Kırklareli Atatürk Lisesi’ne giderken bir şekilde tarafımı belli etmem gerekiyordu. Detaylarını kitaplarımda yazmıştım; birkaç olaya karıştıktan sonra Gençlik Sineması’na giderken soldaki sokağın içinde Ülkü Ocakları vardı, orada toplantılara katılıyordum. Dikkatimi çeken şey, topu topu 15 ya da 20 kişi oluşumuzdu...
Karşı tarafta Dev-Sol, Dev-Yol, Devrimci Yol vardı; adamların sadece fraksiyon sayısı neredeyse bizim kişi sayımıza eşitti. Şehir adeta ikiye bölünmüştü: Çarşı ülkücülerin, istasyon ise solcuların bölgesiydi.
Solcular hak, hukuk, eşitlik filan diyor ama ülkeyi satmaktan hiç söz etmiyordu. Yıllar sonra anladım ki o zamanlar ülkemizin en iyi günleriymiş. Sağcısı da solcusu da vatan için bir şeyler yapmaya çalışıyormuş.
Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Turgut Özal... Bu millet öyle günler yaşıyor ki bugün hepinizi rahmetle anıyor ve mumla arıyor.
Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, Türklüğe ve Türk milletine çok önem veriyordu. Toprak, bayrak, Kur'an, vatan ve Atatürk bizim kırmızı çizgimizdi.
Birçok olaya karıştım, ceza aldım; birçok sınava kelepçe ile getirildim. 1980 İhtilali'nde Dr. Şener abiden sonra beni aldılar; çok küçük yaşta boyumdan büyük işler yaptım.
O zamanlar "komünist, vatan haini" dediğimiz insan, okul arkadaşımızdı; babası babamın arkadaşı, anası anamın arkadaşıydı. Neticede gençtim; bir amaç uğruna olumlu ya da olumsuz olaylara karıştım ama bir defa olsun ne kendimi ne de arkadaşlarımı sattım. Sınır ötesinde askerlik görevimi yaptım, vatanı sevmekten hiç vazgeçmedim. Çok arkadaşımı vatan, bayrak ve toprak sevdası uğruna kaybettim...
Peki, bugün ne değişti?
Vatan hainliğinin kol gezdiği ülkemizde, Gençlik Sineması’na giderken soldaki sokak içinde yer alan Ülkü Ocaklarında konuşulanlardan eser kalmamış... O gün orada konuşanlardan bazılarının halen hayatta olduğunu duyuyorum, Allah ömür versin. Ancak o arkadaşlarımızdan bir kısmının, bugün asker, polis ve bebek katili olan hainin serbest kalmasının doğru olacağını düşündüğünü duyuyorum.
Her şehidin ardından "Şehitler ölmez, vatan bölünmez!" deriz ama o ailenin ne yaşadığını, neler hissettiğini bir tek o çatının altında yaşayanlar bilir. 1993 yılında Elazığ'dan Bingöl'e giden otobüsteki sivil ve silahsız 33 askerimizi otobüsten indirip yan yana dizerek katledenlere insan diyen var mı?
Allah rahmet eylesin, Muhsin Yazıcıoğlu şöyle demişti: "Teröristle pazarlık olmaz; kafasına sıkarsın, ne terör kalır ne terörist!"
4 Nisan 1997 tarihi Türkiye Cumhuriyeti için çok önemlidir. Alparslan Türkeş o gün vefat etti; bebek katili ve FETÖ gibi hainlere adeta gün doğdu...
Türk olduğunu bağıra bağıra haykırarak söyleyen, davasından halen vazgeçmeyen ve adına "eski ülkücü" denilen arkadaşlarıma sevgi ve selamlarımla...