seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...


ERDEM YÜCEL

facebook-paylas
ATATÜRK'ÜN DIŞ POLİTİKASI
Tarih: 04-12-2025 14:04:00 Güncelleme: 04-12-2025 14:04:00


Kasım ayını yılın en hü­zün­lü ayı ol­du­ğu­nu hep dü­şün­mü­şüm­dür. 10 Kasım 1938’de cum­hu­ri­ye­ti­miz ku­ru­cu­su ve aynı za­man­da Türk­le­rin onu­ru­nu kur­ta­ran Ata­mı­zı yi­tir­miş­tik.
 
“Benim naçiz vü­cu­dum elbet bir gün top­rak ola­cak­tır. Fakat Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ile­le­bet pa­yi­dar ka­la­cak­tır.” diyen Ata­türk’ün dü­şün­ce­le­ri­ni, dev­rim­le­ri­ni iç­ten­lik­le be­nim­se­miş mil­yon­lar­ca insan bu ül­ke­de ya­şı­yor. Be­lir­li gün­ler­de kim­se­nin zor­la­ma­sı ol­ma­dan Anıt Kabir’e ko­şan­lar, o gün sa­at­ler do­ku­zu beş geç­ti­ğin­de si­ren­ler ça­lın­ca in­san­la­rın saygı du­ru­şu­na geç­me­le­ri, araç­lar­da­ki­le­rin klak­son­la­rı­na bas­ma­la­rı bunun en açık gös­ter­ge­si­dir.
 
Ata­türk’ü kay­bet­ti­ği­miz­de bin­ler­ce insan Dol­ma­bah­çe Sa­ra­yı­nın mu­aye­de sa­lo­nu­na ko­nu­lan ka­ta­falk­ta­ki bay­ra­ğa sa­rı­lı ta­bu­tu­nun önün­den ağ­la­ya­rak geç­miş­ti. Dol­ma­bah­çe Sa­ra­yı­nın önün­de­ki zi­ya­ret­çi­le­rin oluş­tur­du­ğu kuy­ruk hava ka­rar­mış ol­ma­sı­na rağ­men Or­ta­köy’e kadar uzan­mış­tı. Onu iz­le­yen yıl­lar­da da hala bin­ler­ce insan Anıt­ka­bir’e gi­de­rek Ata’nın mo­zo­le­si önün­de saygı du­ru­şun­da bu­lu­nu­yor, du­ala­rı­nı ondan esir­ge­mi­yor.
 
Bütün bun­lar O büyük ada­mın ebe­di­yen pa­yi­dar ola­ca­ğı­nın ni­şa­ne­si­dir. Her 10 Kasım günü Ata­türk ve silah ar­ka­daş­la­rı­nı, dev­rim­le­ri yapan kad­ro­la­rı sevgi ve rah­met­le anı­yor.
 
Kuşku yok ki; ço­ğu­muz Ata­türk ol­ma­sıy­dı ne olur­du diye dü­şün­müş­tür. Ata­türk ol­ma­sıy­dı bugün özgür bir ulu­sun va­tan­daş­la­rı olmak ye­ri­ne, ya­ban­cı güç­le­rin yö­net­ti­ği ezi­len bir ulu­sun bi­rey­le­ri ola­cak­tık.
 
Cum­hu­ri­ye­tin ku­ru­lu­şu­nu iz­le­yen yıl­lar­da dün­ya­da ta­ri­hin en zor gün­le­ri ya­şa­nı­yor­du. I. Dünya Sa­va­şı son­ra­sın­da Av­ru­pa par­ça­lan­mış ve yeni dev­let­ler or­ta­ya çık­mış­tı. Os­man­lı büyük top­rak ka­yıp­la­rı­na uğ­ra­mış, müt­te­fi­ki Al­man­ya gibi eko­no­mik çö­kün­tü içe­ri­sin­de bo­ca­lı­yor­du. Rusya’da Sov­yet dev­ri­mi ya­şa­nı­yor­du. Kı­sa­ca­sı ba­rı­şı göl­ge­le­yen olay­lar bir­bi­ri­ni iz­li­yor­du. İtalya’da Mus­so­li­ni’nin sal­dır­gan si­ya­se­ti­nin yanı sıra Al­man­ya’da Nas­yo­nal Sos­ya­list­ler hü­kü­me­ti ele ge­çir­miş­ti. Nazi Al­man­ya’sının Ver­sa­il­les An­laş­ma­sı­nı ta­nı­ma­yı­şı II. Dünya Sa­va­şı­nın sin­yal­le­ri­ni ve­ri­yor­du. Dün­ya­nın için­de bu­lun­du­ğu bu or­tam­da Ata­türk’ün “Yurt­ta sulh ci­han­da sulh” sö­zü­nün büyük önemi vardı. O gün­le­rin ba­tı­lı li­der­le­ri Ata­türk’ün dış si­ya­se­ti­ne yan­sı­yan dev­rim­ci­li­ği­ni, li­der­li­ği­ni ve si­ya­si st­ra­te­ji­si­ni çok iyi kav­ra­mış­lar­dı. Buna kar­şı­lık Ata­türk so­run­lar ya­şa­ma­ma­sı için başta kom­şu­la­rı­mız olmak üzere diğer dev­let­ler­le ba­rış­çıl bir po­li­ti­ka iz­li­yor­du. Kuş­ku­suz bunda ka­rar­lı ve man­tık­sal bir hesap adamı ol­ma­sı­nın da büyük payı vardı. Başka bir de­yiş­le akıl­cı ve ger­çek­çiy­di. Ulu­sal sı­nır­lar içe­ri­sin­de, kendi gü­cü­ne da­ya­lı, tam ba­ğım­sız çağ­daş Tür­ki­ye’yi ya­rat­mak is­ti­yor­du. Bunda da ba­şa­rı­lı ol­muş­tu.
 
Ata­türk’ün yurt dı­şı­na hiç çık­ma­dı­ğı­nı söy­le­yen, ta­rih­ten na­sip­len­me­miş olan­lar­la ara sıra da olsa kar­şı­la­şı­yo­ruz. Oysa Pi­car­die Ma­nev­ra­la­rı­nı iz­le­mek üzere 1910 yı­lın­da Fran­sa’ya git­miş, Hol­lan­da, Bel­çi­ka ve İsviç­re’yi görme ola­na­ğı­nı bul­muş­tu. Sofya As­ke­ri Ata­şe­li­ği­ni 1913 yı­lın­da yap­mış ve bir yıl da orada kal­mış­tır. Ve­li­aht Vah­det­tin ile bir­lik­te 1917 yı­lın­da Al­man­ya ge­zi­si­ne ka­tıl­mış, te­da­vi amaç­lı 1918’de Vi­ya­na’da bu­lun­muş­tu. Cum­hur­baş­kan­lı­ğı dö­ne­min­de ise yurt dı­şı­na çık­ma­mış­tı. Kuşku yok ki bunun da ken­din­ce bir ne­de­ni ol­ma­lıy­dı. Afgan Kralı Ama­nul­lah Han (1928), Irak Kralı Emir Fay­sal (1932), İran Şahı Rıza Peh­le­vi (1934) ve İngil­te­re Kralı VIII. Ed­ward (1936) O’nunla gö­rüş­mek için Tür­ki­ye’ye gel­miş­ler­di.
 
Tür­ki­ye ile Af­ga­nis­tan ara­sın­da­ki dip­lo­ma­tik iliş­ki­ler 1920 yı­lın­da Ab­dur­rah­man Bey’i oraya tem­sil­ci ola­rak gön­der­me­siy­le baş­la­mış, 1 Mart 1921’de Mos­ko­va’da Türk-Af­gan Dost­luk Ant­laş­ma­sı im­za­lan­mış­tır. Ama­nul­lah Han’da Milli Mü­ca­de­le’de Ata­türk’ün ya­nın­da yer almış Türk ko­mu­tan­la­rı­na ni­şan­lar gön­der­miş­ti. Bunun ar­dın­dan 1928’de Tür­ki­ye’ye gelen ilk dev­let baş­ka­nı ol­muş­tur.
 
O yıl­lar­da Tür­ki­ye ile Irak ara­sın­da Musul so­ru­nu ve İngi­liz­le­rin em­per­ya­list si­ya­se­tin­den ötürü so­ğuk­luk ya­şa­nı­yor­du. Bu yüz­den Ata­türk Irak’a karşı me­sa­fe­li bir si­ya­set iz­li­yor­du. Irak Kralı Fay­sal Tür­ki­ye’yi zi­ya­ret ede­rek bu so­ğuk­lu­ğu gi­der­mek is­te­miş­se de kabul gör­me­miş­ti. İngil­te­re Irak’a 30 Ha­zi­ran 1930’da muh­ta­ri­yet ve­ril­me­sin­den sonra Fay­sal, 6-8 Tem­muz 1931’de Tür­ki­ye’ye gel­miş ve Ata­türk ta­ra­fın­dan kabul edil­miş­ti.
 
İran’da Kaçar Ha­ne­da­nı 1925’de yı­kıl­mış ve ye­ri­ne Peh­le­vi sü­la­le­si geç­miş­ti. Bu dönem Türk-İran iliş­ki­le­ri­nin bir ba­kı­ma dönüm nok­ta­sı ol­muş­tu. Rıza Peh­le­vi’nin 25 Nisan 1936’da ken­di­si­ni İran Şahı ola­rak ilan et­me­si­nin ar­dın­dan Ata­türk taç giyme tö­re­ni­ne bir heyet gön­der­miş ve ken­di­si­ne de­ğer­li taş­lar­dan süslü bir de kılıç he­di­ye et­miş­ti. Bunun ar­dın­dan İran ile sınır gü­ven­li­ği, dost­luk ve ta­raf­sız­lık ve eko­no­mi an­laş­ma­sı im­za­lan­mış­tı. Böy­le­ce her iki taraf ara­sın­da baş­la­yan dost­luk­tan ötürü Şah 1934 yı­lın­da Ata­türk’ü zi­ya­ret et­miş­ti. İngil­te­re Kralı VIII Ed­ward’da 4 Eylül 1936’da İstan­bul’a ge­le­rek Ata­türk’ü zi­ya­ret etmiş ve her iki dev­let ara­sın­da­ki dost­lu­ğu baş­lat­mış­tır. Ata­türk’ün Dol­ma­bah­çe rıh­tı­mın­da kar­şı­la­dı­ğı VIII. Ed­vard’ın bu zi­ya­re­ti­nin özel an­la­mı­nı Prof. Dr. Hik­met Öz­de­mir, “Ata­türk ve İngil­te­re/Bir Ba­rış­ma­nın Dip­lo­ma­tik Ta­ri­hi” isim­li ki­ta­bın­da bu zi­ya­re­ti şöyle an­lat­mış­tır:
“İngil­te­re Kralı VIII. Ed­ward’ın 1936 Tür­ki­ye zi­ya­re­ti­ni, resmi ol­ma­ma­sı­na kar­şın, hasım ül­ke­ler ara­sın­da gö­rü­len ba­rış­ma zi­ya­ret­le­ri ara­sın­da say­mak­ta­dır. Dünya dip­lo­ma­si ta­ri­hin­de hasım ül­ke­ler ara­sın­da­ki ba­rış­ma zi­ya­ret­le­ri tü­rü­ne ilk örnek ola­rak, İngil­te­re Kralı’nın bu zi­ya­re­ti gös­te­ril­miş­tir. O sı­ra­lar II. Dünya Sa­va­şı’na giden yolda, Av­ru­pa’da de­ğiş­me­ye yüz tutan den­ge­ler, fa­şist İtalya’nın sal­dır­gan tu­tu­mu ve son­ra­la­rı ya­lan­la­ma­sı­na rağ­men, Doğu Ak­de­niz üze­rin­de­ki emel­le­ri Doğu Ak­de­niz’deki İngi­liz çı­kar­la­rı­nı teh­li­ke­ye so­ka­bi­lir­di.
 
Bu tür dü­şün­ce­ler de İngil­te­re Kralı’nı, Tür­ki­ye ile iliş­ki­le­rin­de dönüm nok­ta­sı oluş­tu­ra­cak yeni bir sayfa açmak için ha­re­ke­te geç­me­ye, en azın­dan bir nabız yok­la­ma­ya zor­la­mış ola­bi­lir­di.
 
Mus­ta­fa Kemal’in ‘Yurt­ta barış dün­ya­da barış’ il­ke­si­ni uy­gu­la­yan Cum­hu­ri­yet Hü­kü­me­ti’nin bu gi­ri­şi­mi olum­lu kar­şı­la­ma­sı bek­le­ni­yor­du ve ni­te­kim öyle oldu: Kral, um­du­ğun­dan fazla ilgi gördü.”
 
Ürdün Emiri Ab­dul­lah’ta An­ka­ra’ya ge­le­rek Ata­türk’ü zi­ya­ret et­miş­tir.
Bal­kan, I. Dünya ve ar­dın­dan İstik­lal Sa­va­şın­dan sonra adeta ha­ra­be­ye dön­müş, esa­ret­le karşı kar­şı­ya kal­mış bir mem­le­ke­tin li­de­ri Ata­türk ül­ke­si­ni çağ­daş bir dü­ze­ye ulaş­tır­mış, iz­le­di­ği po­li­ti­kay­la dünya li­der­le­ri ara­sın­da dost­luk iliş­ki­le­ri kur­muş­tu.
 
O yıl­lar­da Tür­ki­ye’yi kral­lar ve dev­let adam­la­rı zi­ya­ret etmiş ve Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti bir­çok dev­le­tin it­ti­fak yap­mak is­te­di­ği say­gın bir ko­nu­ma gel­miş­ti. Ola­ğa­nüs­tü dev­rim­le­ri ger­çek­leş­ti­rir­ken em­per­ya­liz­me karşı koy­muş, in­san­lar ara­sın­da dil, din, ırk ay­rı­mı gö­zet­me­ye­rek Tür­ki­ye’yi dün­ya­da ben­ze­ri ol­ma­yan bir ko­nu­ma ge­tir­miş, bir­çok dev­let adamı O’nu örnek al­mış­tır.


Bu yazı 5695 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI