beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


ERDEM YÜCEL

facebook-paylas
BİR NEYZEN VARDI
Tarih: 24-03-2026 23:57:00 Güncelleme: 24-03-2026 23:57:00


İstan­bul Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si­nin Sa­raç­ha­ne­ba­şı’ndaki ye­rin­de 1950’li yıl­lar­da Münir Paşa’nın Os­man­lı dö­ne­mi­ne ait bir ko­na­ğı vardı. O yıl­lar­da Özel İstik­lal Li­se­si orada eği­tim ve­ri­yor­du. Eği­ti­mim için Kuz­gun­cuk’tan Fatih’e ta­şın­dı­ğı­mız­da beni İstik­lal Li­se­si­nin or­ta­okul kıs­mı­na kay­det­tir­miş­ler­di. Bu okul­da öğ­re­nim gö­rür­ken öğlen sa­at­le­ri­ne doğru ye­mek­ha­ne­mi­ze siyah pal­to­lu, ka­ba­rık beyaz saçlı, kol­tu­ğu­nun al­tın­da Ney’i ile bir adam, ağır adım­lar­la yü­rü­ye­rek ge­lir­di. Merak edip üst sı­nıf­ta­ki­le­re bu garip ada­mın kim ol­du­ğu­nu sor­du­ğum­da Ney­zen ve şair Tev­fik de­miş­ler­di. Türk ede­bi­ya­tı­nın hiciv üs­tat­la­rı ara­sın­da büyük yeri ol­du­ğu­nu ve aynı za­man­da mem­le­ke­tin ney üf­le­yen mu­si­ki üs­ta­dı­nı böyle ta­nı­mış­tım. Bizim li­se­nin sa­hi­bi olan ünlü ede­bi­yat­çı Ağâh Sırrı Le­vend öğle ye­mek­le­ri­ni oku­lu­muz­da ye­me­si­ni is­te­miş.

 

Ney­zen Tev­fik’in (1879-1953) güçlü şi­ir­le­ri­nin yanı sıra doğ­ru­yu söy­le­mek­ten ka­çın­ma­yan bir ki­şi­li­ği ol­du­ğu söy­le­nir. Pe­ri­şan kı­ya­fe­ti­ne kar­şı­lık iç dün­ya­sı­nın son de­re­ce zen­gin ol­du­ğun­da bir­çok araş­tır­ma­cı bir­leş­miş­tir. Ger­çek an­lam­da ken­di­ne özgü bir fi­lo­zof­tur. Ay­rı­ca Türk Mu­si­ki­si­nin usu­lü­nü, er­kâ­nı­nı çok iyi bilir, ne­yi­ni üf­ler­ken hem ken­di­si­ni hem de din­le­yen­le­ri coş­tu­rur. Onu ta­nı­yan­lar­dan biri olan babam bir gün şöyle de­miş­ti; “Dev­let ri­ca­li veya zen­gin­ler ken­di­si­nin ney üf­le­me­si için davet et­tik­le­rin­de ala­ca­ğı büyük pa­ra­yı eli­nin ter­siy­le iter ve gider me­zar­lık­ta bir mezar ta­şı­na ney üf­ler­di.”

 

Ya­şa­mı hep sı­kın­tı içe­ri­sin­de geç­miş­ti ama ruhu zen­gin­di…

Bir gün şöyle demiş:

“Bir ge­lin­cik gibi sûrun üs­tü­ne
di­kil­mi­şim her gu­rû­rum üs­tü­ne.”

Ney­zen Tev­fik in­san­lı­ğı, doğ­ru­lu­ğu öne çı­ka­ran, ge­ri­ci­li­ğe karşı olan, ki­şi­sel mal, mülk hır­sın­dan uzak, men­fa­at bek­le­me­yen bir in­san­dı. Gü­nü­müz­de bu tür in­san­la­rı bu­la­bil­mek çok zor.

 

Ney­zen Tev­fik bir halk ço­cu­ğuy­du. Son de­re­ce acı­ma­sız ve kü­für­baz olu­şun­dan ötürü çoğu kişi ondan çe­ki­nir­di. Bir gün kız­dı­ğı, kim ol­du­ğu­nu bil­me­di­ği­miz dev­ri­nin bir si­ya­set­çi­si için “Kime sor­dum­sa seni” diye baş­la­yan şöyle bir mısra dök­tür­müş­tü:

“Kime sor­dum­sa seni doğru cevap ver­me­di­ler;

Kimi alçak, kimi hır­sız, kimi dey­yus! de­di­ler…
Kün­ye­ni almak için, par­ti­ye ettim te­le­fon:
Biz­de­ki kayda göre, şimdi o mebus de­di­ler!..

 

Ney­zen Tev­fik’i yine bir gün kız­dır­mış ola­cak­lar ki bu kez “Ben Sana” diye baş­la­yan bir başka şi­iri­ni anın­da söy­le­miş;

“Ben sana … demem,
… duyar ar eder.
Bir zer­ren düşse boka,
Onu da mun­dar eder.
Tanrı senin ha­mu­ru­nu
Ne­ca­set­le yo­ğur­muş,
Anan seni s.ç.r iken
Yan­lış­lık­la do­ğur­muş.”

 

Ney­zen Tev­fik’in kü­für­le­ri de hi­civ­le­ri gibi acı­ma­sız­dı. Ney­zen Tev­fik, yakın ta­rih­ler­de yi­tir­di­ği­miz Can Yücel gibi küfür içe­ren şi­ir­le­ri ile ede­bi­ya­tı­mız­da yer etmiş şa­ir­le­ri­miz­den­dir.

 

Ney­zen Tev­fik’i ta­nı­yan­la­rın anı­la­rı öy­le­si­ne çok ki… Bu anı­lar­dan bi­ri­ni Hayri Ye­ni­gün, Ney­zen’in ölü­mün­den sonra Türk Yurdu Der­gi­si’nde yaz­mış­tır.

 

 

“İzmir’in Yu­nan­lı­lar­dan geri alın­ma­sın­dan sonra, şapka in­kı­lâ­bı sı­ra­sın­da Ney­zen Tev­fik Ba­lı­ke­sir’e git­miş­ti. O sı­ra­da Ata­türk de Ba­lı­ke­sir’i şe­ref­len­di­ri­yor­du. Ney­zen’in de te­sa­dü­fen Ba­lı­ke­sir’de ol­du­ğu­nu Ata­türk’e söy­le­miş­ler… Ata­türk öte­den beri şöh­re­ti­ni duy­du­ğu Ney­zen’i ya­kın­dan gör­me­yi ve din­le­me­yi arzu etmiş. Tev­fik’i ara­mış­lar, der­be­der bir halde so­kak­ta bul­muş­lar. Ken­di­si­ne du­ru­mu söy­le­miş­ler, çok se­vin­miş, ken­di­si­ni önce ha­ma­ma gö­tür­müş­ler, sonra ber­be­re gö­tü­rüp tıraş et­miş­ler. Akşam olun­ca Ata­türk onu sof­ra­sı­na almış ve ya­nı­na oturt­muş. Ney­zen Ata­türk’e tak­sim­ler yap­mış, saz eser­le­rin­den ör­nek­ler çal­mış, ir­ti­ca­len kı­ta­lar söy­le­miş. O, bir anda mem­le­ke­tin kur­ta­rı­cı­sı ile bir sof­ra­da ol­mak­tan çok se­vinç­liy­miş. Ata­türk Ney­zen’in elini almış;

-Ney­zen, çok kuv­vet­li ruhun var. Ben­den ne is­ti­yor­san söyle bana,

-Sa­yen­de her şeyim var Paşam te­şek­kür ede­rim.

-Ben­den bir şey iste Ney­zen.

-Pa­şam öyle ise em­re­din de bana bir nüfus kâ­ğı­dı ver­sin­ler.

Ata­türk hay­ret­le sor­muş:

-Se­nin nüfus kâ­ğı­dın yok mu?

-Pa­şam sen­den evvel hü­kü­met mi vardı ki, benim nüfus kâ­ğı­dım olsun.”

 

Ney­zen Tev­fik’in ölü­mün­den sonra nüfus kâ­ğı­dı­nı o za­man­lar Sa­raç­ha­ne­ba­şı’ndaki Ga­zan­fer Ağa Med­re­se­sin­de yer alan Be­le­di­ye Mü­ze­sin­de gör­müş­tüm. Gü­nü­müz­de Ney­zen Tev­fik’in nüfus kâ­ğı­dı İstan­bul Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si Şehir Mü­ze­si ko­lek­si­yo­nun­da bu­lu­nu­yor.

 

Ney­zen Tev­fik 1877 yı­lın­da Bod­rum’da dün­ya­ya gel­miş, o yıl­lar­da ba­ba­sı Hasan Fehmi Efen­di Bod­rum Rüş­ti­ye­sin­de öğ­ret­men­miş. Sekiz yaş­la­rın­da bir gez­gin der­vi­şin ne­yi­ni din­le­miş, ondan çıkan ses­ler ru­hu­na iş­le­miş. Bu olay­dan yedi sekiz yıl sonra ba­ba­sı­nın Urla’ya ta­yi­ni çık­mış, ora­da­ki bir ber­ber dük­kâ­nın­da bi­ri­nin ney üf­le­di­ği­ni gör­müş. Hemen dük­kâ­na gir­miş ve neyi üf­le­yen Kazım Efen­di’nin elini öpmüş ve ney üf­le­me­si­ni ken­di­si­ne öğ­ret­me­si­ni rica etmiş. Kı­sa­ca­sı ka­mış­tan çıkan ses onu bü­yü­le­miş.

 

Bu arada İzmir İdâ­di­sin­de ki öğ­re­ni­mi­ni ya­rı­da bı­rak­mış.

Son­ra­ki yıl­lar­da İzmir’de Mev­le­vi Şeyhi Nu­ret­tin Efen­di’nin kar­de­şi Şeyh Cemil Efen­di’den ders almış. İstan­bul’a gel­di­ğin­de Fatih’te Fet­hi­ye Med­re­se­si’nde eği­tim gör­müş, son­ra­dan Şey­hü­lis­lam olan Musa Kazım Efen­di ve Meh­met Akif’in hi­ma­ye­si­ne gir­miş. Meh­met Akif ona Arap­ça, Fars­ça ve Fran­sız­ca ders­le­ri ver­miş. Onun ara­cı­lı­ğı ile Her­sek­li Arif Hik­met, İbnü­le­min Mah­mut Kemal İnal ve Halil Edip’in mec­lis­le­rin­de bu­lun­muş. Hacı Arif Bey, Tam­bu­ri Cemil, Ke­men­çe­ci Vasil ile ta­nış­mış. To­kat­lı­za­de Şekip, Dede Remzi ile ar­ka­daş­lık kur­muş, Şair Eşref’in ve Meh­met Akif’in et­ki­sin­de kal­dı­ğı, yaz­mış ol­du­ğu şi­ir­le­rin­de açık­ça gö­rül­mek­te­dir.

 

İlk şi­ir­le­ri Muk­te­bes der­gi­sin­de 1898 yıl­la­rın­da ya­yın­lan­mış, beş yıl kadar Mısır’da kal­mış ve ar­dın­dan İstan­bul’a dön­müş­tür. Bu arada ney üf­le­mek­te­ki us­ta­lı­ğı şöh­re­ti­ni art­tır­mış ve geniş bir çevre edin­miş­tir. Özel­lik­le halk ta­ra­fın­dan be­nim­sen­miş­tir.

 

Bu arada iç­ki­ye ve uyuş­tu­ru­cu­ya alış­mış bu il­let­ten kur­tul­mak için bir­kaç kez akıl has­ta­ne­sin­de te­da­vi gör­müş­tür. Ney­zen’in ne­re­de ya­şa­dı­ğı­nı merak eden­ler ge­ce­le­ri Ho­ca­pa­şa Ca­mi­si’nin ta­but­lu­ğun­da bir ta­bu­tun içe­ri­si­ne girip yat­tı­ğı­na şahit ol­muş­lar­dır.

 

Be­şik­taş’ta 23 Ocak 1953’de vefat etmiş, ta­bu­tu ken­di­si­ni se­ven­le­rin el­le­ri üs­tün­de Ka­ba­taş’a ora­dan Kar­tal’a gö­tü­rü­le­rek “Fâ­ni­ler Parkı Me­zar­lı­ğı­na” gö­mül­müş­tür.

 

Ney­zen Tev­fik’in Hiç (1919) ve Azab-ı Mu­kad­des (1949) isim­li iki şiir ki­ta­bı var­dır.



Bu yazı 502 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI