­lar. Bilen bilir de; ya bil­me­yen ve ona ina­nan­lar…
 
Ben hiç yalan söy­le­mem, yalan yaz­mam di­ye­ne ne de­re­ce ina­nı­lır; o da ayrı bir ko­nu­dur. Kadın olsun, erkek olsun, çocuk olsun çoğu insan yalan söy­ler… Ancak on­la­rın söy­le­dik­le­ri ya­la­nın öl­çü­sü­ne göre de­ği­şir. Çap­kın bir erkek ka­rı­sı­na da sev­gi­li­si varsa ona da seni se­vi­yo­rum der. Bu­nun­la ye­tin­mez ka­rı­mı bo­şa­yıp se­nin­le ev­le­ne­ce­ğim der..​Bazı ka­dın­lar­da eş­le­ri­ne ma­ğa­za­la­rı ge­ze­lim ama söz bir şey al­ma­ya­ca­ğım de­me­si de söy­le­nen pembe ya­lan­lar­dır. Ta­nı­dı­ğı­nız veya dos­tu­nuz bir ya­zar­la kar­şı­la­şır­sı­nız; ona son ya­zı­sı­nı veya ki­ta­bı­nı be­ğen­di­ği­ni­zi söy­ler­si­niz. Oysa ne ki­ta­bı­nı oku­muş, ne de yaz­dık­la­rı­nı sev­miş­si­niz­dir… Bu da kar­şı­nız­da­ki­ni kır­ma­mak için söy­le­di­ği­niz bir ya­lan­dır!..
 
Çoğu kez korku ya­la­nı söy­le­tir. Bazen kar­şı­nız­da­ki in­sa­nı üz­me­mek için de yalan söy­le­nir, buna mübah yalan denir. Çok hasta olan ve ölü­mün yak­laş­tı­ğı­nı his­set­ti­ği­niz bir has­ta­ya da bugün seni iyi gör­düm di­ye­rek mo­ra­li­ni dü­zelt­me­ye ça­lı­şır­sı­nız…
 
Çoğu kez sanat doğ­ru­yu yalan gibi, si­ya­set de ya­la­nı doğru gibi gös­te­rir. Kı­sa­ca­sı defa yalan söy­le­me­ye baş­la­yan bir daha ondan kur­tu­la­maz. Te­le­viz­yon ek­ran­la­rın­da o tip­ler doğ­ru­la­rı söy­le­miş ol­sa­lar bile on­la­ra inan­maz­sı­nız. Çünkü yalan söy­lü­yor diye adı çık­mış bir kere!..
 
Yalan dolan, fili yuttu bir yılan der­ken, sa­nı­rım ya­zı­mı­zı bir fıkra ile son­lan­dır­mak ye­rin­de ola­cak:
Vakti za­ma­nın­da pa­di­şa­hın bi­ri­nin canı sı­kı­lın­ca tel­lal­la­rı so­kak­la­ra sal­mış;
“Bana en güzel ya­la­nı söy­le­ye­ne bir küp do­lu­su altın ve­re­ce­ğim. Ancak ya­la­nı söy­le­yen beni inan­dır­ma­lı” demiş.
 
Mem­le­ke­tin ya­lan­cı­la­rı hemen sa­ra­ya koşup ya­lan­la­rı­nı sı­ra­la­ma­ya baş­la­mış­lar. Bun­lar­dan biri bir kuş as­la­nı kap­tı­ğı gibi yu­va­sı­na gö­tür­müş demiş...
 
Pa­di­şah kız­mış; bunun ne­re­si yalan demiş. Ar­dın­dan da ek­le­miş; kuş de­di­ğin kar­tal, aslan da yavru ola­bi­lir…
 
Ya­lan­cı­lar­dan bir di­ğe­ri;komşu ül­ke­de bir eşeği kral yap­tı­lar demiş.
Pa­di­şah bu ya­la­nı da be­ğen­me­miş; Komşu ül­ke­nin kralı pen­ce­re­den ba­kar­ken ta­cı­nı dü­şür­müş, tacı da o sı­ra­da ora­dan geçen eşe­ğin ba­şı­na düş­müş ola­bi­lir demiş…
 
Bir di­ğe­ri pa­di­şa­hım ben gök­yü­zü­ne bir ok attım altı ay sonra geri döndü de­yin­ce pa­di­şah:
Senin ok ağa­cın üze­ri­ne düş­müş­tür, son­ba­har gelip ağaç yap­rak­la­rı­nı dök­tü­ğün­de yere düş­müş­tür diye yanıt ver­miş.
 
Böy­le­ce her ya­lan­cı­nın söy­le­di­ği ya­lan­da bir doğ­ru­luk payı bulan pa­di­şah her bi­ri­si­ne bir ba­ha­ne bul­muş­tur. Bir gün yalan do­lan­la­rıy­la ünlü bir mem­le­ket­ten bir ya­lan­cı çıka gel­miş:
“Pa­di­şa­hım sen benim ba­bam­dan bir küp do­lu­su al­tı­nı borç ola­rak al­mış­tın. Şimdi onu al­ma­ya gel­dim. Eğer bu sö­zü­me yalan der­sen ödü­lü­mü ver; yalan değil der­sen bor­cu­nu öde…”
Kıs­sa­dan hisse…


Bu yazı 2347 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI