seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


AYDIN COŞKUNTÜRK

facebook-paylas
BABA CANDIR EVLAT BALDIR
Tarih: 08-07-2026 18:59:00 Güncelleme: 08-07-2026 18:59:00


Bu hi­kâ­ye­yi daha önce de an­lat­mış­tım. Tam da Ba­ba­lar Günü'ne uygun, bir ba­ba­nın ev­la­dı için ne­le­ri göze ala­bi­le­ce­ği­ni; gün gel­di­ğin­de ise bir ev­la­dın ba­ba­sı için neler ya­pa­bi­le­ce­ği­ni an­la­tan ib­ret­lik bir öykü… Siz­ler için ye­ni­den ka­le­me alı­yo­rum.

 

Kırk­la­re­li'nin köy­le­rin­den bi­rin­de ya­şa­yan genç bir adam var­mış. Köy­lü­nün pek sev­me­di­ği bu adam, ge­çi­mi­ni or­man­dan top­la­dı­ğı mey­ve­le­ri ve kı­rı­lan ağaç dal­la­rı­nı sa­ta­rak sağ­lar­mış.

Bir gün, an­ne­si ve ba­ba­sı vefat etmiş, tek ba­şı­na ya­şa­yan genç bir kızla ta­nış­mış. Bir süre sonra ev­len­miş­ler. Bu ev­li­lik­ten bir erkek ço­cuk­la­rı dün­ya­ya gel­miş.

Genç ada­mın mut­lu­lu­ğu ta­rif­siz­miş. Ancak çocuk bü­yü­dük­çe mas­raf­lar da art­mış. Köyde iş ara­mış, ka­pı­sı­nı çal­ma­dı­ğı kimse kal­ma­mış. Fakat kimse ona iş ver­me­miş. Zaten köylü onu sev­me­di­ği için ev­len­me­si­ne bile güç­lük­le razı ol­muş­tu.

Gün­ler geç­miş, genç adam be­be­ği­nin ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­ya­maz hâle gel­miş. Bir gün, belki iş bu­lu­rum umu­duy­la köy mey­da­nın­da­ki ca­mi­nin du­va­rı­na otur­muş. Bir süre sonra köy­lü­ler ca­mi­de top­lan­ma­ya baş­la­mış. Kimin öl­dü­ğü­nü sor­muş ama kimse cevap ver­me­miş. Son­ra­dan öğ­ren­miş ki ölen kişi, köyün zen­gin tüc­ca­rı Bekir Ağa'ymış.

Bekir Ağa, pin­ti­li­ğiy­le, iş­çi­le­ri­ni kü­çüm­se­me­siy­le ve alay­cı kah­ka­ha­la­rıy­la ta­nı­nan bir adam­mış.

Genç adam ce­na­ze­ye ka­tıl­mak is­te­miş ama yine dış­lan­mış. Me­zar­lık­ta uzak­tan ce­na­ze­yi iz­ler­ken Bekir Ağa'nın altın diş­le­ri ak­lı­na gel­miş.

O gece gö­zü­ne uyku gir­me­miş.

So­nun­da ka­ra­rı­nı ver­miş. Ses­siz­ce evden çık­mış, bah­çe­den kazma ve kü­re­ği ala­rak me­zar­lı­ğa git­miş.

"Artık Bekir Ağa'nın altın diş­le­ri­ne ih­ti­ya­cı yok." diye dü­şün­müş.

Me­za­rın ba­şın­da dua etmiş, me­za­rı açmış, altın diş­le­ri dik­kat­li­ce sök­müş ve ce­na­ze­yi ye­ni­den usu­lü­ne uygun şe­kil­de def­net­miş.

Er­te­si sabah ka­sa­ba­ya gi­de­rek al­tın­la­rı boz­dur­muş, ço­cu­ğu için ih­ti­yaç­la­rı­nı alıp eve dön­müş.

Eşine ise yal­nız­ca, "İşler iyi gitti, çok ça­lış­tım." demiş.

Bir süre rahat ya­şa­mış­lar. Ancak el­de­ki para tü­ken­miş.

Bir gün yine bir ce­na­ze olmuş.

Ölen ki­şi­nin de altın diş­le­ri var­mış.

Genç adam uzun süre vic­da­nıy­la mü­ca­de­le etmiş. So­nun­da yine gece me­zar­lı­ğa git­miş. Dua etmiş, altın diş­le­ri sök­müş, ce­na­ze­yi ye­ni­den top­ra­ğa ve­re­rek ses­siz­ce ay­rıl­mış.

Za­man­la bu durum bir alış­kan­lı­ğa dö­nüş­müş.

Yıl­lar geç­miş…

Oğlu bü­yü­müş, de­li­kan­lı olmuş.

Genç adam ise yıl­lar­ca için­de ta­şı­dı­ğı sırrı artık daha fazla sak­la­ya­ma­mış ve eşine her şeyi an­lat­mış.

Ancak kader fark­lı bir son ha­zır­lı­yor­muş.

Bir gece yine me­zar­da ça­lı­şır­ken, me­zar­lık ya­kı­nın­da eğ­le­nen bir­kaç köy de­li­kan­lı­sı­na ya­ka­lan­mış.

Kısa sü­re­de bütün köy, hatta çevre köy­ler bile olayı öğ­ren­miş.

Zaten yıl­lar­dır dış­la­nan adam bu kez "mezar soy­gun­cu­su" dam­ga­sı yemiş.

Ya­şa­dı­ğı utanç ve üzün­tü kal­bi­ne ağır gel­miş.

Bir­kaç gün sonra ha­ya­ta göz­le­ri­ni yum­muş.

Ce­na­ze­si­ni kal­dı­ra­cak üç beş kişi ancak bu­lun­muş.

Me­zar­lı­ğın bir kö­şe­sin­de, duvar di­bi­ne ses­siz­ce def­ne­dil­miş.

Henüz on sekiz ya­şın­da­ki oğlu bütün bun­la­rı ça­re­siz­lik için­de iz­le­miş.

Eve dön­dü­ğün­de an­ne­siy­le otur­muş­lar.

An­ne­si yıl­lar­dır sak­la­dı­ğı bütün ger­çe­ği oğ­lu­na an­lat­mış.

Genç de­li­kan­lı­nın içi öf­key­le dol­muş.

Ba­ba­sı­nın bu hâle gel­me­si­ne köy­lü­nün dav­ra­nış­la­rı­nın sebep ol­du­ğu­na inan­mış.

An­ne­si­ne dö­ne­rek şöyle demiş:

"Merak etme anne… Bu köy, bir gün ba­ba­ma anıt mezar ya­pa­cak."

Ve evden ay­rıl­mış.

Bir­kaç gün bo­yun­ca me­zar­lı­ğı gören yük­sek bir te­pe­de bek­le­miş.

Ni­ha­yet bek­le­di­ği gün gel­miş.

Köy­den biri vefat etmiş.

Üs­te­lik ölen kişi, yıl­lar önce ba­ba­sı­nı köy­den kov­ma­ya ça­lı­şan­lar­dan bi­riy­miş.

Gece ya­rı­sı­nı bek­le­miş.

Me­za­rı açmış.

Ce­na­ze­yi me­zar­lık­tan kes­ti­ği bir ağa­cın da­lı­na oturt­muş, yü­zü­nü köy yo­lu­na çe­vir­miş.

Diş­le­ri­nin ta­ma­mı­nı sök­müş ve hiç­bir iz bı­rak­ma­dan ora­dan uzak­laş­mış.

Sabah me­zar­lık­tan ge­çen­ler gör­dük­le­ri man­za­ra kar­şı­sın­da deh­şe­te düş­müş.

Kor­kuy­la ev­le­ri­ne kaç­mış­lar.

Ara­dan kısa süre geç­me­den aynı olay bir kez daha ya­şan­mış.

Bu kez köy­lü­ler top­lan­mış.

İçle­rin­den biri şöyle demiş:

"Bu işi yapan insan ola­maz. Ön­ce­ki me­zar­la­rı açan kişi dua edi­yor, ce­na­ze­yi tek­rar gö­mü­yor­du. Yıl­lar­ca bunu fark et­me­dik. Belki de o ada­mın ruhu bize ceza ve­ri­yor."

Başka biri ise şöyle demiş:

"Biz o kar­de­şi­mi­zin kıy­me­ti­ni bi­le­me­dik. Gelin, ona bir anıt mezar ya­pa­lım. Her gelip ge­çer­ken de bir Fa­ti­ha oku­ya­lım."

Ve köylü ka­ra­rı­nı ver­miş.

Ba­ba­sı­nı yıl­lar­ca hor gören in­san­lar, so­nun­da onun me­za­rı­nı onar­mış, anıt yap­tır­mış ve her zi­ya­ret­le­rin­de dua et­me­ye baş­la­mış­lar.

Genç adam ise an­ne­si­ne ver­di­ği sözü tut­muş­tu.

Ba­ba­sı­nın in­ti­ka­mı­nı nef­ret­le değil, vic­dan­la­rı­nı uyan­dı­ra­rak al­mış­tı.

Baba can­dır… Evlat ise bal­dır.

Bir baba, ev­la­dı için bazen dün­ya­yı kar­şı­sı­na alır.

Ger­çek bir evlat da günü gel­di­ğin­de, ba­ba­sı­nın adını ya­şat­mak için elin­den ge­le­ni yapar.

 

Say­gı­la­rım­la…



Bu yazı 792 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI