beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


Av. ÖZCAN BAKIRCI

facebook-paylas
SANAT VE SAHTECİLİK
Tarih: 21-05-2025 11:48:00 Güncelleme: 21-05-2025 11:48:00


Sev­gi­li Okur­lar, ön­ce­ki ya­zım­da “sa­nat­ta sah­te­ci­li­ğin” kısa bir ta­rih­çe­si­ne ve dünya ge­ne­lin­de­ki du­ru­mu­na de­ğin­miş­tim. Malum ko­nu­nun ge­niş­li­ği se­be­biy­le sa­nat­ta sah­te­ci­li­ğin Tür­ki­ye öze­lin­de­ki du­ru­mu­na ve ko­nu­nun Türk Yargı Sis­te­min­de­ki ye­ri­ne de­ği­ne­me­miş­tim. Ko­nu­ya kal­dı­ğım yer­den devam edi­yo­rum.
 
Türk Sanat pi­ya­sa­sı 
2010’larda altın ça­ğı­nı ya­şa­dı
Ra­kam­lar fark­lı­lık arz etse de, Türk Sanat Pi­ya­sa­sı’nın -do­lar ku­ru­nun nis­pe­ten düşük ol­du­ğu- 2008-2010 dö­ne­min­de 250-300 mil­yon do­lar­lık hacme ulaş­tı­ğı çe­şit­li kay­nak­lar­ca dile ge­ti­ril­miş­ti. Aynı kay­nak­lar Türk Li­ra­sı’nın son­ra­ki yıl­lar­da değer kay­bet­me­si ile bu hac­min 50 mil­yon do­lar­la­ra ge­ri­le­di­ği­ni ifade et­ti­ler. TÜİK ve­ri­le­ri­ne göre de 2011-2015 ara­sın­da yurt dı­şın­dan 223 mil­yon do­lar­lık eser ithal edil­di. Ra­kam­la­rın bü­yük­lü­ğü ha­liy­le sah­te­kâr­la­rın da iş­ta­hı­nı ka­bar­tı­yor.
 
Rus ve Gürcü res­sam­la­ra 
üret­ti­ri­li­yor
Ko­nu­nun uz­man­la­rı ve ga­le­ri­ci­ler sah­te­ci­li­ğin Tür­ki­ye’de de ol­du­ğu­nu, ancak yurt­dı­şın­da­ki kadar yay­gın ol­ma­dı­ğı­nı söy­lü­yor. Bi­lin­di­ği üzere mo­dern an­la­ma­da Türk resmi 1860’lara kadar uza­nı­yor. Türk res­sam­lar­ca ya­pı­lan re­sim­ler 1960’lara kadar ne­re­dey­se para et­me­di. Resim ta­ri­hi­miz yeni ol­du­ğu için sah­te­kâr­lık yurt dı­şın­da­ki kadar ge­liş­me­di. Ay­rı­ca bir sanat ese­ri­nin sah­te­si­ni üret­mek hiç de kolay bir iş değil. Bu yüz­den sahte eser­ler özel­lik­le Gür­cis­tan, Rusya ya da Po­lon­ya’dan temel resim eği­ti­mi almış ki­şi­le­re yap­tı­rı­lı­yor. Sah­te­si yap­tı­rı­lan eser ma­li­ye­ti­nin en az 10 ka­tı­na sa­tı­la­bi­li­yor.
 
Sahte eser pi­ya­sa­sı­nın iş­le­yi­şi
Önce Tür­ki­ye’de çok satan vefat etmiş bir res­sam se­çi­li­yor ve onun dö­ne­mi­ne ait tuval bu­lu­nu­yor. Sonra o res­sa­mın tek­ni­ği­ne uygun özgün bir tablo res­me­di­li­yor. Sonra bu sahte tab­lo­ya iyi bir hi­kâ­ye uy­du­ru­lu­yor ve pi­ya­sa­ya su­nu­lu­yor.
 
Bir tab­lo­nun sahte ol­du­ğu 
an­la­şıl­dı­ğın­da ne olu­yor?
Ge­nel­de tab­lo­nun ya da ese­rin sahte ol­du­ğu an­la­şı­lır­sa ko­lek­si­yo­ner eseri al­dı­ğı yere iade edi­yor ve pa­ra­sı­nı alı­yor. Pa­ra­sı­nı ala­maz­sa başka tab­lo­lar­la de­ğiş­ti­ri­yor. Bazen de elin­de ka­lı­yor, de­ğiş­ti­re­mi­yor. Ses­siz ka­la­rak sahte tab­lo­yu elin­de tutma ve bir­kaç yıl sonra mü­za­ye­de yo­luy­la elin­den çı­kar­ma yo­lu­nu se­çi­yor. Mü­za­ye­de ka­na­lıy­la sa­tış­lar­da tablo sa­hi­bi­nin açık­lan­ma­sı zo­run­lu ol­ma­dı­ğı için, ile­ri­de tab­lo­nun sahte ol­du­ğu or­ta­ya çıksa bile ge­ri­ye dönük işlem ya­pıl­mı­yor. Ya­pıl­ma­sı için işin yar­gı­ya ta­şın­ma­sı ge­re­kir. Sus­mak ve elden çı­kar­mak en çok ter­cih edi­len yön­tem­dir. Çünkü ese­rin sahte ol­du­ğu ifşa olur­sa ko­lek­si­yo­ne­rin iti­ba­rı da zarar görür.
 
Yargı bu ko­nu­da ne diyor?
Peki sah­te­kar­lık yar­gı­ya in­ti­kal et­ti­ğin­de ne olu­yor? Bu ko­nu­da dava açan­lar ge­nel­de ko­lek­si­yo­ner­ler­den zi­ya­de res­sam­lar veya on­la­rın va­ris­le­ri olu­yor. Tür­ki­ye’de bu alan­da gö­rü­len ilk da­va­lar­dan biri 1999’da açıl­dı. Res­sam Hasan Ve­ci­hi Be­re­ke­toğ­lu’na ait ol­du­ğu iddia edi­len “Bar­bun­ya Ba­lık­la­rı” ve “Pey­zaj” adlı iki tablo mü­za­ye­de şir­ke­tin­ce sa­tı­şa su­nul­du. Be­re­ke­toğ­lu’nun mi­ras­çı­sı Fatma Derin, sahte ol­du­ğu­nu iddia ede­rek hu­ku­ki sü­re­ci baş­lat­tı. Mah­ke­me eser­le­rin sahte ol­du­ğu­nu tes­cil etti ve im­za­la­rın tab­lo­dan si­lin­me­si­ne hük­met­ti.
 
Bir başka olay ise Şefik Bur­sa­lı’ya ait ol­du­ğu iddia edi­len eser­de ya­şan­dı. Yargı, 2007 yı­lın­da açı­lan da­va­da yine ese­rin “sahte” ol­du­ğu­na hük­met­ti.
Ko­lek­si­yo­ner­ler susar…
 
Ne var ki, Tür­ki­ye’de bu tür­den sah­te­ci­lik olay­la­rın­da yargı yolu pek ter­cih edil­mi­yor. Bunun se­bep­le­ri çe­şit­li ol­mak­la bir­lik­te en önem­li­le­ri; yar­gı­la­ma sü­re­ci­nin uzun ol­ma­sı ve ko­lek­si­yo­ne­rin bir tab­lo­su­nun sahte ol­du­ğu­nun an­la­şıl­ma­sı du­ru­mun­da tüm ko­lek­si­yo­na gölge dü­şe­ce­ği kor­ku­su­dur. Bu ne­den­le ko­lek­si­yo­ner­ler susar. Ay­rı­ca ko­lek­si­yo­ne­rin iti­ba­rı da ses­siz­lik­te rol oynar. Ta­bi­ri ye­rin­dey­se enayi ye­ri­ne kon­mak­tan kor­kar.
 
De­ğer­li okur­lar, sahte eser tu­za­ğı­na düş­me­mek için eseri kim­den al­dı­ğı­nı bil­mek­ten başka bir çare gö­rün­mü­yor. Tam da bu nok­ta­da Ka­pa­lı­çar­şı’da yay­gın ola­rak kul­la­nı­lan bir sözü ha­tır­la­mak­ta fayda var.
“Ne al­dı­ğı­nı bil­mi­yor­san, kim­den al­dı­ğı­nı bi­le­cek­sin.”


Bu yazı 4602 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
GAZETEMİZ

nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI