seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


SELDA ÇAPAR

facebook-paylas
AKDENİZ'İN ORTAK KAHKAHASI
Tarih: 13-10-2026 13:28:00 Güncelleme: 13-10-2026 13:36:00


Si­cil­ya'nın beni en çok şa­şır­tan yanı, hiç­bir keş­fin baş­la­dı­ğı yerde bit­me­me­si. Bir şi­irin pe­şin­den yü­rür­ken ken­di­ni­zi ta­ri­hin için­de bu­la­bi­li­yor, bir ef­sa­ne­nin izini sü­rer­ken yüz­yıl­lar ön­ce­si­nin ön­yar­gı­la­rıy­la kar­şı­la­şa­bi­li­yor­su­nuz. Bu kez yol beni bam­baş­ka bir yere gö­tür­dü. Ço­cuk­lu­ğu­mun en ta­nı­dık bil­ge­si­ne... Üs­te­lik Ana­do­lu'da değil, Si­cil­ya'da.

 

Çizen: Sara Cappello

 

Adı Nas­red­din Hoca de­ğil­di. Giufà'ydı.
İlk kez bu isim­le kar­şı­laş­tı­ğım­da, Si­cil­ya'ya özgü bir halk kah­ra­ma­nı ol­du­ğu­nu dü­şün­düm. Fakat hi­kâ­ye­le­ri­ni oku­ma­ya baş­la­yın­ca şaş­kın­lı­ğım gi­de­rek arttı. Çünkü sa­tır­lar­da do­la­şan mizah bana hiç ya­ban­cı de­ğil­di. Her hi­kâ­ye­nin so­nun­da ço­cuk­lu­ğu­muz­dan ta­nı­dı­ğı­mız bir bil­ge­nin sesi yan­kı­la­nı­yor­du.
Nas­red­din Hoca'nın…


Türk kül­tü­rü­nün en se­vi­len halk bil­ge­si olan Nas­red­din Hoca'nın ger­çek­ten ya­şa­mış bir kişi ol­du­ğu kabul edi­lir. Ta­ri­hî kay­nak­la­ra göre 1208 yı­lın­da Es­ki­şe­hir'in Siv­ri­hi­sar il­çe­si­ne bağlı Hortu kö­yün­de doğar. Ba­ba­sı köyün ima­mı­dır. Daha sonra Ak­şe­hir'e yer­le­şir; bu­ra­da imam­lık, mü­der­ris­lik ve ka­dı­lık yap­tı­ğı kabul edi­lir. 1284 yı­lın­da Ak­şe­hir'de ha­ya­tı­nı kay­be­der. Tür­be­si bugün hâlâ zi­ya­ret­çi­le­ri­ni ağır­la­mak­ta­dır. Ancak onu ölüm­süz kılan me­za­rı değil, yüz­yıl­lar­dır dil­den dile do­la­şan fık­ra­la­rı­dır. Ha­zır­ce­vap­lı­ğı, ince ze­kâ­sı ve kim­se­yi in­cit­me­den dü­şün­dü­ren mi­za­hı sa­ye­sin­de Nas­red­din Hoca yal­nız­ca Ana­do­lu'nun değil, geniş bir coğ­raf­ya­nın ortak kül­tür mi­ra­sı­na dö­nüş­müş­tür.

 

 

Araş­tır­ma­ya devam et­tik­çe il­ginç bir yol­cu­luk­la kar­şı­laş­tım. Giufà, Si­cil­ya'da doğ­muş bir ka­rak­ter de­ğil­di. Kök­le­ri 9. yüz­yıl Arap an­la­tı ge­le­ne­ğin­de ya­şa­yan Juha (Cuhâ/Ğuhâ) ka­rak­te­ri­ne uza­nı­yor­du. Bu hi­kâ­ye­ler yüz­yıl­lar bo­yun­ca Ak­de­niz'in fark­lı kı­yı­la­rı­na ta­şın­mış; Si­cil­ya'da Giufà, başka coğ­raf­ya­lar­da Djeha, Goha ya da başka ad­lar­la an­la­tıl­mış­tı. Ana­do­lu'da ise Nas­red­din Hoca ge­le­ne­ğiy­le iç içe geç­miş, pek çok fıkra fark­lı kah­ra­man­la­rın ağ­zın­dan ye­ni­den hayat bul­muş­tu. Kah­ra­man­la­rın isim­le­ri de­ğiş­miş­ti ama in­sa­nı gül­dü­rür­ken dü­şün­dü­ren o ince zekâ hep aynı kal­mış­tı.

 

Si­cil­ya­lı­lar için Giufà ne bir kral­dır ne de bir des­tan kah­ra­ma­nı. O, hal­kın için­den çıkan sı­ra­dan bir in­san­dır. Ço­cuk­su saf­lı­ğı yü­zün­den sık sık kan­dı­rı­lır, ba­şı­nı derde sokar; ama hiç­bir zaman kö­tü­lük dü­şün­mez. Hi­kâ­ye­le­rin so­nun­da çoğu kez asıl dersi veren de odur. Belki bu yüz­den yüz­yıl­lar­dır Si­cil­ya­lı ço­cuk­lar prens­ler­den önce Giufà'nın hi­kâ­ye­le­riy­le büyür. Çünkü in­san­lar ku­sur­suz kah­ra­man­lar­dan çok, ken­di­le­ri­ne ben­ze­yen bil­ge­le­re ina­nır­lar.

 

Giufà'nın en se­vi­len hi­kâ­ye­le­rin­den biri bize ol­duk­ça ta­nı­dık gelir. Oğ­luy­la bir­lik­te eşe­ğiy­le yola çıkar. Önce oğul eşeğe biner; in­san­lar ayıp­lar. Sonra baba biner; yine eleş­ti­ri­lir. Bu kez ikisi bir­lik­te bi­ner­ler; eşeğe acı­ma­dık­la­rı söy­le­nir. İkisi de yü­rü­yün­ce bu defa "Madem eşe­ği­niz var, neden yü­rü­yor­su­nuz?" diye azar işi­tir­ler. Hi­kâ­ye­nin so­nun­da ve­ri­len ders as­lın­da he­pi­mi­zin bil­di­ği ger­çek­tir: İnsan­la­rın di­li­ni sus­tur­mak müm­kün de­ğil­dir.

 

Bir başka öy­kü­de hü­küm­dar, Giufà'dan bir eşeğe okuma yazma öğ­ret­me­si­ni ister. Gün­ler süren "eği­tim" so­nun­da eşek ki­ta­bın say­fa­la­rı­nı di­liy­le çe­vir­me­ye baş­lar. Her­kes hay­ret için­dey­ken Giufà gü­lüm­se­ye­rek sa­de­ce şu cüm­le­yi söy­ler: "Eşek bun­dan faz­la­sı­nı oku­ya­maz." İşte o anda insan, Nas­red­din Hoca'nın mi­za­hı­nı Si­cil­ya'nın dar so­kak­la­rın­da ye­ni­den duyar.

El­bet­te Giufà ile Nas­red­din Hoca aynı kişi de­ğil­dir. Biri Si­cil­ya'nın, di­ğe­ri Ana­do­lu'nun kül­tü­rel ha­fı­za­sın­da yer edin­miş­tir. Ama ikisi de aynı büyük an­la­tı ge­le­ne­ği­nin ço­cuk­la­rı­dır. İkisi de in­sa­nın za­af­la­rı­nı, ki­bir­le­ri­ni, hırs­la­rı­nı ve sağ­du­yu­su­nu mi­za­hın di­liy­le an­la­tır. Belki de bu yüz­den bir Si­cil­ya­lı­nın gü­le­rek an­lat­tı­ğı bir hi­kâ­ye, bize ço­cuk­lu­ğu­muz­dan ta­nı­dık gelir.

 

Ak­de­niz'e ha­ri­ta­dan bak­tı­ğı­nız­da ül­ke­le­ri bir­bi­rin­den ayı­ran sı­nır­lar gö­rür­sü­nüz. Oysa kül­tür, ha­ri­ta­la­ra bak­maz. Rüz­gâr gibi de­ni­zi aşar; li­man­dan li­ma­na ula­şır, her kı­yı­da yeni bir isim ka­za­nır. Bir hal­kın an­lat­tı­ğı hi­kâ­ye, başka bir hal­kın ço­cuk­lu­ğu­na dö­nü­şür.

 

Si­cil­ya bana önce Bu­te­ra'da Nazım Hik­met'in di­ze­le­riy­le şi­ir­le­rin sınır ta­nı­ma­dı­ğı­nı gös­ter­di. Sonra Testa di Moro ef­sa­ne­siy­le tek bir ke­li­me­nin yüz­yıl­lar bo­yun­ca nasıl ya­şa­ya­bil­di­ği­ni an­lat­tı. Şimdi ise Si­cil­ya'da Giufà, Ana­do­lu'da Nas­red­din Hoca olu­yor; isim­ler de­ği­şi­yor ama insan aynı insan ka­lı­yor. Aynı ha­ta­la­rı ya­pı­yor, aynı ders­le­ri alı­yor, aynı fık­ra­ya yüz­yıl­lar sonra bile gü­lüm­se­ye­bi­li­yor.



Bu yazı 7 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI