beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


ERDEM YÜCEL

facebook-paylas
ÇOCUKLUĞUMDA TANIDIĞIM NAZIM HİKMET
Tarih: 11-01-2026 20:07:00 Güncelleme: 11-01-2026 20:07:00


İstan­bul­lu bir aile­nin ço­cu­ğu ola­rak göz­le­ri­mi Kuz­gun­cuk’ta dün­ya­ya aç­mış­tım. Ya­şa­mım­da ne­ler­le kar­şı­la­şa­ca­ğı­mı, kim­le­ri ta­nı­ya­ca­ğı­mı bi­le­mez­dim.Şimdi dü­şü­nü­yo­rum da ger­çek­ten şans­lıy­mı­şım, pek çok ün­lü­yü ta­nı­dım ama hep­sin­den önce Nazım Hik­met ile komşu olmak ger­çek­ten bir ay­rı­ca­lık­mış…

 

Nak­kaş­te­pe’deki köş­kü­mü­zün kom­şu­la­rı ara­sın­da, dö­ne­min ünlü aile­le­ri ve ki­şi­le­ri vardı. Ali Fuat Ce­be­soy­lar,Res­sam Nu­rul­lah Berk,Ab­dül­ba­ki Göl­pı­nar­lı, ilk ka­dın­mil­let­ve­kil­le­rin­den Fer­ruh Hanım, Dr. Kemal Alp, Albay Cemil Bey ve il­ko­kul yıl­la­rım­da yaz­dı­ğım ilk ya­zı­mı der­gi­sin­de ya­yın­la­yan ga­ze­te­ci Mah­mut Be­yon­la­rın ba­şın­da ge­li­yor­du. Nazım Hik­met ise tu­tuk­lu ol­ma­dı­ğı za­man­lar­Mar­ko Paşa Ko­na­ğı’nın ya­nın­da­ki ak­ra­ba­la­rı­na ge­li­yor ve orada ka­lı­yor­du.

 

Nazım Hik­met’i ilk defa orada gör­müş­tüm. Ol­duk­ça iri göv­de­li, ba­ba­can ta­vır­lı, göz­le­rin­den zekâ fış­kı­ran bir ki­şiy­di. O yıl­lar­da ede­bi­yat yö­nü­nü, neler ya­şa­dı­ğı­nı bil­mi­yor­dum ama bana çok se­vim­li gel­miş­ti. Bir­kaç kez saç­la­rı­mı ok­şa­dı­ğı­nı ha­tır­lı­yo­rum.

 

II. Dünya Sa­va­şı’nın ol­du­ğu zorlu gün­ler­di. Ak­şam­la­rı aile bi­rey­le­ri bir odada top­la­nır, ajans din­le­nir (o za­man­lar ha­ber­le­re ajans de­nir­di) ve sonra da günün si­ya­si olay­la­rı­nı, sa­va­şı tar­tı­şır­lar­dı. Si­ya­set­ten sonra ko­nu­dö­nüp do­la­şır kom­şu­muz Nazım Hik­met’e ge­lir­di. Özel­lik­le şi­ir­le­rin­den söz edi­lir, ar­dın­dan aşk­la­rı­nın de­di­ko­du­su­na ge­li­nir­di. Ya­nıl­mı­yor­sam aşk­la­rın­dan bi­ri­si de Kuz­gun­cuk­luy­du. Bende bir ke­nar­da, on­la­rın ko­nuş­ma­la­rı­nın­ço­ğu­nu an­la­ma­sam­da din­ler­dim. Ne ga­rip­tir ki, o yaş­ta­ki ço­cuk­la­rın bel­lek­le­ri bir başka olu­yor. Ara­dan uzun yıl­lar geç­me­si­ne rağ­men ko­nu­şu­lan­la­rın ba­zı­la­rı­nı bugün bile ha­tır­lı­yo­rum. Yakın ta­rih­ler­de yaz­dı­ğım “Bi­lin­me­yen Yön­le­riy­le Nazım Hik­met” ki­ta­bım­da onun aşk­la­rı­nı dile ge­tir­miş­tim. Nazım’ın çabuk âşık olan, se­ve­cen, duygu dolu bir ki­şi­li­ği vardı.

 

Üvey oğlu Memet Fuat, onun ölü­mün­den çok son­ra­la­rı şi­ir­le­ri­nin yayın hak­kı­nı bir ban­ka­ya dev­ret­miş­ti. Ne benim ne de ki­ta­bı­mı ya­yın­la­yan Puslu Ya­yın­cı­lık’ın bun­dan ha­be­ri yoktu. Hangi yö­nüy­le ya­zar­sa­nız yazın, Nazım Hik­met de­ni­lin­ce onun şi­ir­le­rin­den alın­tı yap­ma­dan ge­çi­le­mez­di. Bende öyle yap­mış­tım. Sonra banka bizi mah­ke­me­ye verdi. Çok tu­tu­lan kitap ya­yın­dan kal­dı­rıl­dı. Meğer ben şi­ir­le­riy­le il­gi­li telif hak­la­rı­nı bil­me­di­ğim­den biraz fazla yaz­mı­şım.

 

Garip bir ül­ke­de ya­şı­yo­ruz. Hak­kın­da on­lar­ca kitap ya­zı­lan, dün­ya­da­ki ünlü şa­ir­ler­den bi­ri­nin şi­ir­le­ri­ni bile tam ola­rak dile ge­ti­re­mi­yor­su­nuz!
Benim ço­cuk­luk ve genç­lik yıl­la­rım ger­çek­ten­kar­ma­şık gün­ler­di. Ko­mü­nist veya sol­cu­lu­ğun lafı bile edil­mez­di. Anın­da mim­le­nir­di­niz, bir anda vatan haini ilan edi­lir­di­niz. Siz­le­ri suç­la­yan­la­ra sor­sa­nız o sos­yo­lo­jik veya si­ya­si kav­ram­la­rın ne ol­du­ğu­nu bile doğru dü­rüst an­la­ta­maz­lar! Açık­ça­sı zaten bil­dik­le­ri­ni de san­mı­yo­rum…

 

Nazım da o gün­le­rin si­ya­si or­ta­mın­dan çok çek­miş­ti. Bir ki­şi­nin dü­şün­ce­si­ni dile ge­tir­me­si bile suçtu.

 

Bo­ğa­zi­çi’nde ula­şım, geç­miş gün­ler­de de­niz­yo­luy­la sağ­la­nır­dı. Her vapur sa­ati­nin be­lir­li yol­cu­la­rı vardı. Ba­bam­da çoğu kez Nazım Hik­met ile aynı va­pur­da kar­şı­la­şır­mış ve köp­rü­ye kadar soh­bet ede­rek bir­lik­te gi­der­ler­miş. Yıl­lar sonra babam Nazım ile bir­lik­te yol­cu­luk et­me­sin­den ötürü polis ta­ra­fın­dan iz­len­di­ği­ni öğ­ren­miş ve çok gül­müş­tü.

 

Nazım Hik­met’in ya­şa­mı sı­kın­tı­lı ve çok zorlu geç­miş­tir. Ancak ken­di­si­ne ya­pı­lan ezi­yet­le­re, bas­kı­la­ra rağ­men hiç­bir zaman ya­şa­ma küs­me­miş­ti. O zor ve çi­le­li gün­ler­de üret­ken­li­ği­ni sür­dür­müş ve yaz­dık­la­rıy­la ünü her geçen gün biraz daha art­mış­tı. Oysa onun ye­rin­de bir baş­ka­sı olsa ya­şa­ma küser, kendi ka­de­ri­ne lanet eder­di.

 

Bugün bile bi­li­nen ve bi­lin­me­yen yön­le­riy­le Nazım’ı ya­za­bil­mek hiç de kolay de­ğil­dir.
Ya­şa­mın­da de­ğe­ri­ni tak­dir ede­me­yen­ler­ce ya­sak­lı ol­muş­tur. Buna rağ­men yıl­ma­mış, ge­çi­mi­ni sağ­la­ya­bil­mek için im­za­sı­nı at­ma­dı­ğı ya­zı­lar, film se­nar­yo­la­rı, ti­yat­ro oyun­la­rı yaz­mış­tı.

Gü­nü­müz­de onu mah­kûm eden­le­rin isim­le­ri­ni bilen var mı?

Nazım Hik­met’i ise dünya ta­nı­yor.
Nazım’ın yaz­dık­la­rı­nı okut­ma­mak için ko­nu­lan ya­sak­lar bir şey ifade et­me­miş­tir. Baskı al­tın­da­ki öğ­ren­ci­lik yıl­la­rı­mız­da şi­ir­le­ri­ni el al­tın­dan okur, sonra dü­şün­ce­le­ri­mi­zi ar­ka­daş­la­rı­mız­la pay­la­şır­dık. Nazım’ın ya­şa­dı­ğı yıl­lar­da onu an­la­ya­ma­yan­lar, onun dünya gö­rü­şü­nü, ide­olo­ji­si­ni he­sa­ba ka­ta­ma­yan­lar,onu şid­det­le ve bas­kıy­la sin­dir­me­ye ça­lış­mış­lar­dı.

 

Nazım hiç­bir zaman bas­kı­ya, zulme boyun eğecek ya­ra­dı­lış­ta de­ğil­di. Genç­lik yıl­la­rın­da ide­alist ola­rak Ana­do­lu’nun yo­lu­nu tut­muş, Bolu’daki öğ­ret­men­li­ği son­ra­sın­da Kur­tu­luş Sa­va­şı sı­ra­sın­da Mos­ko­va’ya git­miş ve bu gidiş onun ya­şa­mı­nın dönüm nok­ta­sı ol­muş­tur. Bu arada Kur­tu­luş Sa­va­şı’nın en duy­gu­sal des­ta­nı yine onun ta­ra­fın­dan ya­zıl­mış­tır.
Rus ede­bi­ya­tı­nı ta­nı­dık­tan sonra 1922-1936 yı­la­rın­da yaz­dı­ğı şi­ir­le­rin­de ye­ni­lik­çi bir ara­yı­şa yö­nel­miş, he­ce­ci­le­rin dar ka­lıp­la­rı­nı kı­ra­rak ser­best nazmı or­ta­ya koy­muş­tur.
Nazım’ın şi­ir­le­ri­nin yanı sıra aşk­la­rı da ol­duk­ça renk­li geç­miş­tir. Bir­çok ka­dın­la iliş­ki­si olmuş, top­lu­mu hiçe sa­ya­rak aşkı doya doya ya­şa­mış­tır.

 

İlk defa 1928 yı­lın­da ha­pis­ha­ne ile ta­nış­mış, orada bile çe­vi­ri­ler yap­mış, tef­ri­ka­lar ve şi­ir­ler yaz­mış­tır. Ne ga­rip­tir ki; Onu an­la­ma­yan­la­ra kar­şı­lık ha­pis­ha­ne ar­ka­daş­la­rı de­ğe­ri­ni bil­miş­ler­dir.

 

Nazım, şa­ir­li­ği­nin yanı sıra düz ya­zı­la­rın­da, fık­ra­la­rın­da, ro­man­la­rın­da ezi­len­top­lu­mun ka­ram­sar­lı­ğı­nı, çi­le­le­ri­ni ya­zar­ken on­la­rın çö­züm­le­ri­ni de göz­ler önüne ser­miş­tir.

 

Nazım’ın ka­de­ri de Karl Marx ve En­gels’den fark­lı ol­ma­mış­tır. Eko­no­mi kla­sik­le­ri­nin önde gelen eser­le­rin­den“Das­Ka­pi­tal”i yazan Karl Marx’ın ya­şa­mı yok­sul­luk, acı­lar, sı­kın­tı­lar ve ölüm­ler içe­ri­sin­de geç­miş­ti. Ya­şa­mı se­fa­let içe­ri­sin­de geçen Karl Marks’ın öm­rü­nü ver­di­ği eseri, ölü­mün­den sonra baş tacı edil­miş­tir. Bugün Nazım Hik­met ve Sa­ba­hat­tin Ali’de­ol­du­ğu gibi…

 

Nazım Hik­met eği­tim­li ve en­te­lek­tü­el bir aile­den gel­miş ol­ma­sı­na rağ­men, ül­ke­si­nin için­de bu­lun­du­ğu yok­sul­lu­ğu gör­müş ve bu­ra­dan çıkış yolu ola­rak gör­dü­ğü ko­mü­niz­mi seç­miş­tir. Top­lu­mu şi­ir­le­ri ve ya­zı­la­rıy­la ay­dın­lat­ma­ya ça­lış­mış, bu yönde ya­şa­mın­dan pek çok ödün­ler ver­miş­tir. Her zaman merak et­mi­şim­dir; Nazım bu gün­le­ri gö­re­bil­miş ol­say­dı, Sov­yet­ler Bir­li­ği başta olmak üzere dün­ya­da­ki ko­mü­nist ül­ke­le­rin çö­zü­lü­şü hak­kın­da acaba ne dü­şü­nür­dü? Tür­ki­ye’de Ko­mü­nist ve İşçi par­ti­le­ri­nin ku­ru­lup se­çim­le­re gir­di­ği­ni gö­re­bil­sey­di “dün­ya­ya erken mi gel­dim”der­miy­di?

 

Benim genç­li­ğim­de biraz sol­dan söz et­se­niz hemen “Mos­ko­va’ya Mos­ko­va’ya!” de­nir­di. Şim­di­ler­de in­san­lar ti­ca­ret ve iş yap­mak için Rusya’ya gi­di­yor.
Ne garip çe­liş­ki…
Nazım çok sev­di­ği ül­ke­sin­den kaç­mak zo­run­da kal­mış ve ya­şa­mı­nın son gün­le­ri­ne kadar Tür­ki­ye has­re­tiy­le yanıp tu­tuş­muş­tur.

 

Şi­ir­le­rin­den bi­ri­sin­de duy­du­ğu vatan has­re­ti­ni bakın nasıl dile ge­tir­miş­ti:

 

“Yol­daş­lar ölür­sem o gün­den önce yani,
Ana­do­lu’da bir köy me­zar­lı­ğı­na gömün beni.
Te­pem­de bir de çınar olur­sa, taş maş da is­te­mez hani…”



Bu yazı 1101 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI