Dünyaya geldin, hele bir de Türkiye'de geldiysen, mutlaka ambulansla getirdiler seni hastaneye. Ambulanslar bu zamanda hep Alman malı Mercedes. Doğum odası, makine ve teçhizat; hepsi pırıl pırıl, ithal malı.
Anne sütü yok mu? Üzülme, ithal her çeşit mama mevcut. Yeni doğdun; şimdi sana ithal oyuncaklar ve şöyle İtalya-Fransa karışık birkaç kıyafet kombinlesin annen.
Biraz büyüdün. Şimdi Türklüğün baş simgesi ekmek ve onun yancıları unlu mamullerle tanışma zamanı geldi. Önemli bir not düşelim: Türkiye, dünyada tahıl ambarı olarak bilinir.
Benim canım ülkem buğday ithal eder. Buğdayı, “kâfir” ve aynı zamanda “gavur” dediğimiz ülkeler olan Rusya ve Ukrayna'dan ithal eder. Fırıncılarımız sayesinde sofralarımıza ekmek olarak gelir.
Ekmek dedik, en yakın dostu sudur.
Üç tarafı denizlerle çevrili, dört mevsimi aynı gün yaşayabileceğin dünyadaki üç-beş ülkeden biridir Türkiye. Ancak içme sularımız kâfir ve zındık gavurlara satılmıştır. Amerika, Japonya, Fransa gibi ülkeler sularımızı satın almışlar.
“Bizim Anadolu ve Trakya topraklarımız var, sebze ve meyvelerimiz var.” diyorsan... Yok.
Biz tüm sebze ve meyve tohumlarımızı gavur İsrail'den ithal ediyoruz.
Bir başka gavur olan İsrail, nüfusu on milyon civarında, devlet olarak resmî mazisi seksen yıl bile olmayan bir ülkedir.
Bu ülke, yirmiden fazla Müslüman ülkenin tam ortasında yer alır.
Bir buçuk milyarlık nüfusa sahip Müslüman ülkeler, Filistin'e karşı İsrail'in yaptıklarını görmezden gelip seslerini bile çıkarmazlar.
Bu ülkeler, topraklarında çıkan petrolü satıp yemekten başka hiçbir üretim yapmazlar.
Bizim ülkemize de bu tembelliği aşıladılar. Yüzlerce fabrikamız satıldı. İhracat ülkesiyken, ithalat rekoru kıran ülke konumuna geldik.
Binlerce kilometre uzaklıktaki İspanya ve İspanya Savunma Bakanlığı, bir milyar avroluk anlaşmayı iptal etti.
İsrail ile iş birliği ve silah anlaşması yapmayacağını ifade etti.
Size sormak istiyorum:
Türkiye'nin de içinde bulunduğu Orta Doğu'daki Müslüman ülkeler mi, yoksa İspanya mı Filistin için gerçek tavrını ortaya koydu?