Bugun...


AV. EJDER KARAN

facebook-paylas
TELİF HAKLARININ TARİHÇESİ
Tarih: 30-05-2024 08:57:00 Güncelleme: 30-05-2024 09:10:00


İnsan­lık ta­ri­hin­de var­lı­ğı­nı ko­ru­mak ve devam et­tir­mek için bir­lik­te ya­şa­ma­nın ge­rek­li­li­ği ve sos­yal alan­da­ki ile­ti­şi­min so­nu­cu yeni fi­kir­le­rin oluş­ma­sı da ka­çı­nıl­maz­dır. İlk­çağ­dan gü­nü­mü­ze değin insan top­lu­luk­la­rı­nın için­de bu­lun­du­ğu ko­şul­la­ra göre ge­li­şen ve çe­şit­le­nen ih­ti­yaç­lar bu fi­kir­le­rin ge­li­şi­min­de önem­li bir be­lir­le­yi­ci husus ha­li­ne gel­miş­tir.

 

İlk çağ dü­şü­nür­le­ri­nin fel­se­fi gö­rüş­le­ri­nin, za­ma­nın ge­rek­le­ri­nin insan ya­şa­mın­da yer al­ma­sı­na ola­nak ta­nı­dı­ğı ilkel bu­luş­la­rın, orta çağ dö­ne­min­de ka­ğı­da ya­zı­lan ya da oku­nan bir şi­irin ya da oy­na­nan bir ti­yat­ro oyu­nu­nun sa­hi­bi­ne ait olan bir hak ola­rak ta­nın­ma­sı­nı sağ­la­yan hukuk ku­ral­la­rı­nın oluş­ma­sı ise bu hak­la­rın eko­no­mik bir de­ğe­re ulaş­ma­sı ile müm­kün ola­bil­miş­tir.

 

Roma Hu­ku­kun­da eko­no­mik değer eş­ya­nın maddi de­ğe­ri­ne bağlı ola­rak kabul edil­di­ğin­den ih­ti­va edi­yor ol­du­ğu her­han­gi bir ma­ne­vi ya da fikri de­ğe­re de önem ve­ril­me­mek­tey­di. Aksi ancak ve sa­de­ce miras hak­la­rın­da söz ko­nu­suy­du. Bir şeyin as­lı­na sahip olan onun te­fer­ru­atı­na da sahip olur il­ke­si esas­tı. Orta çağda ise fi­kir­le­rin ve sa­na­tın ge­li­şi­mi dahi henüz ya­ra­tı­lan fikir ürün­le­ri­nin ço­ğal­tıl­ma­sı ya da ya­yı­mı müm­kün ol­ma­dı­ğın­dan yine eko­no­mik bir değer oluş­tu­ra­ma­mış­tır.


15. asır­da mat­ba­anın keşfi ile bir dönüm nok­ta­sı ya­şan­mış­tır. İdari oto­ri­te­ler ta­ra­fın­dan imkan sağ­la­nan im­ti­yaz­lı ki­şi­ler ta­ra­fın­dan ço­ğal­tı­lan ve ya­yı­mı ya­pı­lan eser­ler ve bun­la­ra bağlı edi­ni­len hak­lar gi­de­rek ge­li­şen eko­no­mik bir değer ya­rat­mış­tır. Ancak ön­ce­le­ri her­kes bu im­ti­ya­za sahip ola­ma­dı­ğın­dan te­kel­ci bir an­la­yış hüküm sür­mek­tey­di.

 

İlk im­ti­yaz, 1469 ta­ri­hin­de Gi­ovan­ni Spira isim­li bir mat­ba­acı­ya ve­ril­miş­se de Ki­li­se ve Kral gibi oto­ri­te­le­rin im­ti­yaz sa­hi­bi­ni de­net­le­me yet­ki­si ol­du­ğun­dan Ki­li­se ve Kra­lın aley­hi­ne olan eser­ler ba­sı­la­mı­yor­du. İlk san­sür uy­gu­la­ma­la­rı da bu dö­nem­de ger­çek­leş­ti­ril­miş­tir.

 

Fikri hak­lar ala­nın­da ya­şa­nan bu ge­liş­me­ler so­nu­cu eser­le­rin sa­hip­le­ri ye­ri­ne daha çok im­ti­yaz sa­hi­bi olan­la­rın hak­la­rı ko­run­mak­tay­dı. Eser­den doğan bütün hak­lar im­ti­yaz sa­hi­bi­nin olup eser sa­hi­bi ise bir ke­re­ye mah­sus bir ücret alı­yor­du.


Fikri hak­la­rı ko­ru­yan ilk kanun aynen insan hak­la­rı ile il­gi­li ilk dü­zen­le­me olan Magna Carta’nın kabul edil­di­ği İngil­te­re’de ancak 5 asır sonra 1709'da İngi­liz Par­la­men­to­su ta­ra­fın­dan kabul edi­len The Sta­tu­te of Anne isim­li ka­nun­dur.

 

Wil­li­am Ho­garth isim­li bir res­sam ise 1732 yı­lın­da A Har­lot’s Prog­ress adlı ese­riy­le büyük bir ün ka­zan­mış ancak ese­ri­nin kor­san üre­tim­le­ri­ni en­gel­le­ye­me­miş ve kur­du­ğu lobi ile 1735 ta­ri­hin­de par­le­men­to­da Res­sam­lar için Telif Hakkı Ya­sa­sı’nın çık­ma­sı­nı sağ­la­mış­tır. Eser sa­hi­bi­nin ya­rat­tı­ğı ese­ri­nin hak­la­rı­nın sa­hi­bi ol­ma­sı­na iliş­kin bir an­la­yı­şı or­ta­ya koy­ma­sı ba­kı­mın­dan gü­nü­müz dü­zen­le­me­le­rin­de yön veren bir ya­sa­dır.

 

1956 yı­lın­da İngil­te­re’de geç­miş­te­ki tüm dü­zen­le­me­ler yü­rür­lük­ten kal­dı­rıl­mış ve 1957 ta­rih­li Copy­right Act adını ta­şı­yan kap­sam­lı kanun yü­rür­lü­ğe gir­miş­tir. Bugün ise İngil­te­re’de 1988 yı­lın­da kabul edi­len Telif Hak­la­rı Ta­sa­rım ve Pa­tent’e Dair Kanun yü­rür­lük­te­dir.

 

Fran­sa’da ise fikri hak­la­rın ko­run­ma­sı­na iliş­kin ka­nun­lar ancak Fran­sız Dev­ri­mi’nden sonra çı­kar­tı­la­bil­miş­tir. Fran­sız dev­ri­mi ile im­ti­yaz­lar or­ta­dan kal­dı­rıl­mış, ko­run­ma­sız olan eser sa­hi­bi, hu­ku­kun ko­ru­ma­sı­na alın­mış­tır. Fran­sız Dev­ri­mi son­ra­sı ik­ti­da­rı ele ge­çi­ren bur­ju­va­zi, eser sa­hi­bi­nin, eseri üze­rin­de­ki mül­ki­yet hak­kı­nın mev­cut ol­du­ğu­nu kabul etmiş, böy­le­ce fikri mül­ki­yet hu­ku­ku­nu gü­nü­müz an­la­yı­şı­na doğru yak­laş­tır­mış­tır.

 

1791’de eser, eser sa­hi­bi­nin ya­şa­mı bo­yun­ca ve ölü­mün­den iti­ba­ren 10 yıl sü­rey­le ko­ru­ma al­tı­na alın­mış­tır. Bu süre geç­tik­ten sonra ese­rin bu­gün­kü de­yi­mi ile ano­nim hale ge­le­ce­ği dü­zen­len­miş­tir. Eser­den doğan ço­ğalt­ma ve da­ğı­tım hak­la­rı­na ek ola­rak ge­li­şen tem­sil hakkı ve diğer hak­la­ra iliş­kin ka­nun­lar çı­kar­tıl­mış­tır. 1803, 1810, 1854 ve 1866’da bu hak­la­rın kap­sam­la­rı­nı ve sü­re­le­ri­ni ge­niş­le­ten dü­zen­le­me­ler ya­pıl­mış­tır. Bugün Fran­sa’da yü­rür­lük­te olan kanun, 1957 ta­rih­li Edebi ve Sınai Mül­ki­yet Hak­kın­da Ka­nun­dur.

 

Al­man­ya’da ise 1937’de Prus­ya Bilim ve Sanat Eser­le­ri Üze­rin­de­ki Mül­ki­ye­tin Ko­run­ma­sı Ka­nu­nu çı­ka­rıl­mış­tır. Al­man­ya’da bugün yü­rür­lük­te olan kanun, 1965 ta­rih­li Telif Hakkı ve Komşu Hak­lar Hak­kın­da Ka­nun­dur. 1985’te ve 1990’da kap­sam­lı de­ği­şik­lik­ler ya­pıl­mış­tır.

 

Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri’nde ise ba­ğım­sız­lı­ğı­nı ka­zan­ma­dan önce İngil­te­re’de çı­ka­rı­lan 1709 ta­rih­li Kra­li­çe Anne Ka­nu­nu­na bağlı bir ge­li­şim sü­re­ci ya­şan­mış­tır. Ba­ğım­sız­lık son­ra­sı ise Kra­li­çe Anne Ka­nu­nun­dan mo­di­fi­ke edi­len Telif Hak­la­rı Ka­nu­nu­nu çı­kar­mış­tır. 1831, 1870, 1909 ve 1976’da önem­li de­ği­şik­lik­ler ya­pıl­mış­tır.

 

Ül­ke­miz­de ise mat­ba­anın ba­tı­dan 300 yıl sonra 1727 ta­ri­hin­de gel­me­si so­nu­cu telif hak­la­rı ala­nın­da da ge­liş­me­ler geç ya­şan­mış­tır. Os­man­lı dö­ne­min­de fikri hak­lar­la il­gi­li ilk hu­ku­ki dü­zen­le­me 1857 ta­rih­li Telif Ni­zam­na­me­si­dir. Bu Ni­zam­na­me­ye göre, eseri ba­sa­nın ba­sı­lan nüs­ha­lar tü­ke­nin­ce­ye kadar, eser üze­rin­de zil­yet­li­ği bu­lun­mak­tay­dı. Ya­za­ra da hayat boyu im­ti­yaz ta­nın­mak­ta ve basan ile an­laş­mak ve sat­mak­la il­gi­li hak­lar ve­ril­miş­ti.

 

İlk fikir ve sanat eser­le­ri ka­nu­nu olan Hakkı Telif Ka­nu­nu ise 8 Mayıs 1910 ta­ri­hin­de çı­ka­rıl­mış­tır. 1 ocak 1952 ta­ri­hin­de ise 5846 Sa­yı­lı Fikir ve Sanat Eser­le­ri Ka­nu­nu­nu kabul edil­miş­tir. Kanun 1983, 1995, 2001, 2004 ve 2007 ve 2008 yıl­la­rın­da önem­li de­ği­şik­lik­le­re uğ­ra­mış­tır.

 

Telif dü­zen­le­me­le­ri ve bi­lin­ci ba­kı­mın­dan iler­le­me­miş ül­ke­le­rin ta­ma­mı­na ya­kı­nı İngil­te­re, Fran­sa, Al­man­ya gibi ül­ke­le­rin yakın dö­nem­de­ki dü­zen­le­me­le­rin­den alın­tı­lar ya­pa­rak ül­ke­le­rin­de bu hak­la­ra iliş­kin dü­zen­le­me­le­ri­ni oluş­tur­mak­ta­dır. Telif hak­la­rı dü­zen­le­me­le­ri­nin eski ve yeni ol­du­ğu tüm ül­ke­ler bil­gi­sa­yar ve in­ter­net kul­la­nı­mı­nın ge­liş­me sü­re­cin­de bugün dahil hızlı ge­liş­me­le­re ayak uy­dur­mak du­ru­mun­da ol­duk­la­rın­dan hemen hepsi yeni kanun ta­sa­rı­la­rı, ka­nun­lar ve il­gi­li dü­zen­le­me­ler yap­mak­ta­dır.

 

Dünya ül­ke­le­ri 20. Yüz­yı­lın or­ta­la­rın­dan iti­ba­ren fik­rin, ese­rin ya da ürü­nün hızlı ço­ğal­tıl­ma­sı, ya­yı­mı ve ya­yı­nı ne­de­niy­le ulus­la­ra­ra­sı dü­zen­le­me­ler­le de ül­ke­le­rin telif uy­gu­la­ma­la­rı­nın dü­ze­ne ka­vuş­ma­sı için ulus­la­ra­ra­sı top­lan­tı­lar ve söz­leş­me­ler yap­mak­ta­dır. Bu söz­leş­me­ler be­lir­le­nen ana il­ke­ler kap­sa­mın­da ül­ke­le­rin telif dü­zen­le­me­le­ri­ni iç hukuk dü­zen­le­me­le­ri­ne bı­rak­mış­tır. Ancak özel­lik­le büyük bir en­düst­ri ha­lin­de olan müzik eseri te­lif­le­ri ko­nu­sun­da her ül­ke­nin iç dü­zen­le­me­le­ri­ne uygun ko­ru­ma ve takip yapan özel ve kamu telif ku­ru­luş­la­rı ulus­la­ra­ra­sı fe­de­ras­yon ve ben­ze­ri çatı ku­ru­luş­lar ile ya­pı­lan toplu ve özel ikili an­laş­ma­lar­la telif hak­la­rı­nı dün­ya­da ortak il­ke­ler ve dü­zen­le­me­le­re doğru gö­tür­mek­te­dir.



Bu yazı 134 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI