‘’Ömür Hanım, akşamüstü oluyor yine. Sonbahar gibi akşamüstü oluyor…’’
Şükrü Erbaş’ın bu dizeleri, yalnızca bir şiirin değil, bir mevsimin ruhunu anlatıyor. Sonbahar, insanın içindeki hüzünle doğadaki sararmış yaprakların aynı dilde buluştuğu mevsimdir. Şairin ‘’Ömür Hanım’ında söylediği gibi, günün akşamına, hayatın akşamına benzeyen bir sessizliktir bu. Ve bu sessizlik, aynı zamanda bir aşkın, bir hayat ortaklığının bitişine dair de derin bir fısıltıdır.
Sanatçılar için sonbahar, bir yavaşlamanın değil, derinleşmenin mevsimidir. Renklerin soluşu, ışığın çekilişi, yaprakların sessizce ayrılışı… Hepsi bir ilham çağrısı gibidir. Ressam sarı ile kahverenginin tonlarında kendini bulur; şair, kelimelerin içine biraz daha hüzün katarken, müzisyen notalarını usulca ağırlaştırır.
Van Gogh’un Sonbahar Manzaraları tablosundaki kızıl yapraklar, doğanın vedasını fırçaya taşıyan en çarpıcı örneklerden biridir. Ahmet Haşim’in Piyale kitabındaki şiirlerdeki hüzünlü tabiat betimlemeleri, tam da bu mevsimin edebiyatımıza bıraktığı izleri gösterir. Yahya Kemal’in dizelerinde sıkça karşımıza çıkan ‘’geçmiş özlemi’’ ve ‘’melankoli’’, aslında onun kendi sonbaharını yansıtır. Müzikteyse Chopin’in sonatında ağır ve derin ezgiler, yaprakların toprağa doğru süzülen sessiz yolculuğunu hatırlatır.

Ama sonbahar yalnızca doğanın değil, aşkların da akşamüstüdür. ‘’İçimizde büyüyen yalnızlığı, kime söylesek Ömür Hanım…’’ derken Erbaş, aslında bir hayat ortaklığının, bir sevdanın ve paylaşılan ömrün zamanla çekilişini anlatır. Ayrılık, aşkın sonbaharıdır; sevgi bile yaprak gibi dökülür bazen. Belki de bu yüzden aşkı anlatan en derin dizeler, en etkili tablolar hep bu mevsimin renkleriyle boyanmıştır.
Sonbahar, sanatçının içini seyretmeye davet eden mevsimdir. Tıpkı Erbaş’ın ‘’İçimizde büyüyen yalnızlığı, kime söylesek Ömür Hanım…’’ dizelerinde olduğu gibi; içsel bir konuşmanın, hesaplaşmanın, belki de kabullenişin ifadesi olur.
Her mevsim bir şey öğretir insana; ama sonbahar, hayatın kırılganlığını, vedalarını ve güzelliğini aynı anda fısıldar. Belki de bu yüzden sanatçılar için en güçlü mevsimdir. Çünkü sanat, tıpkı sonbahar gibi; geçiciliğin içinden kalıcı olanı yakalamak ister. Ve her sanatçı bir gün mutlaka kendi sonbaharında, dizelerine, tuvaline ya da ezgisine şu hissi düşürür:
‘’Ömür Hanım, akşamüstü oluyor yine…’’
Şiir: Ömür Hanımla Güz Konuşmaları /
Şükrü Erbaş