BAŞKA TÜRKİYE
Yaz bitti… Bir tarafta yine Bodrum, Ayvalık, Çeşme’ye gidenler… Kişi başı bilmem kaç bin liradan günlük konaklama bedeli ödendi. Tanesi bin liradan lahmacunlar yendi. Topu iki yüz liradan dondurma yemek için kuyrukta beklendi.
Diğer tarafta ise klasik bir yaz yaşandı:
"Ay sonunu nasıl getireceğiz?", "Ekmek halk ekmekten alınırsa şu kadar cebimize kalır", "Suyu açık bırakmayın, aman elektriği kapatın…” Birileri çıkıp her iki tarafa da “Şükredin” diyor. Bunun mantığı nedir? Adam süründüğü için mi şükretsin? Aylarca evine, çoluk çocuğuna bir kilo kıyma alamadığı için mi şükretsin? “Allah’ım şükürler olsun, bu ay suyu kestiler ama elektrik parasını ödedik, onu kestirmedik. Çok şükür…” mü desin? Birileri cenneti bu dünyada yaşıyor. İnançlı görünen ama gerçekte vicdanı körelmiş olanlar, öbür tarafın olmadığını keşfetmiş gibi, cenneti ölmeden yaşamaya başlamış. Yüzü bir türlü gülmeyen, tabiri caizse sürünen kesimin isyan etmemesi için onlara bir şeyler anlatmak lazım… Ülkenin en yetkili din adamı:
ALİ ERBAŞ
Çocuklarının kaç ülkeye gidebildiğinden, hangi ülkelere gitmekten mahrum kaldıklarından duyduğu “üzüntüden” bahsediyor. Fakirlerin, yoksulların en şanslı kullar olduğunu; bu yüzden onların Allah’a yakın, kendisi gibilerin ise uzak olduğunu anlatıyor. Fakir fukaraya sevindiğini, onlar adına mutlu olduğunu söylüyor. (Sonra milyonlarca liralık aracına binip gözden kayboluyor.)
Ali Erbaş bir başka konuşmasında biz zavallı, cahil halkı şöyle aydınlatıyor: Buyuruyor ki: “Matematik haramdır, Allah zaten en başından her şeyi ölçüp biçmiştir.” Bir başka yerde, Erzurum’da ise şöyle buyuruyor: “Matematik, fizik, kimya, cebir, geometri... Bütün bu bilimler Müslümanlar tarafından bulunmuştur.”
Ali Erbaş, Allah seni islah etsin.
Atıp tutmadan önce hiç mi araştırmıyorsun? Arşimet, dünya tarihinde matematiğin babasıdır. M.Ö. 582 – M.Ö. 507 yılları arasında yaşayan Sisamlı Pisagor, matematiği insanlık adına geliştirmiştir. Senin adına onlardan özür diliyorum. Ali Erbaş, hiç mi okula gitmedin? Yoksa okulu da biz Müslümanlar mı icat ettik?
Çok kıymetli, saygıdeğer “din adamı” Ali Erbaş… Bu ülke sen saçmala diye mi en büyük bütçeyi sana veriyor? Benden kesilip sana verilen her kuruş haram olsun. “Bir damla su ile oruç bozulur” diyorsun… Milyonlarca insanın hakkını yiyince oruçlu mu oluyorsun? Bu millete yalan söyleyince iyi bir Müslüman lider mi oluyorsun?
YAŞAR KEMAL'DEN BÜYÜK DERS
Anadolu’da kurtlar bir belalıdır, demiş büyük usta… Ve devam etmiş:
Bir kurt, bir koyun ya da keçi sürüsüne dalar. Kurt sadece bir tanesini alır götürür ama bütün sürüyü parçalar. Kurt dalmış bir sürüden artık hayır yoktur. Koyundan, keçiden başka geçimi olmayan Anadolu köylüsü eğer sürüsüne böylesine bir kurt girmişse; çöker, biter, açlıkla karşı karşıya kalır.
Bu nedenle kurt gittikten sonra, sabah olduğunda, sürü sahipleri gördükleri manzara karşısında donar kalır. İçleri, kurda karşı kinle ve öfkeyle dolar. Bu durumda köylü, kurttan öç almak ister. Atlarına binerler, köpeklerini ve iplerini alırlar; kurt avına çıkarlar. Kurtları intikam için diri yakalamaktır en büyük amaçları.
Usulünü de bilirler…
Ve sonuçta kurtları diri diri yakalarlar. Kin bağladıkları, öç almak istedikleri kurda bir fiske bile vurmazlar. Kurdu hiç incitmezler. Yalnız, sağlam bir telle ya da kirişle kurdun boğazına bir çıngırak takarlar. Ve kurdu okşayarak, sırtını sıvazlayarak, sevecenlikle öperek salıverirler. Boğazı çıngıraklı kurt, sevinerek, koşarak ayrılır köylülerden. Ancak çıngıraklı kurt hiçbir canlıya yaklaşamaz. Çünkü çıngırak sesini duyan her hayvan önceden kaçar. Kurt ise boğazında çıngırakla, bozkırlar boyunca, dağlar boyunca boşu boşuna koşar durur.
Sonunda kurt, dağlarda açlıktan önce yavaş yavaş zayıflar, Sonra güçsüz düşer…Ve sonunda bağıra bağıra, bağıra bağıra ölür.
Bu, insan aklına gelen işkencelerin, zulümlerin en korkunçlarından biridir. Kurt ancak aç kalınca anlar, boynuna çıngırak geçirilirken kendisini okşayanların, sırtını sıvazlayanların ve kendisini sevecenlikle öpenlerin niyetini…
Ancak iş işten geçmiştir.
Saygılarımla.