Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yaptı. Ortaya koyduğu savların, enflasyonla ilgili temelsiz yaklaşımların sürmesi bir yana, söylemin içeriğine baktığınızda bakış açısını da anlıyorsunuz.
Bütçe dediğiniz şey gelir ve giderden oluşur. Geçtim giderlerini, gelirlerinden söz ederken bakanlığın kültüründeki yaklaşım nedir; gelir artırıcı ekosistemin beslenmesi ve kayıt dışıyla mücadelenin önceliklendirilmesi.
Eski Maliye Bakanlığı ile mevcut bakanlığı karıştırmayın. Eskiden Maliye daha rakam odaklı bir yaklaşımdı, çünkü işinin kapsamı buydu. Bugün ise Hazine ve Maliye Bakanlığı bir tür ekonomi bakanlığı gibi çalışıyor ve zaten yetkileri de bunu kapsıyor.
O yüzden Şimşek’in çıkıp sadece gelirleri nasıl artıracağını anlatması yetmez. Gelir beklediği kesimlerin durumunu da göz önünde bulunduracak yaklaşımlar sergilemesi gerekir. Örnek mi? Şimşek enflasyondaki düşüşten söz ediyor.
Görece azalan enflasyon artış hızının sorunu halletmekten değil, daralan tüketimden ve düşen satın alma gücünden olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat tüm bunlar söz konusu değilmiş gibi halen kimden ne alacağını anlatmaya çalışıyor.
Bir de bunları lütufmuş gibi yuvarlak laflarla hedef enflasyonu baz alabileceklerinin imajını çizerek anlatıyor. Oysa biliyoruz ki bugün bir sigara paketinde bile 66 TL vergi var. Yani en büyük banknotun yarısına fiyatı ulaşmış bir ürünün yüzde 66’sı kasaya gidiyor ve halen ‘daha çok’ edasıyla yaklaşım sergiliyorsanız ortada bir sıkıntı var demektir.
Ayrıca en büyük banknotunuzun düştüğü durumu da açıklamanız gerekiyor. Siz enflasyon düştü masallarını anlatırken, çıktığı günkü 200 TL’nin satın alma gücüne denk gelebilmek için 5 bin 500 TL’lik banknot basmak gerektiğini neden anlatmazsınız?
Normal açıklamalarında da sürekli kimden ne alacağını anlatan bir bakan ortada geziyor. Ama insanların bu vergileri neden ödemekte zorlandığını, neden geçinemediğini konuşmuyor. Alan alın veren eli görmemesi gereken bir kültürden gelen Millet’in tüm sorunlarını çözdüler.
Çünkü alan el cepten çıkmıyor ama veren el yok. Eskilerden manşet olmuş bir deyişi hatırlarsınız. “Kaşık ile verip kepçe ile alıyorlar” derlerdi. Şimdi durum verirken çay kaşığına, alırken inşaat makinesi kepçesine kadar ulaştı.
Aynı gün konuşan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan yine enflasyona atıfta bulundu ve tek başına para politikalarıyla bu işin içinden çıkılamayacağını lisanı münasiple hatırlattı. Ama duymak isteyen yok.
Peki Komisyon’daki bu konuşmanın çok anlamı var mı? Açıkçası siz ülkede bütçeyi bile prosedür tamamlansın diye yapıyorsanız, gerçekten masaya yatırıp gelirine giderine ve etkilerine bakmıyorsanız, hem verimsizlik tavan yapmış demektir hem de altı delik çuvala sürekli para atmak için talepte bulunuyorsunuz anlamına gelir.
Özetle bu iş yürümez. Vermeden alan elin haberin olsun.